Bairro Alto Lizbon

 

                                                                                                    9 Şubat 2018 saat 19,45, Lizbon…

Otelimiz HF Fenix Lisboa’dan yaklaşık 1200 metre uzaklıktaki Restauradores Meydanındayız. Başta Rossio Meydanı olmak üzere Baixa bölgesi ve Ticaret Meydanını panoramatik olarak dolaştıktan sonra bu meydana dönmüştük. 24 saat süreyle geçerli bilet aldık ve gece hayatının muhteşem olduğunu duyduğumuz Bairro Alto’ya gitmeye karar verdik. Verdik çünkü hemen yanımızda Gloria fünikülerinin başlangıç noktası bulunuyordu,

Lizbon’u tramvaylar şehri diye tanımlasak hiç de yanlış olmaz. Yaptığımız panoramatik gezide, neredeyse şehrin bütün sokaklarından tramvaylar geçtiğini görmüştük. Bizdeki otobüslerin, dolmuşların yerini tramvaylar almış. 5-6 vagonlu devasa tramvaylar yerine İstanbul Beyoğlu ya da Kadıköy tramvayı gibi nostaljik ama aynı zamanda şehir halkınca da etkin olarak kullanılan ufak tramvaylar bunlar.

1885 de açılmış olan Gloria füniküleri yüksek mahalle anlamına gelen “Bairro Alto” ya gidiyormuş. Oldukça dik bir yokuşu olan daracık bir sokakta tırmanmaya başladık. 60 metre yükseleceğimiz 250 metrelik sokakta duvarlara çok güzel grafitiler yapılmış, onlara bakarken yolculuk bitiverdi. Pedro de Alcantara durağında indikten sonra birkaç merdivenle Pedro de Alcantara Caddesine giriyoruz. Böylece Bairro Alto semtine giriş yapmış olduk. Durağın bitişiğindeki parkta bulunan “Miradouro de Sao Pedro de Alcantara” olarak bilinen seyir terasına giriyoruz.

Santa Gloria fünikülerinin üst durağında bulunan bir seyir terası burası… Lizbon’un aşağı mahallelerini, Özgürlük Bulvarını, Rossio Meydanı, Alfama Bölgesi, Tejo Nehri ve Sao Jorge Kalesi’ni gözlemlemek için en uygun seyir terası Miradouro de Sao Pedro de Alcantara. Özellikle öğleden sonra ve akşamüstü buraya gelip batan güneşin kaleye vuruşunu ve birer birer ışıkları yanmaya başlayan aşağı mahalle evlerini izlemelisiniz. Demişti otel resepsiyonundaki görevli. Seyir terasından panoramatik fotoğraflar çektikten sonra Dom Pedro V Caddesi üzerinden Bairro Alto’nun kuzey bölgesine ilerliyor ve Principe Real garden’a kadar gidiyoruz.

Bairro Alto, Lizbon’un gece hayatının merkeziymiş. Sayısız küçük bar, samimi trend mekanları ve restoranlar ile Fado’nun insanları hüzünlendirdiği ezgileri duyabilirmişiz. Hafta sonları boyunca fado sanatçıları sokaklara dökülür ve gece boyunca eğlenen insanlarla dolu dar Arnavut kaldırımlı sokaklarda karnaval atmosferi yaşanırmış. Bairro Alto’daki geceler eğlenceli vakit geçiren herkesle barışık olup, ayrımcılık yapmazmış. Yabancılar, yerliler, gay, düz, genç ve yaşlı herkesle mutlu bir karışım olurmuş.

Bairro Alto, Lizbon’un gece hayatının merkezidir. Demişti otelimizdeki görevlilerden biri. Özellikle fado mekanlarıyla göz dolduruyormuş. Kelime anlamı kader olan Fado Müziğinin çıkış noktası ise, keşifler yapmak amacıyla şehirlerinden ayrılan Portekizli denizcilerin gidip de dönmeyenlere yakılan ağıtlar olmuş. Fado mekanlarında insanları hüzünlendiren ve sizi Portekiz’in keşifler dönemine götüren ezgileri dinleyebilirsiniz. 

Principe Real garden’dan geri dönüşte A Padaria Portuguesa olarak bilinen fırına giriyoruz. Aslında bir yeme içme mekanı ama her şey fırından sıcak ve taze çıkarılıyor. Portekizliler de aynı İspanyollar gibi tuzludan çok tatlıya düşkünler. Kahvenin yanında milföy hamurlu ve kremalı tatlıları çok seviyorlar. Özellikle de “Pastel de Nata” ya da “Pasteis de Belem” diye bilinen içi kremalı, dışı çıtır milföylü tatlıları çok meşhur. Belem Turtası olarak da bilinen dışı çıtır hamur, içi muhallebi, üstü bol tarçın ya da pudra şekeri dökülerek yenen sıcacık bu lezzeti Lizbon’da yapan birçok yer varmış. Eşim daha önce bu konuda bilgilenmişti. Pastel de Nata’yı mutlaka tatmak istiyordu. Mekan kalabalık olduğundan, ikimize de birer tane alarak dışarı çıktık. Chiado’ya doğru yürürken yedik. Gerçekten de çok nefisti.

Yürümekte olduğumuz Chiado, Bairro Alto ile Lizbon’un birbirine komşu iki ilçesiymiş. Biri gece modası geçmiş ama şık, diğeri modaya uygun ve geceleri renkli ve eğlencelidir. Chiado, tarihi anıtları, geleneksel mağazaları, ilginç kafe ve lokantalarıyla Lizbon’un gözde alışveriş ve tiyatrolar bölgesiymiş.

Cadde boyunca ilerleyip Church of Sao Roque adıyla bilinen kilisenin yanındaki meydanda biraz oyalandık. Ardından Praça Luis de Camoes olarak bilinen tarihi meydana kadar yürüdük. Geri dönüşümüzde de Pastelaria E Cafetaria Adonis olarak bilinen kafeden balık köftesi alarak yedik. Zaman da bir hayli ilerlediği gibi İstanbul Lizbon arasında yaptığımız yolculuğun da yorgunluğu vardı. Geri dönmeliydik. Öyle de yaptık…

758 total views, 1 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir