Festivaller ve Plajlar Kenti Cannes

 

Cote D’Azur kıyılarını kapsayan 25 Mayıs 2015 tarihli birinci turumuzun üçüncü ayağında yer alan Monaco ve Monte Carlo gezilerimiz olabildiğince verimli geçti sayılır. Turumuzun dördüncü ayağında, Monaco’dan 60 km uzaklıktaki Cannes var. Film festivalleri, kumarhaneleri, plajları, deniz ürünleri, restoranları ve beş yıldızlı otelleri ile Cote D’Azur’un en ünlü kenti Cannes…

Fransız kaptanımız bu kez dağlara ve tepelere tırmanmamızı gerektirmeyen alternatif yollardan birini seçiyor. Yaklaşık bir saat sonra da festivaller ve plajlar kenti Cannes’a ulaşıyoruz. Bizi Festival ve kongre salonuna bitişik olan Vieux yat limanı karşısındaki otobüs duraklarının yanında indiriyor.Kaptanımız ve rehberimiz, ne rehber ama! Bize bir saat zaman ayırdığını söyleyip yat limanını gösterdikten sonra kıyı boyunca ilerlememizi söylüyor. Bir saat sonra da Inter Continental Carlton Cannes otelinin önünde buluşacağımızı söyleyerek bizden ayrılıyor.

Çevreyi dikkatlice gözden geçirdiğimizde,  Antibes’e geldiğimiz 200 numaralı otobüsün hareket noktasını görüyor ve  beynimizin bir köşesine not ediyoruz. Not ediyoruz çünkü bu turda bize ayrılan sürenin, panoramik bile olsa, Cannes’ı tanımak için yeterli olmayacağını düşünüyoruz.  Durum böyle olunca, 200 numaralı otobüsle Cannes’a bir kez daha gelme kararı alıyoruz.

Cannes Cote D’Azur Fransa

Cannes’a tekrar gelme kararımızdan sonra ben, ‘’Old Cannes’’ bölgesini görmek istediğimden, otobüs duraklarının arka taraflarına gidiyoruz. Kapalı bir Pazar yerini geçtikten sonra Hôtel de ville annexe la Ferrage karşımıza çıkıyor. Belediye Başkanlığı burada olduğuna göre, bölge ilginç olmalı diye düşünüyoruz. Çevrede biraz daha dolaştıktan sonra, bize ayrılan sürede ‘’Eski Cannes’’ ile ilgili ayrıntılara erişemeyeceğimizi anlayarak, geri dönüyor ve yat limanı tarafına geçiyoruz.

Liman boyunca, Boulevard de la Croisette boyunca,  ilerlemeye başladığımızda ise mahşeri bir kalabalık karşımıza çıkıyor. Çıkıyor çünkü Cannes Film Festivali’nin yapıldığı Palais des Festivals et des Congres’a yaklaşmıştık. Kırmızı halıda fotoğraf çektirmiş olanlar uzaklaşırken, bizim gibi fotoğraf çektirmek isteyen binlerce kişi de festival kongre salonunun girişindeki kırmızı halıya ulaşmaya çalışıyordu.

1946 yılından bugüne değin yapılmakta olan Altın Palmiye ödüllerinin dağıtıldığı Cannes Film Festivali, rağbet gören festivallerden birini oluşturmaktadır. “Palais des Festivals et des Congre’s” adlı binada yapılan festival nedeniyle, bölgeye giden turistler bu binayı görmeden geri dönmemektedirler.

Her yıl Mayıs ayında düzenlenen Uluslararası Cannes Film Festivali şehre canlılık katan, hatta şehrin ana gelirini oluşturan en önemli etkinlik olarak tanımlanıyor. Bu nedenle de Cannes’e festivaller şehri deniliyor. Hepsi Cannes film festivali kadar meşhur olmasa da yılın her ayı mutlaka uluslararası bir fuar ve etkinlik takvimi varmış. Cannes’ın önemli gelir kaynaklarından birinin festival turizmi olduğu söyleniyor.

68. Cannes Film Festivali 13 Mayıs 2015’te Catherine Deneuve tarafından muhteşem bir açılışla başlamıştı. 25 Mayıs 2015’te sona ermiş. Her yıl ortalama 20 filmin ‘’Altın Palmiye’’ için yarıştığı festivale binlerce sinema profesyoneli ve 4 bin 500 gazeteci tarafından izlenmiş. Bu yıl Cannes’daki açılış 1987’den beri ilk kez bir kadın yönetmenin filmi, Emmanuelle Bercot’nun yönettiği ‘Standing Tall’ ile yapılmış. Başrollerinden birinde Fransız sinemasının yıldız oyuncusu Catherine Deneuve’ün olduğu film, sorunlu bir gencin suçla dolu büyüme öyküsünü konu almış.

Cote D’Azur

Joel ve Ethan Coen başkanlığındaki jürinin kararıyla festivalin büyük ödülü, daha önce Altın Palmiye’yi kazanan, ‘’A Prophet / Yeraltı Peygamberi’’ filminin yönetmeni Jacques Audiard imzalı ‘’Dheepan’’ olmuş. Film, göçmenlerin hikayesini göçmen karşıtı bir yere giden bir finalle anlatmış. Sinema diliyle de kimseyi etkilemedi yorumları yapılmış. Bu nedenle Cannes’ın gelmiş geçmiş en tartışmalı Altın Palmiyelerinden biri olarak hatırlanacak denmiş sinema yorumcuları tarafından.

Cannes’ı dünya jet sosyetesinin vazgeçilmez mekanlarından biri yapan festivalin hikâyesi ise çok eskilere dayanıyor. İngiliz aristokratlarından biri olan Lord Brougham, 1800’lerin ortalarında verem olan kızının tedavisi için Nice’e doğru yola çıkar. 1800’lü yıllar, tüm dünyada kolera, tifüs, veba, sarıhumma, çiçek gibi bulaşıcı hastalıkların yaygın olduğu yıllardır.

Nice’te de karantina vardır. Karantina önlemlerinden ötürü Lord ve kızı Nice’e alınmaz. O da, o zamanlar küçük bir balıkçı kasabası olan Cannes’a sığınır. Sığındığı bu balıkçı kasabasının temiz havası, güzel iklimi kızına iyi gelir ve iyileşir. Kızının iyileşmesinden sonra Lord kendisine burada bir malikâne yaptırır.

Cote D’Azur

Yakın dostlarını ağırladığı bu küçük balıkçı kasabasının iyileştirici ünü kulaktan kulağa yayılır.  Dünyaca tanınan bir yer olmasını sağlar. Ünlü modacı Coco Chanel’in bronz teni ile plajlarında poz vermesiyle de Cannes’ın denizi, kumu ve plajları birden dünya jet sosyetesinin vazgeçilmez mekânları haline gelir. Cannes Film Festivali Kongre Merkezi önüne bu bilgileri hatırlayarak ulaştık.

Mahşeri kalabalık arasında uygun bir yer bularak kırmızı halıda özçekim ya da selfie yöntemiyle fotoğraflarımızı çektik.  Kırmızı halıda fotoğraflarımızı çektikten sonra  La Croisette  Bulvarı’nda mor salkımlar, begonviller, yaseminler, denizden esen rüzgâr, palmiyeler ve Cannes’ın ihtişamlı yapıları eşliğinde sahil boyunca yürüdük. Onlarca farklı renkte bezenmiş bir kentle karşılaşmıştık.

Bulvarın sağ tarafında göz alabildiğine uzanan Cannes plajlarının tadını soğuk ülkelerden geldiğini tahmin ettiğimiz turistler çıkarıyordu. Bulvarın sol tarafında ise uluslar arası ünlenmiş oteller yer alıyordu.

İlk karşılaştığımız otel Intercontinental Carlton idi. Açıldığı 1911 yılından beri dünyaca ünlü birçok yıldıza ev sahipliği yapan otel, dünyanın en prestijli otelleri arasında yer alıyor. La Croisette’in merkezinde yer alan otel, kentin göbeğinde olmanın yanı sıra büyüleyici Akdeniz manzarasından da bütünüyle yararlanıyor. 343 oda, 39 süit, 2 restoran, 2 bar ve sağlık kulübünün yer aldığını öğrendiğimiz otel, Cary Grant ve Grace Kelly’nin başrollerini oynadığı “Hırsızı Yakalamak” filminde de bolca yer almıştı.

Cote D’Azur

Bulvarda ilerledikçe sırasıyla Hotel Le Martinez  ve Majestic Barriere otellerine rastlıyoruz. Şehrin en lüks otelleri arasındaki yerini yıllardır koruyan Le Martinez, kapılarını ilk kez 1929 yılında açmış. La Croisette Bulvarı’nda bulunmasıyla konumunu eşsiz kılan ve geçtiğimiz yıllarda özenle restore edilen otel, pastel tonlardaki art-deco tarzıyla dikkat çekiyor. Kusursuz servisi ile 385 oda, 27 süit ve 2 teras eviyle hizmet veren otel ayrıca özel plaja ve spa’ya sahip.

Hotel Majestic Barriere’e gelince; Sharon Stone, Kate Moss, Robert De Niro ve Michael Jackson’ın Cannes’daki favori oteli için pek fazla söze gerek yok diyor oteli tanıyanlar. Son derece zengin ve gösterişli bir dekorasyona sahip otelde 23’ü süit olmak üzere toplam 305 oda bulunuyor. Akşamüstü çayınızı keyifle yudumlayacağınız otelin efsanevi barı Le Fouquet’s ise her an ünlü bir film yıldızıyla göz göze gelebileceğiniz bir mekan.

Bizimle birlikte olmayan rehberimiz ve kaptanımızla sözleştiğimiz saatte otel Carlton önünde buluşarak, turumuzun beşinci ayağı olan Antibes’e doğru yola çıkıyoruz. 

2,796 total views, 2 views today

Share

Monaco ve Monte Carlo İzlenimleri

25 Mayıs 2015 Pazartesi…

Baıe-des-Agnes Marina merkezli konaklama yerinde üçüncü günümüz. Satın aldığımız birinci tur kapsamındaki Nice, Eze, Monte Carlo, Monaco, Cannes ve Antibes bölgelerini gezeceğiz. Tur kapsamında olan Nice gezilmedi.  Şikagolu iki katılımcı daha alınarak Eze’ye doğru yola çıkıldı. Saat 10,15’te tarihi Eze Köyü kalesinin eteklerine kadar ulaşıldı. Kaptanımız tarafından tanınan 2 saatlik sürede Eze Köyü ve kalesi gezildi. Monaco Prensliğine doğru yolculuk başladı.

Monaco Cote D’Azur Fransa

Fransız Rivierası’nda, Nice ile Menton arasında, bulunan Monaco Şehir Devleti dört idari birim ya da bölgeden oluşmaktadır. Bunlar Monaco Ville, Monte Carlo, Fontveille ve La Condamine’dir…  Monako dağlar ve deniz arasına sıkışmış 18 kilometrekarelik bir alana sahip. Bu yapılanmasından kaynaklanan Monakoluların bir deyimini öğreniyoruz. ‘’Binaların bittiği yerde Fransa başlar.’’ Diyorlar.

Bu kadar küçük olan devlette yaşamakta olan 36000 kişinin 25000’i Monte Carlo’da yaşamaktadır. Bu açıdan Monte Carlo dünyanın en yoğun nüfuslu yerlerinden bir tanesidir. Monako Prensliğinin önündeki en büyük sorunlardan biri yetersiz yerleşim alanıdır. Araştırmalara göre her 10 yılda bir 350.000 metrekare ekstra alan oluşturulması gerekiyor. Bu yüzden denizleri doldurmayı ve şehri yeniden inşa etmeyi içeren bir şehircilik politikası yürütülüyor. 1965’te Prens Rainier döneminde deniz doldurularak toprak kazanılmış. Bu kazanım Monako tarihinde yapılan ve kazanılan en büyük suni alanmış.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Sekiz yıl süren çalışmalar sonunda on beş futbol sahası büyüklüğünde bir alan elde edilmiş. Diğer bir çözüm olarak da yeni yapılmakta olan binaların yüksekliği… Binaların yüksekliği gittikçe arttırılıyor. Alan kazanılmanın yanı sıra görsel manzara da şölene dönüşüyor. Bu yüksek binalar aslında 21. yüzyılda tüm dünyayı kendisine çekiyor.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Monako Prensliği’nin diğer önemli bir sorunu da Grimaldi Ailesinin neslinin devam ettirilmesi. 1861’de bağımsızlığını yeniden kazanan minik prenslik, 1918’de Fransa’yla yeni bir antlaşma imzalar. Buna göre, Grimaldi hanedanının tükenmesi durumunda Monako, Fransız koruması altında özerk bir devlet haline getirilecektir. Bu nedenle, prensliğin varisleri evlenmek ve çocuk sahibi olmak zorundalar.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Dağlara sırtını dayamış Monako’da hayat dikey yaşanıyor. Dikey yaşanan hayattaki bu zorluğu aşmak için birçok asansör ve yürüyen merdiven yapılmış. Geleneksel merdivenlerin yanında toplam kırk civarında mekanik bağlantı var. Bu asansör, merdiven ve mekanik bağlantıları büyük bölümü Monako kayalığının içinde yapılmış olup, alandan kazanılmış. Otoparkların büyük bölümü de bu Monako kayası içinde bulunmaktadır.

Biz de bu Monako kayası içindeki asansör, koridor ve merdivenlerden yararlanarak Prenslik Sarayı’nın bulunduğu bölgeye çıkıyoruz.  Surların, bahçelerin, Grace Kelly’nin bahçesinde mezarının bulunduğu Katedralin ve Okyanus Müzesi gibi yapıların da bulunduğu bu bölge Monaco-Ville olup, prensliğin yönetim bölgesidir. Monako Kayası içindeki asansörler, koridorlar ve merdivenlerle yapılan yolculuktan sonra çıktığımız bu bölgede ilk dikkatimizi çeken muhteşem yapı Okyanus Müzesi oluyor. Bize bu bölgeye kadar eşlik eden tur kaptanımız bir buçuk saat sonra bizi Okyanus Müzesi önünden alacağını söyleyerek serbest bırakıyor.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Okyanus Araştırmaları Müzesi 1910 yılında Prens Albert tarafından kurulmuş. Fransız okyanus uzmanı olan Jacques-Yves Cousteau 1957 yılından itibaren uzun süre bu müzeyi yönetmiş ve eserler kazandırmış.  ‘’Sessiz Dünya’’ adını verdiği ilk belgeseliyle 1956’da Cannes’da Altın Palmiye ödülü kazanan Kaptan Cousteau, hemen tüm dünya televizyonlarında gösterilen belgeselleri ve basılı eserleri sayesinde dünyanın en çok tanınan Fransızı olmuştu. Yıllarca O’nun denizaltı belgesel filmlerini, denize olan tutkusunu izledik. Deniz altındaki hayata onun gözlerinden bakıp hayran kaldık. 87 yıllık hayatına 120 televizyon belgeseli, 50 kitap ve 300 bin üyeli bir çevre koruma vakfı sığdırmış.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Müzenin alt katındaki iki salonunda akvaryum bulunan müzenin görkemli bir binası ve bir o kadar görkemli bir girişi var. Çeşitli tropikal balıklar, köpek balıkları denizatları, müren balıkları olduğunu öğrendiğimiz bu müzeyi zaman yetersizliğinden ötürü gezemiyoruz. Bir an önce Monako Prensliği saray bölgesine ulaşmak istiyoruz törensel nöbet değişimini görmek

Monaco Cote D'Azur Fransa

Saatimiz 11,50’yi gösteriyor. 11,55’te törensel nitelikte bir nöbet değişimi var. Sarayın önü oldukça kalabalık, fotoğraf ve video çekebileceğim bir aralık bulmaya çalışıyorum. Yaklaşık 15 dakika süren törenden sonra limanları görmek istiyoruz. Eski Monako olarak tanımlanan Monako-Ville bir yarımada şeklinde…

Monaco Cote D'Azur Fransa

Yarımadanın kuzey tarafından Port Herküle Yat Limanı görülürken, güney tarafında da turistik ve sportif bir yerleşim alanı olan Port de Fontvieille’yi yukarıdan görebiliyorsunuz.  Fontvieille deniz doldurularak oluşturulan bölgelerden biri. Herküle Yat limanına kuşbakışı bakabildiğimiz bu kıyıda Prens Albert’e ait oldukça detaylı bir heykelin yanı sıra François Grimaldi’nin rahip kıyafetli bir heykeli bulunuyor.

