Kariye Müzesi 3-İstanbul

İstanbul kariye Müzesi

İstanbul kariye Müzesi

İstanbul’da gezmediğim müze, saray, köşk ve kasır kalmadığı halde Kariye Müzesindeki Metokhites’in mozaiklerinin yeni farkına vardım. Bu konuda uzman olanlarca Kariye’deki Metokhites’in mozaiklerinin dünyada bir ilk olduğu söyleniyor. Dünyada bir ilk ve tek olan bu ünlü mozaiklerin oluşmasını sağlayan ise Metokhites adlı bir Bizans yöneticisidir.

Bizans İmparatorluğunda başbakanlık düzeyinde görevler edinen Metokhites’in en büyük hayali, saray benzeri evine çok yakın olan Chora Manastırını ayağa kaldırmaktı. 1316’da Chora ile ilgilenmeye başlayan Metokhites, 5 yılda manastırın onarımı tamamladı. Onarım sonrası Manastır depremlere dayanıklı bir hale getirilirken, içi de muhteşem mozaik ve freskolarla süslendi. İpeksi dokumalarla zenginleştirilen manastıra kütüphane de kuruldu.

Metokhites tarafından restore edilen Khora’daki mozaikler dünyada başka örneği olmayan  özelliklere sahip. Dış nartekste İsa’nın hayatı, iç nartekste ise Meryem’in hayatı ile ilgili mozaik sahneler yer alıyor. Bu sahneler, Meryem’in ve İsa’nın hayatındaki olaylara göre kronolojik bir sıra takip ediyor.Başka bir deyişle, İsa’nın ve Meryem’in yaşam öyküleri, iki resimli roman halinde mozaiklerde anlatılıyor. Dış nartekste Kutsal Bakire Meryem, İsa’yı dünyaya getiriyor, İsa’nın yaşam öyküsüne geçiliyor ve Meryem’in ölüm sahnesi ile öykü bitiyor.

Kariye mozaik ve freskleri, Bizans resim sanatının son dönemi olan 14. yüzyıla ait  en güzel örnekler arasında yer alıyor. Önceki dönemin yeknesak fonu burada görülmüyor. Derinlik fikri, figürlerin hareket değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleri olarak karşımıza çıkıyor. Kariye mozaikleri İtalyan Rönesans’ına paralel ilerleyen Bizans Sanatındaki yeni uyanışın önemli örnekleridir. Kariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının son dönemine olan 14. yüzyıla ait  en güzel örnekler arasında yer alıyor.

Dış narteksin güney cephesinde uzanan dar, uzun tek nefli bir şapel ”parekklesion” olarak adlandırılmış. Parekklesion’un doğu ucuna yerleştirilmiş olan Absis ve üzerinde bulunduğu duvar ile kemerler tam bir mozaik ve fresko cenneti. Bu cennette ”Diriliş Sahnesi”nin yanı sıra ”Son Yargı Sahnesi”, ”Mahşer” ve piskopos figürleri yer almaktadır. Bir önceki yazı dizisinde Davut’un oğlu Yusuf’un Meryem ile ilgili olarak gördüğü rüya, Kutsal Ruh olarak İsa’nın dünyaya geleceği, vergi sayımı için Beytüllahim’ gidişleri ve sayıma katıldıktan sonra dönüşte, bir mağarada İsa’nın doğuşunu betimleyen mozaikleri tanı(t)maya çalıştım. Mozaik tasvirleri tanıtmaya devam ediyorum.

Kral Herod’un Huzurunda üç Doğulu Kahin

 

Diyafram kaldırarak bir duvara, içbükey bir tavana, bir kemere hilal ya da yarım daire biçimli olarak oluşturulan alanlar lunet olarak tanımlanmaktadır. Mozaik ve freskolar için mükemmel yerlerdir. Dış narteks güney kanadının ilk doğu lunetinde iki bölümlü bir tasvir bulunmaktadır. Tasvirin sol tarafında atları ile Beytüllahim yıldızını takip eden Baltazar,Gaspar, Melkior adlı üç Kahin kralın Kudüs’e giderek, “Yahudilerin Kralı olarak doğan çocuk nerededir? Sorgulaması yaparlar. Soranlara da ”Çünkü doğuda onun yıldızını gördük, ona ibadet etmek için ve hediyelerini vermek geldik” şeklindeki sözleri Kral Herod tarafından duyulur.  

