Ankara Kalesi’ne panoramik bir bakış

 

Daha önceki yıllarda gezip, gördüğüm Ankara Kalesini, bu kez, bilinçli olarak gezmek istedim. Önce Hacı Bayram Camii ve çevresini dolaştıktan sonra, Anafartalar Caddesi’nin devamı olan Hisar Parkı Caddesini izleyerek kale eteklerine ulaşıyorum. Teraslama yapılarak, Ankara’nın Ulus tarafını rahatlıkla izleyebileceğiniz bir park, Hisar Parkı yapılmış. Parkın içinden geçerek İçkale Surlarına ve Kale Kapısına ulaşıyorum.

Ankara Kalesi

Tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin başkenti olan Ankara’da kalenin savunma ve yerleşim amaçlı kullanılması, kalenin her dönemde onarımının ve bakımının yapılmasını sağlamış. Böylelikle de kalenin günümüze dek ayakta durmasını sağlamıştır. İçkale surlarının fotoğraflarını çekiyor ve İçkale ’ye giriyorum.

Yedinci yüzyıldan kaldığı sanılan bugünkü iki sıra surdan, iç surların dıştakilerden daha önce yapıldıkları bilinmektedir. 16. yüzyıldan itibaren Avrupalı ve Türk gezginlerin duraklarından biri olan kalenin fiziksel yapısı hakkındaki bilgiler, yapıda üst üste dört kat beyaz taş kullanıldığı, her taşın 4,5 metre uzunluğunda olduğu, İç Kale’de büyük evler bulunduğunu belirtir. Hanlar Bölgesinde yer alan yapıların çoğu Osmanlının güçlü olduğu dönemde, 16. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında inşa edilmiştir.

Bu dönemde Ankara Kalesi çevresinde yer alan eski İpek Yolu işler durumdadır. Çin ve Avrupa arasında seyahat eden tüccar kervanlarının çoğalması, Hanlar Bölgesinin oluşmasına yol açmıştır. Ankara Kalesinin güneyinde giriş kapısının önündeki alan ile bugünkü Çengelhan arasında kalan düzlük, At Pazarı olarak anılıyor.13. ve 14. yüzyıllardaki endüstri devrimi, Osmanlı ekonomisiyle birlikte At Pazarını da olumsuz etkiledi. Ankara dokumaları, İngiliz dokumaları ve diğer Avrupa ülkelerinin ihraç malları karşısında rekabet gücünü yitirdi. Ankara ve Ankara Kalesi eski parlak günlerini kaybetti. Hanlar bölgesinin bakımsız ve önemsiz kalmasına neden oldu.

Ankara Kalesi

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kentte askeri bir garnizon bulunduran Hititler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Hititlerden bu yana hep aynı yerde bulunan, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular dönemlerinde birçok kez onarılan Ankara kalesi, tepenin yüksek bölümünü kaplayan iç kale ve çevresini kuşatan dış kaleden oluşur. Dış kalenin 20′ye yakın kulesi vardır. Dış kale eski Ankara şehrini çevirir. İç kale yaklaşık 43.000 km2′lik bir yer kaplar. 14-16 m yüksekliğindeki duvarların üstünde çoğu 5 köşeli 42 kule vardır.

Ankara Kalesi

Dış surları kuzey-güney doğrultusunda yaklaşık 350 m, batı-doğu doğrultusunda ise 180 m. boyunca uzanır. İç Kalenin güney ve batı duvarları bir dik açı oluşturur. Doğu duvarı tepenin girinti çıkıntılarını izler. Kuzey yamaç ise farklı tekniklerle yapılmış duvarlarla korunur. Koruma düzeninin en ilgi çekici yanı; doğu, batı ve güney duvarları boyunca 15-20 m’de bir yer alan 42 tane beşgen burçtur. Dışkale ile İçkale, doğuda Doğu Kalesi’nde batıda hatip çayına bakan yamaçta birleşir. İç Kale’nin güneydoğu köşesinde ise kalenin en yüksek yeri olan Akkale yer alır. Dört katlı olan iç kale Ankara taşından ve toplama taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı vardır. Biri dış kapı, diğeri ise hisar kapısı adını taşır. Kapı üzerinde bir de İlhanlılara ait kitabe bulunur. Kuzeybatı kısmında Selçukluların yaptırdığını gösteren bir yazı bulunmaktadır. Duvarların alt bölümü mermer ve bazalttan yapılmıştır, üst kesimlerine doğru bloklar arasında tuğla bölümlerin büyük ölçüde zarar görmesine karşın, iç kale bozulmadan günümüze kadar gelmiştir.

Ankara Kalesi

VIII ve IX. yy. kent istilalara uğrayınca, kaleyi hızla onarmak için, o sıralarda yıkıntı halinde olan Roma anıtlarının mermer blokları, sütun başlıkları, suyollarının mermer olukları kullanılmıştır. Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır. Kaleiçi Mahallesi’nde bulunan eski Ankara evleri, sur duvarları ile çevrili dar ve dik bir alanda konumlandıkları için, planları dar alanlardan en çok faydalanmayı gözeterek yapılmış. İki ya da üç katlı olarak ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Arazi yapısının düz olmaması, alt kat planlarının da düzgün olmamasına yol açmıştır. Üst katlar cumba tipindeki çıkıntılarla düzgün bir plana kavuşturulmuş. Alt katlar kışlık olarak, kalın duvarlı ve küçük pencereli, üst katlar ise yazlık olarak ince duvarlı ve havadar yapılmış. Geniş saçaklar ve “Cihannüma” denilen yazlık odalar Ankara evlerinin belirleyici özelliklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ahşap tavan süslemelerinde geometrik kompozisyonlar kullanılmıştır.

Birçoğu yenilenmiş olan bu konaklar turistik amaçlı kullanılmaktadır. Fasıl müziğinin eşliğinde, lezzetli Ankara yemekleri sunulmaktadır. Bunlardan biri de Zenger Paşa Konağı’dır. Tarihi 18.yüzyılın ortalarına kadar uzanan Zenger Paşa Konağı 1989 yılında Erkal Zenger tarafından yenilenerek, restoran ve sanat galerisi olarak günümüzde hizmet vermektedir. Hem tarihi hem de turistik bir yapılanması vardır. Ankara Kalesi surları üstünde kurulu asırlara meydan okuyan Zenger Paşa Konağında, dostlarımla bir akşam yemeği yeme fırsatını bulmuş, Ankara tarihin esintilerini üzerimizde hissetmiştik. Giriş katta 60 kişilik açık hava terası birinci katında 50 kişilik muhteşem Ankara manzaralı balkonu ve en üst katımızda bulunan 120 kişilik nostaljik Cihannüma salonu bulunmaktadır. Her yanı görmeye elverişli, camlı çatı katı veya taraça biçiminde olan bu salonda, tarihi oturma mekânları ve sanat galerisiyle Ankara’nın turistik bir değeri haline gelmiştir.

17.yüzyılın ortasına doğru, 1640 yılında Ankara’ ya gelen Evliya Çelebi, kenti ve kentteki yaşamı ayrıntılı biçimde anlatmaktadır. Evliya Çelebi önce ünlü Ankara Kalesinden söz eder. ‘’Ankara’nın yüksek bir dağın tepesine dört kat beyaz taştan yapılmış sağlam bir kalesi vardır. Kale iç içe üç kat surlarla çevrilidir. İç kalenin çevresi kayalıktır. Bu yalçın kayalardan kaleye tırmanmak çok zordur. İç kalede topları çeşitli silahlar, cephane ve 600 ev bulunur. İç Kale aşağılarda ikinci sıra surlarla çevrilidir. Dağın eteklerinde ise üçüncü sıra dış surlar yer alır. Bu dış surlarla tüm kent güvenlik altına alınmıştır. ’Labirente dönüşmüş yollardan Kaleiçi surlarına doğru yürüyorum.

Ankara Kalesi

Oldukça dar ve kalabalık bir yoldan Kaleiçi surlarına ulaşıyorum. Surların üstü oldukça geniş. Ancak, sur üzerinde gezinti güvenliği sağlanmamış. Ankara’yı üç yüz altmış derecelik bir perspektifte fotoğraflama olanağı bulduğum burçlar üzerinde dolaşırken korktum. Kaleiçi surlarının düşmanlara karşı yapılmış duvarlarında mazgal delikleri de ilgimi çekti. Bu deliklerden bakıldığında Ankara ilginç bir görünüme bürünüyordu. Ankara Kenti’nin her yerinden gözlenebilen ve büyük bir Türk Bayrağının dalgalandığı burçlu kale ziyarete kapalı tutuluyor. Ankara Kalesi’nin en heybetli ve en yüksek bölümünü oluşturan burçlu kale, Ak Kale olarak biliniyor. İç kale surlarını kazasız belasız gezdikten sonra Samanpazarı Semtine çıkmamı sağlayan kale kapısına yöneliyorum.

Ankara Kalesi

Kale surlarına bitişik Samanpazarı çıkrıkçılar yokuşunda dokuma, bakır, çömlek, hasır, deri gibi elsanatları ürünleri satılıyor. Kale kapısından çıkınca, civardaki Tarihi Çengel Han’da kendine yer bulmuş olan Rahmi M. Koç Müzesi ile karşılaşıyoruz. Rahmi M. Koç; Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’nı, İstanbul Müzesi ve sonrasında ortaya çıkabilecek diğer oluşumları karşılayabilmek için 1990 yılında kurmuştur. Çengelhan, Kanunî Sultan Süleyman döneminde, Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522–1523 yıllarında yaptırılmıştır. Beş yüz yıla yakın bir süre önce inşa edilmesine rağmen günümüze kadar ayakta kalabilen Çengelhan, Ankara’nın Hanlar Bölgesi’nde özgünlüğünü bugüne kadar koruyabilen ender yapılardandır.

Çengelhan, T.C. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden kiralanmış. Restorasyon çalışmalarına, Çengelhan Otelcilik Turizm, İnşaat ve Restorasyon A.Ş. tarafından 2003 yılında başlanmıştır. 2005 yılına kadar süren restorasyon çalışmasında han, aslına sadık kalınarak sağlamlaştırılmış, avlunun üzeri cam ile kapatılarak koruma altına alınmıştır. Çengelhan, Nisan 2005’te Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’na bağlı bir müze olarak ziyarete açılmıştır.

 

Kaynaklar:

 

1) T.C Turizm ve Kültür Bakanlığı internet sitesi

 

2) Ankara Altındağ İlçesi internet sitesi

2,061 total views, 3 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir