Ankara Hamamönü Ankara Evleri

 

Ankara Altındağ’dır… Ankara’yı Ankara yapan tüm değerler Altındağ’dadır.  İlk yerleşim merkezi olmaya başladığı yıllardan itibaren Ankara, Altındağ bölgesinde yapılanır ve gelişir. Hacıbayram Tepesi, Agustus Tapınağı, Kalesi, camileri, hanları, hamamları ve evleriyle kale ve civarında yerleşilmiş bir Anadolu kasabasıdır Ankara. 

Tarihi M.Ö 4000 yıllarına kadar uzanan Ankara, Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte ülkemizin başkenti olur. Sahip olduğu manevi coğrafyanın üzerine inşa edilerek bu günkü görünümünü kazanır.

Başta Kurtuluş Müzesi ve Anadolu Medeniyetleri Müzesi olmak üzere Cumhuriyet, Etnografya, Gar gibi diğer önemli müzeler de Altındağ sınırları içinde yer alır. Cumhuriyeti kuran ilk meclis ve Cumhuriyet’in simgesi Zafer Anıtı da Altındağ’ın merkezi Ulus’tadır.

Yüzyıllardır ayakta kalan 30’a yakın Selçuklu ve Osmanlı dönemi camisi de  tüm ihtişamlarıyla bölgeyi süslemeyi sürdürmektedir. Günümüze ulaşan Hacı Bayram-ı Veli Camii ve Mimar Sinan’ın izlerini taşıyan Cenab-ı Ahmet Paşa Camii en önemli eserlerdendir. Sulu Han ticaretiyle, Çengel Han Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi ile Pirinç Han ise kültür ve sanat merkezi olarak Altındağ’a hayat veriyor.

Roma Hamamı, Agustus Tapınağı, Julianus Sütunu sizleri Roma ve Bizans İmparatorluklarına doğru mistik bir geziye çıkarmak için bekliyor.

Ankara’nın en eski yerleşim bölgesi olan, ilk yerleşim çekirdeğini oluşturan Hamamönü bölgesi, Altındağ Belediyesi’nin 2007 yılında başlattığı yenileme çalışmaları sonrasında yeniden yaşanılır mekânlar haline getirilmiş. Bölge sakinlerinin sağlıklı bir kentsel çevrede yaşam kalitesini ve koruma kullanma bilincini geliştirmeye öncelik veren Altındağ Belediyesi, aynı zamanda bölgeyi kültür turizminin çekim bölgesi haline getirmek amacıyla yenileme, yeniden kurma, yeniden tasarımlama ve sağlıklaştırma çalışmalarını tamamlamıştır.

Çok zengin bir kültürel yapıya sahip olmasına, coğrafi konumu ve ulaşım aksları bakımından Türkiye’nin merkezinde bulunmasına rağmen turizm acentelerinin günü birlik ziyaret ettiği Ankara, Hamamönü ve çevresinde gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sonrasında, turizm açısından önemli bir nokta haline gelmiştir. Ankara turizmi, Hamamönü sayesinde günübirlik ziyaretlerden çok daha fazlasını almaya başlamıştır.

Dutlu, İnci, Fırın, İnanlı, Mehmet Akif Ersoy, Hamamönü ve Sarıkadı sokaklarında yapılan yenileme çalışmaları sonrasında Ankara’nın tam orta yerinde turistik ve masal gibi bir bölge oluşturulmuş. Yine edindiğim bilgilere göre; yenileme çalışmaları kapsamında bulunan Ulucanlar Cezaevinin müze, kültür, sanat ve kongre merkezine dönüştürülmesi de var. Önümüzdeki yıllarda Ankara Kalesi’nden Ulucanlara kadar tüm alanın yenilenme çalışmaları yapılacak.

Ankara’da yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret edilen yerlerden biri olmayı başaran Hamamönü, yapılan tanıtım çalışmalarıyla birlikte daha büyük kitlelere ismini duyurmaya başlamış. Geçmiş aylar ve yıllarda Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara Kalesi, Etnografya Müzesi, Resim ve Heykel Müzesi, Hacıbayram Camii, Roma Hamamı ve diğer birçok tarihi mekânı gezmiş ve yazmıştım. Bu kez yenileme çalışmaları tamamlanmış olan Hamamönü Ankara Evleri ile Bünyesinde barındırdığı Somut Olmayan Kültürel Sanat Müzesi ve Sanat sokağını gezmek istiyorum.

Altındağ Belediyesi tarafından kullanım hakkı bedelsiz olarak Gazi Üniversitesi’ne verilen Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi’ne giriyorum. Tez konusu müze olan ve lisansüstü öğrencisi olan Osman adındaki genç bir arkadaş müzeyi gezdirerek beni bilgilendiriyor. Hamamönü’ndeki geleneksel bir Ankara evi Ankara Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi’ne dönüştürülmüş. Hamamönü gibi tarihsel bir mekânda kurulmuş olan müzede Ankara’nın kültürel mirasına ilişkin uygulamalı müzecilik faaliyetlerinin yapılması ile hem Ankara’nın kültürel mirasının yerli ve yabancı turistlere tanıtılması hem de Ankara’nın turizm potansiyelinin kültürel alanının canlandırılması planlanıyor. 

Müzeyi geçerek bulvar boyunca gezimi sürdürüyorum. Çevreyi gözden geçirdikten sonra Enez, Basmalı ve Divan Sokakları izleyerek, tekrar Talatpaşa Bulvarı’na çıkıyorum. Bulvar boyunca oturma ve dinlenme mekânları oluşturulmuş. Bir süre sonra da Tarihi Karacabey Hamamı’na ulaşıyorum. 574 yıllık bir geçmişi olan hamamın Karacabey Külliyesi’nin bir parçası olduğunu öğreniyorum. İmaret, cami, türbe ve hamamdan oluşan Tarihi Karacabey Hamamı Vakıf Külliyesi Osmanlı Sultanı II. Murat’ın Kadı Askeri olan Celalettin Karacabey tarafından 1440 yılında yaptırılmış. Ankara’nın en eski eserlerinden biri olup, Hamamönü Semti de adını Karacabey Hamamı’ndan almış. Tarihi hamamın yenilenme çalışmaları 1988 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce başlatılmış ve 1990 yılında tamamlanarak, hizmete açılmıştır. İçeri girerek hamamı tanımak ve fotoğraflamak isteğimi söylüyorum. Görevliler isteğimi kabul ediyorlar, ben de birkaç fotoğraf çekme olanağına kavuşuyorum.

Tarihi Karacabey hamamını gezdikten sonra, Talatpaşa Bulvarı’nın altına, güney bölümüne geçiyorum. Bu bölümde Hacettepe Üniversitesi Kampüsü, Mehmet Akif Ersoy Parkı ve yenilenmesi tamamlanmış Ankara Evleri ile Altındağ Belediyesi Sanat Sokağı bulunuyor. Ben bölgenin doğusunda bulunan Hamamönü Sokak ile Sarıkadın Sokak yolunu tercih ederek fotoğraflamayı seçiyorum. Hamamönü Sokak bölgesinde Hamamönü Saat Kulesi ile Mehmet Akif Ersoy’un heykeli bulunuyor. Sarıkadın Sokak çölde bir vaha gibi olmuş. Kafeler, büfeler, el ürünleri pazarı, kitap ve kırtasiye dükkânları, kebap ve pizza, market, eczane ve sanat sokağı ve hediyelik eşya satan dükkânlar yer alıyor.

Yol üzerinde solda, Altındağ El Ürünleri Pazarı bulunuyor. El Ürünleri Pazarı’nı barındıran binanın otantik bir yapısı var. İlgimi çekiyor ve fotoğraf karelerimde yerini alıyor. İçeri girerek, satış yapanlardan bilgi alıyorum. Pazarda 12 tezgâh yer alıyor. Bu tezgâhlarda satış yapan hanımlar, Altındağ Hanımlar Eğitim ve Kültür Merkezi’ne üye olanlar. Çeşitli semtlerde kurulmuş olan Hanımlar Eğitim ve Kültür Merkezleri birer okul gibi, birer sanat ve zanaat okulu gibi işlev görüyor. Bu merkezlere gelen ev hanımları hobi ve beceri kurslarına katılıyor. Bu kurslarda edindikleri bilgi ve becerilerle, tamamı el emeği olan ve geniş bir yelpazeye yayılan ürünler ortaya çıkarıyorlar. Bu ürünlerin arasında takılar, iğne oyaları, deri tasarımlar, tel kırma ve örgüler, ev aksesuarları, bez bebek, yağlı ve suluboya resimler, sabundan biblo ve matruşkalar bulunmaktadır.

Ev hanımlarına önemli bir gelir kaynağı olan el ürünlerinin satıldığı pazarı geçerek, beni heyecanlandıran ve gururlandıran ‘’Sanat Sokağı’na’’ geçiyorum. Kültür ve Sanat alanında Ankara’nın önemli merkezlerinden biri olmayı amaçlayan Altındağ Belediyesi, 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi ile imzalanan bir protokolle ‘’Sanat Sokağı’’ projesini gerçekleştirmiş. Bölgedeki 22 ayrı yapının yenileme çalışmalarında yeniden tasarımı, yeniden kurulması gerçekleştirilmiş. Bir sanat merkezi haline gelen Sanat Sokağı, Ankara’nın değişik semtlerinden gelen sanatçıların buluşma ve kucaklaşma yeri olarak tasarımlanmış.

Sanat Sokağı’nda bulunan 22 Ankara Evi; dokumadan işleme sanatlarına, bakırcılıktan ağaç işlerine, suluboya resimden yağlıboya resme, taş süslemeden hat, tezhip, minyatür ve çini gibi el sanatlarında usta sanatçıları ağırlamaktadır. Ayrı bir yazı konusu yapmayı düşündüğüm Sanat Sokağı Ankara Evleri’nin üst katları atölye, alt katları ise sergi ve satış salonu olarak kullanılmaktadır. Bölgenin ve sokaklarının en önemli özelliği ise henüz mahalle havasını yitirmemiş olmasıdır. Yenilenen evler boşaltılmamış, eski sahiplerinin oturması sağlanmış. Taşıt trafiğinin olmadığı sokaklarda kapı önlerindeki bank ve sandalyelerde oturan mahalle sakinleri ile top oynayan çocukları görebilirsiniz. Bu uygulama örnek bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Darısı diğer ilçelerimizin başına diyerek yazımı sonlandırıyorum.

 5,478 total views,  1 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir