Eylül 1958, İvriz İlköğretmen Okulu…

Yanılmıyorsam, 1958 yılı Temmuz ayının ikinci yarısında İvriz için Niğde’de kardeşimle katıldığımız yazılı sınav sonuçları Ağustos ayı sonlarına doğru belli olmuş ve ben kazanmıştım. Kardeşim kazanamamıştı, ilkokul beşinci sınıfı tekrar ederek bilgilerini taze tutacaktı. İvriz’deki sözlü sınavlara katılmam gerekiyordu. Bu arada rahmetli babam da çalışmakta olduğu Mersin’den gelmişti. Sınav tarihinden bir gün önce, Niğde’deki bir bit pazarından bana takım elbise alındığını anımsıyorum. Elbiseyi giydiğimde bendeki çalımı görecektiniz. Hem yazılı sınavı kazanmış hem de takım elbise sahibi olmuştum. Çocuklar gibi şendik deyimi tam da bana uymuştu…

Emin Ozgan ile 1960

Trenle, Ulukışla üzerinden ulaştığımız Konya Ereğli’si İvriz’e yaklaşık 12 km uzaklıkta idi. Ereğli’den İvriz’e kadar yürümüştük babamla. İvriz Orta Torosların bitimindeki Bolkar Dağının kuzey eteklerinde yer alıyordu. Dağların tam eteklerinden başlayan okulun arazisi neredeyse İvriz Çayı’na dayanıyordu. Arazilerinden bir bölümü bu Çay’dan ayrılan bir kanalın hemen aşağısında kalıyor ve oradan sulanıyordu. ‘’Ziraat’’ olarak adlandırılan yerden giriş yapmıştık okula.

Yolun iki tarafında yer alan ağaçların arasından yürümüş, okulun eski öğrencilerinin yardımıyla idare binasını bulmuştuk. Okul’un yerleşkesi çok genişti. Sanırım, değişik amaçlı olmak üzere,  50-60 bina barındırıyordu. Sözlü sınavı da kazanmıştım. Okula kaydımın yapılmasından sonra babam Misli’ye geri dönmüş, sonra da annemle kardeşimi Misli’de bırakarak, tekrar Mersin’e gitmişti ailenin nafakasını sağlamak için…

İvriz’de öncelikle yatacak yer sorunumuz çözülmüştü. 1958-59 Eğitim ve Öğretim yılına başlamadan önce, askeri koğuş tarzındaki yatakhanelere yerleştirilmiştim. Yatakhaneler 40-50 kişilik gruplar halinde, altlı üstlü ranzalarla düzenlenmişti. Koğuşlardan biri de tahta bavullarımız için ayrılmıştı. O yıllarda yatakhaneler ve diğer binalarda kalorifer sisteminden vazgeçtim, soba bile yoktu. Yangın çıkar düşüncesiyle yatakhaneler ve yemekhaneye sobalar kurulmamıştı.

Yatakhaneleri oluşturan binalar, küçük bir ana girişin olduğu,  iki taraflı kocaman koğuşlar halindeydi. İki koğuş arasında küçük bir ana girişin karşısında lavabolarla, girişin solunda tuvaletler vardı. Yatakhane olarak kullanılan koğuşların girişi ise, küçük ana girişlerin sağında ve solundaydı. Batı ve doğu yönlerinde olmak üzere… Yatakhane duvarlarına paralel ve karşılıklı olarak yerleştirilen çift katlı ranzalardaki çarşaf, battaniye ve nevresim gibi şeyler üzerimize zimmetlenirdi.  

Koğuşların giriş duvarlarına yapılan raflara tahta bavullarımızı yerleştirmiş, İvrizli olmuş ve öğretmenlik mesleğine ilk adımı atmıştım. Üç yıl okuduğum İvriz unutulmazlarım arasındadır. Unutulmazlarım arasındadır çünkü, bani ve benim gibileri bir oyun hamuru gibi yoğurdu, öğretmenliğe ve hayata dört dörtlük hazırladı.

834 total views, 2 views today

Share