Kral Herod, baş papaz ve katiplerinden bu konu ile ilgili bilgi ister.  Yeni doğan bu çocuğun Bethlehem/Beytüllahim’de olduğunu öğrenmesi üzerine üç Kral kahini çağırır. Tasvirli sahnedeki  mimari bir yapı önünde taht üzerinde oturan Kral Herod bir elinde asa tutarken diğer elini karşısında duran kahinlere uzatmış vaziyettedir. Kralın arkasında bir muhafız, karşısında ayakta duran üç Kral kahin vardır. 

Soldaki uzun sakallı kahinin elinde İsa’ya sunulmak üzere, içinde hediye olan bir kutu bulunmaktadır. Kutunun içinde bir tanrıya ilk kez sunulacak manevi semboller olan mühür, tütsü ve altın bulunmaktadır. Kral kahinlerin karşısında, tahtında oturmakta olan Herod, kendisinin de bu peygambere ibadet edeceğini söyler ve peygamberi onun için bulmalarını ister.

Üç Kral kahin, Kral Herod’un samimiyetinden kuşku duyarak, ayrılırlar. İsa’yı bularak,  onun ilk ibadet edenleri olurlar, ancak Herod’a haber vermezler. Bu duruma çok sinirlenen Kral Hirodes, Bethlehem’de bulunan ve iki yaşına kadar her erkek çocuğunun öldürülmesi emrini verir. Dış narteksin güney duvarındaki lunette ise Herod’un İsa’ya zarar vereceğini rüyasında gören Yusuf’un kutsal aileyi Mısıra kaçırması anlatılmıştır. Burada “Mısır’a kaçış” yazılıdır.  

Katliamın emredilmesi ve yas tutan anneler

Dış narteksin güney kanadı, güney lunetinde, doğulu kahinlerin bebek İsa’yı bularak hediyelerini sunduktan sonra ülkelerine dönmeleri üzerine, Kral Herod, Bethlehem ve civarında ki iki yaşına kadar olan erkek bebeklerin katliamını emrediyor. Solda taht üzerine oturan Kral Herod, arkasında iki muhafız ile karşısında ise üç asker yer alıyor. Panonun sağ kısmında ise, çocukların askerler tarafından öldürüldüğü katliam sahnesine yer verilmiştir. Bir anne karnı deşilen çocuğuna bakamamakta diğeri ise çocuğunu saklamaya çalışırken görülmektedir.  Mozaikli sahnede  “Sonra Herod, bilginler tarafından alaya alındığını gördüğünde, çok kızdı ve dışarı yolladı ve Bethlem’deki ve bunların bütün kıyılarındaki iki yaş ve altındaki bütün çocukları öldürdü” yazılıdır.  Dış narteksin güney kanat, ikinci bölüm batı kemerinde, günümüze tam olarak gelemeyen mozaik tasvirde, çocukları öldürülmüş anneler bir arada oturarak, ölen çocuklarının yasını tutmaktadır. Tasvirli sahnede, “Rama’da bir ses duyuldu, ağıt ve ağlama ve büyük yas” yazılıdır.

Elizabet ve Yahya’nın katliamdan kaçışı

Dış narteksin güney kanat, birinci kısımdaki batı kemerinde, Azize Elizabeth, kucağında oğlu Vaftizci Yahya ile dağda bir mağaraya sığınmaları betimlenirken, sol tarafta ise, bir asker bir elinde kılıç, diğer elinde kılıcının kını  ile onlara doğru koşarken tasvir edilmiştir. Elizabeth ve oğlu, mucize eseri olarak mağaranın girişinin bir kaya ile kapanması sayesinde katliamdan kurtulmuştur. Mozaikli sahnede “Elizabet’in kaçışı”yazılıdır. 

Kutsal Ailenin Mısır’dan, Nasıra’ya Dönüşü

Dış narteksin batı duvarında, pencerelerin üzerindeki kemerlerde, tasvirli sahnede, Kral Herod’un katliamından kaçarak, Mısır’a giden Kutsal Ailenin Mısır’dan , Nasıra’ya dönüşü anlatılmıştır. Sol tarafta uyur durumdaki Yusuf’a yaklaşan bir melek Kral Herod’un öldüğü, yerine oğlu Arhelaos’un geçtiği bilgisini vererek, artık geri dönebileceklerini söylemektedir. Diğer sahnede ise, Önde Yusuf, Çocuk İsa’yı omzunda taşırken, arkada Meryem, onun arkasında ise, üzerinde yük olan bir eşeği çeken Yusuf’un oğlu bulunmaktadır. Tasvirin en sağında Nasıra Kenti görülmektedir. “Tanrının rüyadaki uyarısıyla, Galile’nin parçasında bir kenara çekildi ve Nasıra denilen şehre geldi ve oturdu” yazılıdır. Meryem’in başının üstünde “Tanrı Anası”, İsa’nınkinde ise “İsa Mesih” anlamına gelen monogramlar görülmektedir.

1,108 total views, 2 views today

Share

Kariye Müzesi 2-İstanbul

İstanbul’un içinde barındırdığı zenginlikler ve gizemler herhalde bitmez. Binlerce yıldır insanları mıknatıs gibi kendine çekmesi de bu yüzden olsa gerek. Bu zenginliklerden biri de, Fatih semtinde bulunan, Edirnekapı surlarına çok yakın bir konumda olan Kariye Müzesidir. Topkapı Sarayı Müzesi ve Ayasofya’dan sonra İstanbul’un en çok ziyaret edilen müzesi Kariye ya da diğer adıyla Khora’dır.

Kariye MüzesiKariye Müzesi olarak anılan yapı, Doğu Roma İmparatorluğu döneminde büyük bir yapı kompleksi olan Khora manastırının merkezini oluşturan ve İsa’ya adanmış olan bir kilise yapısıdır. Konstantinos surlarının dışında kalması sebebiyle binaya Grekçe “Kırsal alan” ya da “Kent dışı” anlamına gelen “Khora” ismi uygun görülmüştür. Bizans döneminde kilise, fetihten sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bir yapıdır.
Kariye Müzesi’nde yer alan eşsiz freskolardan; apsiste görülen ve çok az hasarla günümüze ulaşan “Diriliş” (Anastasis) sahnesi sizler tarafından görülmeyi bekliyor.

Tipik bir Bizans yapısı olan Kariye Kilisesi, dışarıdan bakıldığında tuğla duvarları nedeniyle oldukça sade görünüyor.

Ancak içi en süslü kiliseler arasında yer alıyor. Güney cephesinde uzanan dar uzun tek nefli bir şapel olan parekklesion bir bodrum üzerine yapılmış. Yapının üstünün bir kısmı kubbe, diğer kısmı tonozla örtülü. Tek apsisli kilisenin dış narteksi bütün batı cephesi boyunca uzanıyor ve günümüzdeki cepheyi oluşturuyor. Kilisenin orta mekanını örten yüksek kasnaklı ahşap kubbe Osmanlı döneminde onarılmış. Dış cephelerde yuvarlak kemerler, yarım payeler, nişler ve taş tuğla örgü sıraları ile plastik ve hareketli bir görünüm sağlanmış.

Doğu cephesi dışa taşkın apsislerle bitiyor. Müzede restorasyon çalışmaları sürüyor. Sadece dış ve iç narteksler ziyaretçilerine açık. Müzeye gelen grupların rehberlerinin açıklamalarına kulak verdiğimizde, ziyaretçilerinin ezici çoğunluğunu yabancılar oluşturuyor.İnsanlar Amerika’dan, Japonya’dan, Avusturlya’dan kalkıp İstanbul’a geliyor. Kariye Müzesi’ni geziyor. Bizler yaşadığımız kentleri bile tanımıyoruz. Büyük çoğunluğumuz müzeleri gezmiyoruz.

Bana gelince, İstanbul’a yerleşeli iki yıl olmasına rağmen, oldukça mesafe kaydettim.  İstanbul’da gezmediğim müze, saray, köşk ve kasır kalmadığı halde yeni farkına vardım Kariye Müzesi’ndeki Metokhites’in mozaiklerinin. Kariye’deki Metokhites’in mozaiklerinin dünyada bir ilk olduğu söyleniyor bu konuda uzman olanlarca . Bizans İmparatorluğu’nda başbakanlık düzeyinde görevler edinen Metokhites, zamanla büyük bir güç ve servete kavuştu.  Metokhites’in en büyük hayali, saray benzeri evine çok yakın olan Chora Manastırı’nı ayağa kaldırmaktı.

1316’da Chora ile ilgilenmeye başlayan Metokhites, 5 yılda manastırın onarımı tamamladı. Manastır depremlere dayanıklı bir hale getirilirken, içi de muhteşem mozaik ve freskolarla süslendi. İpeksi dokumalarla zenginleştirilen manastıra kütüphane de kuruldu. Metokhites, bazı mülkleri de kilise için bağışladı.Bizans’taki iktidar savaşı sonunda sürgüne gönderildi. Sonradan İstanbul’a dönmesine ve  yalnızca Khora Kilisesi’nde yaşamasına izin verildi.

Öldükten sonra da manastır arazisi içine gömüldü. Metokhites tarafından restore edilen Khora’daki mozaikler dünyada başka örneği olmayan  özelliklere sahip. Peki nedir bu mozaiklerin özelliği? Sorusunun yanıtına gelince, ilk mozaik fotoroman oluşunda. Dış nartekste İsa’nın hayatı, iç nartekste ise Meryem’in hayatı ile ilgili mozaik sahneler yer alıyor. Bu sahneler, Meryem’in ve İsa’nın hayatındaki olaylara göre kronolojik bir sıra takip ediyor.Başka bir deyişle,İsa’nın ve Meryem’in yaşam öyküleri, iki resimli roman halinde mozaiklerde anlatılıyor.

İstanbul kariye Müzesi

İstanbul kariye Müzesi

Dış nartekste Kutsal Bakire Meryem, İsa’yı dünyaya getiriyor ve bu kez İsa’nın yaşam öyküsüne geçiliyor; Meryem’in ölüm sahnesi ile öykü bitiyor. Mozaiklerle gerçekleştirilen resimli romanlardan ilkini, müzenin dış narteksinden iç narteksine geçerken kapının üzerinde bir “Pantokrator İsa” mozaiği olarak görüyoruz. Bu betimleme/tasvir birçok ortodoks kilisesinde kullanılan İsa’nin yüceliğini ifade eden, kalıp pozlardan biri. Sakallı olarak betimlenen İsa, sağ eli ile takdis işareti yaparken, sol elinde yeni Ahit’i tutuyor.Sol tarafta İsa’nın doğumu, Vali Quirinus’un önünde nüfus sayımı, Meleğin Yusuf’a görünüp Meryem’i alıp gitmesini öğütlemesi, ekmeğin çoğaltılması, suyun şaraba dönüştürülmesi yer alıyor. Sağ tarafta ise kahin/haberci kralların İsa’nın doğumunu haber vermesi, felçlilerin iyileştirilmesi ve çocukların katli gibi sahneler bulunuyor. Kariye mozaik ve freskleri, Bizans resim sanatının son dönemi olan 14. yüzyıla ait  en güzel örnekler arasında yer alıyor. Önceki dönemin yeknesak fonu burada görülmüyor.

Derinlik fikri, figürlerin hareket değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleri olarak karşımıza çıkıyor. İtalyan Rönesansına paralel ilerleyen Bizans Sanatı’ndaki yeni uyanışın önemli örnekleridirKariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının son dönemine olan 14. yüzyıla ait  en güzel örnekler arasında yer alıyor. Önceki dönemin yeknesak fonu burada görülmüyor. Derinlik fikri, figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleri.

Kariye mozaik ve freskleri Bizans resim sanatının son dönemine olan 14. yüzyıla ait  en güzel örnekler arasında yer alıyor. Önceki dönemin yeknesak fonu burada görülmüyor. Derinlik fikri, figürlerin hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzama bu üslubun özellikleri. İtalyan Rönesansına paralel ilerleyen Bizans Sanatı’ndaki yeni uyanışın önemli örnekleridir. Kariye Müzesi’ndeki mozaik ve freskler, İtalyan Rönesansına paralel ilerleyen Bizans Sanatı’ndaki yeni uyanışın önemli örnekleridir.

 Yusuf’un Rüyası ve Bethlehem’e Nüfus Sayımı için Gidiş

Dış narteks kuzey duvarındaki lunette, üç ayrı sahne tasvir edilmiştir. Sahnenin sol tarafında Meryem, Vaftizci Yahya’yı doğuracak olan Elizabeth ile birlikte tasvir edilmiştir. Meryem Elizabeth’e “sen Allahın sevgili kulusun, karnındaki çocuk da kutsanmıştır.” Sahnenin sol alt köşesinde Yusuf, Meryem’in hamile olduğunu anlayınca düşünceli bir şekilde uykuya dalmış  vaziyette tasvir edilmiştir. Yusuf’a doğru yaklaşan bir melek, ondan ayrılmaması, Meryem’in Ruh-ül Kudüs/Kutsal Ruh tarafından hamile bırakıldığı, insanlığı günahlarında arındıracak bir erkek çocuk dünyaya getireceği, adını da İsa koyacağı haberini vermektedir.

Kariye MüzesiBurada, Meryem’in başının üzerinde, “Tanrı Anası” anlamına gelen monogamları bulunmaktadır.  Sağ taraftaki betimlemede ise dağlık bir yerde, arkada Yusuf, ortada katır üzerinde Meryem, önde ise Yusuf’un oğlu tasvir edilmiştir. Burada, nüfus sayımı için Bethlehem’e gidiş sahnesi görülmektedir.  Arka planda şehir tasvir edilmiştir. Tasvirli sahnede üstte “ve Yusuf , Nasıra şehri dışındaki Galile’den, Judaya’daki Bethlehem olarak adlandırılan Davud’un şehrine çıktı” altta ise “İşte Tanrının meleği O’na rüyasında göründü, dedi ki,Yusuf sen Davud’un oğlu, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma: çünkü kendisinde doğmuş olan Kutsal Ruhtur” yazılıdır.

Valinin Önünde Vergi İçin Yapılan Nüfus Sayımı

Kuzey kısmın doğu kemerinde yer alan tasvirde, İmparator Augustus’un  tüm Roma Eyaletlerinde vergi için nüfus sayımı yapılmasını emretmesi üzerine, yapılan nüfus sayımı anlatılmaktadır.  Herkesin doğduğu şehirde yazılması gerektiğinden, Davud’un soyundan gelen Yusuf’un da ailesi ile birlikte nüfus sayımı için Bethlehem’e gidişleri tasvir edilmiştir. Suriye ve Filistin Valisi Cyrenius taht üzerinde oturur vaziyette, yanında  ise askeri bir  muhafız yer almaktadır.

Valinin önünde elinde kılıç tutan sorguda görevli Romalı asker  ile kayıtları yapan bir katip, karşısında  hamile  olan Meryem’in  kaydını yapmaktadır. Çocuğun babası sorulduğunda Meryem sesiz kalmış, ancak arkasındaki Yusuf hemen cevap vererek çocuğun babasının kendisi olduğunu belirterek onu evlat olarak kabul etmiştir. Arkasında  üç oğlu görülmektedir. “… çünkü o, Davud’un evinden ve soyundandı… vergilendirmek için evleneceği karısı (nişanlısı) Meryem’le ki o gebeydi” yazılıdır.Meryem’in başının üzerinde “Tanrı Anası” anlamına gelen monogramı görülmektedir.

Beytülhalim Dönüşü Mağarada İsa’nın Doğumu

Orta kısımda doğu kemer üzerinde İsa’nın doğum sahnesi yer alır. Nüfus sayımı için gittikleri Bethlehem’den dönüşleri sırasında, kalacakları handa boş yer bulamadıklarından, yolda Meryem’in doğum sancılarının başlaması üzerine Meryem bebeğini bir mağara da doğurmak zorunda kalır. Tasvirli sahnede doğum sonrasında Meryem battaniye üzerinde uzanır vaziyette dinlenirken, kundaklar içinde sarılı çocuk İsa gökten inen bir ışık huzmesi altında, bir eşek ve bir boğanın nefesleri ile ısıtılmaktadır. Meryem’in sağ arka kısmında bir grup melek, sol yanında ise haberci melek çobanlara seslenmektedir. Mozaik panonun alt kısmındaki sahnede ise çocuk İsa’nın yıkanmasına hazırlık sahnesinde, bir kadın İsa’nın ilk banyo suyunu hazırlarken, diğer kadın ise İsa’yı kucağında tutmaktadır. Bu sahnenin yanında ise Yusuf  oturmuş, şaşkın bir vaziyette tasvir edilmiştir.  “Mesih’in doğumu” ve “Korkma: işte, size bütün insanlığa olacak, büyük sevincin iyi müjdesini getiriyorum.” yazılıdır.

1,061 total views, no views today

Share

Kariye Müzesi 1-İstanbul

Mozaiklerle ilk tanışmam İstanbul Ayasofya Müzesinde oldu. İmparator kapısı üzerindeki VI. Leon Mozaiği ile başlayıp Apsis ve Deisis Mozaikleri ile devam eden diğer mozaikler çok ilgimi çekmiş ve fotoğraflarını çekip, açıklayıcı yazılarla paylaşmıştım. Zeugma Antik kentinden çıkarılan ”Çingene Kızı Mozaiği”nin resimlerini görsel basın ve belgesellerde görmüş ve muhteşemliği karşısında kendimden geçmiştim. Antik Zeugma Kenti’ne gidememiştim ama bir o kadar önemli olan Ravenna Kenti mozaikleri ayağımıza gelmişti.

 Kariye Müzesi ve İsa'nın hayatı


Kariye Müzesi ve İsa’nın hayatı

16 Kasım 2013’ten 31 Ocak 2014 tarihine kadar  İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sunumu yapılmış olan Ravenna Mozaikleri sergisi  beni çok mutlu etmişti. Ravenna Mozaikleri sergisini gezdikten sonra, Ayasofya Mozaiklerini bir başka gözle tekrar incelemiş ve belgesel nitelikli bir yazı haline getirmiştim. Araştırmalarım, daha önce gözden kaçırmış olduğum bir başka mozaik ve fresko cenneti olan Kariye Müzesi’ne götürdü beni.

2 Mart 2014 Pazar günü otomobilimizle, yarım saati aşan bir yolculuktan sonra, Edirnekapı kavşağından Fevzipaşa Caddesi’ne girip, bir U dönüşü yaptıktan sonra Şeyh Eyüp Sokağa girdik.  200-250 metre sonra da Kariyer Parkı’na ulaşıp bitişiğinde arabamızı park ettik. Kariye Bostanı Sokak’ta 50 metre aşağı inip, sola döndüğümüzde de Kariye Müzesi kendini gösterdi. Müze önüne geldiğimizde bilet gişesinin önünde uzun bir kuyruk bizi bekliyordu. Bilet kuyruğuna giriyorum. 10-15 dakikalık bir bekleyişten sonra, biletimi alarak, müzeye giriyorum. Müzede restorasyon çalışmaları vardı. Sadece dış ve iç narteksler ziyarete açık. O kadarı ile yetinmek zorunda kalıyorum. Bol bol fotoğraf çekmeye çalışıyorum ama, günlerden pazar ve çok yoğun bir ziyaretçi trafiği var. İstediğimiz gibi olmuyor. Hafta içinde bir kez daha ziyaret etmek düşüncesi ile, çektiğimiz fotoğraflarla yetiniyorum. 

İstanbul kariye Müzesi

İstanbul kariye Müzesi

Yapıldığında şehrin dışında olduğu için taşra anlamına gelen Khora ismini alan manastır İsa ve Meryem’e adanmış. Dış nartekste İsa’nın hayatı 13 sahne halinde, iç nartekste ise Meryem’in hayatı 20 sahne halinde anlatılmış. Anastasis, Son yargı ve Meryem’in Dirilişi sahnelerini çok etkileyici buluyorum. Kariye Müzesi’ni, en kısa zamanda, bir kez daha ziyaret etmeye karar veriyorum.  İkinci ziyaretimi 6 Mart 2014 Perşembe günü gerçekleştiriyorum. İkinci ziyaretimden önce mozaiklerin tarihsel gelişimlerini araştırıyor ve oldukça ilginç bilgilere ulaşıyorum.

Mozaik, mimari süsleme bağlamında ilk kez Sümerler tarafından M.Ö. 3000 yılından itibaren uygulanmış. Bugün ırak sınırları içerisinde yer alan antik Uruk kentinin bina duvarlarında külah şeklinde kurutulmuş çamurların duvarlara gömülmesiyle ilk  mozaik uygulaması gerçekleşmiş. Diğer antik mozaik örnekleri ise Mısır’da bulunmuş. Doğuda ve Akdeniz kıyılarında bulunan eski mozaikler, çakıl taşlarının yerde ve kaldırım amaçlı kullanıldığını göstermektedir.

Çakıl mozaiği ilk önce Mezopotamya, Frigya ve Persler’de kullanılmış Doğu kaynaklı bir teknik olduğu ortaya çıkıyor. M.Ö. 400 yıldan itibaren mozaik doğal çakıl taşı olma bağımlılığından kurtulmuş kesme ve kırma tekniklerinin gelişmesiyle mozaik renkli desen malzeme açısından çeşitlenmiştir. Bu dönemde de mozaiğin yuvarlak ve derin kaplar üzerinde de uygulanması mümkün olmuştur. İkinci yüzyıldan itibaren mozaik İtalya’da karşımıza bir moda olarak çıkıyor. Popüler desenler; denizde yunus, denizde yaşam ve su ile ilgili mitolojik öyküler ve bunların yanı sıra spor, avcılık konuları da evleri, hamamları, dükkânları süslüyor. Bu dönemde adeta halı, kilim gibi kullanılıyor. Siyah- beyaz renkler kırık çakıl taşları ile elde ediliyor.

Mozaik denince akla Roma İmparatorluğu zamanında yaratılan eserler gelir. Daha çok şehir kaldırımlarında, meydanlarda, ev avlularında kullanılan, sırlı seramikten yapılmış bu mozaiklerin parçaları birkaç milimetre kadar küçük olabilmektedir. 

Gaziantep Arkeoloji Müzesinde bulunan ve Zeugma antik şehrindeki villalardan çıkarılan mozaikler bu dönem eserlerinin en güzel örnekleri arasındadır. Hatay’ın Antakya ilçesi de Roma dönemine ait seçkin bir mozaik koleksiyonunu barındırır. Duvar ve tavan mozaikleri konusunda uzmanlaşan Bizanslılar ise parçacık olarak İtalya’da üretilen ve kalın, renkli camdan oluşan plakalar  kullanmakla ünlüdürler. Bu dönemde, camlar, ışığı daha iyi yönlendirebilmek için farklı açılarda, ve sıvasız olarak yerleştirildi. Bazı desenlerde, camların arkasına gümüş ya da altın yapraklar yapıştırıldı. Daha çok dini görüntüler betimleyen Roma mozaiklerinin aksine Bizanslılar aristokrasinin de mozaiklerini yarattılar. 

İslam kültürü ise mozaik desenlerine getirdiği matematiksel zenginlikle ünlüdür. Yer yer cam küpler ve taşlar kullanılmış olsa da, İslami eserlerde, genelde, desen için özellikle üretilmiş, daha sonra, kenarları elde zımparalanarak boşluksuz yan yana oturacak şekle sokulmuş çini plakalar kullanılmıştır. Dünyaca ünlü mimar Antoni Gaudi, Barselona’da yapımını üstlendiği Güell Parkındaki koltukları mozaikle kaplayarak, tekniğe yeni bir uygulama kanalı açmıştır. Bu mozaikler, farklı amaçlarla yaratılmış seramik ürünlerin yeniden düzenlenmesiyle meydana geldikleri icin kolaj tekniginin ilk örneği olarak da gösterilebilir. Gaudi’nin uyguladığı seramik kaplama tekniğinin özgün adı “trencadis” tir ve Katalanca bir sözcüktür. Kullanılmayacağı, bir işe yaramayacağı varsayılan seramik ve cam parçalarıyla bir binanın giydirilmesidir. Aralarında Chagall ve Picasso’nun bulunduğu birçok modern sanatçı da eserlerini mozaik şeklinde ortaya koymuş, mozaik eserlerin konularına zenginlik katmışlardır. Günümüzde mozaikler mobilya dekorasyonundan yer kaplamalarına, bina kaplamalarından oda bölmelerine kadar birçok farklı yerde kullanılmaktadır.

1,138 total views, 2 views today

Share