Monaco Cote D'Azur Fransa

Rahip kıyafetli heykelin ilginç bir hikâyesi de var. François Grimaldi, Ceneviz’den kovulan Grimaldilerin 1297 yılında Monako kayalığındaki kalenin fethedilmesinde başrolü oynayan kişi. Rahip kılığında kaleye girerek, Truva Atı rolünü oynamıştır. Heykellerle yeterince vakit geçirdikten sonra Herküles Yat Limanı kıyısına yanaşıyoruz. Kıyı ana baba günü… Herkes fotoğraf çekmek ve o anı ölümsüzleştirmek istiyor. Zar zor ben de kendime uygun bir yer bularak limana bakıyorum.

Monaco Cote D'Azur Fransa

200-250 metre yüksekten baktığımız liman ve çevresi görsel bir şölene dönüşüyor. Karşı kıyıda kumarhaneleriyle aklımızda yer etmiş olan Monte Carlo bulunuyor. Prensliğin en lüks bölgesi Monte Carlo olup, Prenslikte yaşayan 36 000 kişilik nüfusun 25 000’i Monte Carlo’da bulunmaktadır. Monaco’yu, daha doğrusu Monte Carlo’yu bir kumar kenti olmaktan çıkarıp, milyarderlerin vergi cenneti haline getiren Prens Albert’in babası Prens Rainier idi.

Monte Carlo Cote D'Azur Fransa

1956 yılında ünlü film yıldızı Grace Kelly ile evliliği 20. Yüzyılın masalı olarak tanımlanmış ve düğün töreni 30 milyon kişi tarafından izlenmişti. Bu olaydan sonra da Monaco kumarhaneler kenti olmaktan kurtulmuştu. Monaco-Ville için bize ayrılan süre dolduğu için Okyanus Müzesi önüne gidiyor ve bizi bekleyen tur kaptanımızla kayalık içinde bulunan aracımıza gidiyoruz. Aracımıza bindikten 10 dakika sonra da ‘’Casino Monte- Carlo’’ yanında kendimizi buluyoruz.

Monte Carlo Cote D'Azur Fransa

Casino Monte-Carlo yanında süper lüks bir otel olan Hôtel de Paris yer alıyordu. 1864 yılından kalma, şarap mahzenli bir binada hizmet vermekte olan tesiste Amerikan tarzı bir piyano bar ve ünlü Place du Casino manzaralı 2 restoran olduğunu öğreniyoruz. Monako prensi III. Charles’ın 1856’da bir anonim şirkete verdiği izinle, 1861’de açılan kumarhanenin çevresinde gelişen yerleşmeye beş yıl sonra Monte Carlo adı verilmiş.

Monte Carlo Cote D'Azur Fransa

Oyun masaları yalnızca Monako’yu ziyarete gelenlere açık olduğunu söylüyor kaptanımız. Ardından Monako Prensliğine gelir kaynağı sağlamak amacıyla, Monte Carlo dünya zenginleri için lüks ve görkemli bir kumar merkezine dönüştürülmüş.  1878 yılında Grand Theatre Monte Carlo adıyla kumarhanenin içinde bir opera binası yapılmış.

Opera binası nedeniyle Monte Carlo Casino’nun içerisinde büyüleyici kabartmalar ve sütunlar yer almış. Dışındaki terası ise muhteşem Akdeniz manzaraları sunuyormuş. Casinonun  yakınlarında da 1932 yılında Uluslararası Spor Kulübü yapılmış. Ünlü Formula 1 yarışı, Monaco-Ville’de olduğu gibi Monte Carlo’da da yapılmaktaymış. Gazino meydanını gezdikten sonra,yolumuz üzerindeki Cannes ve Antibes’in de ziyaret edileceği uyarısı üzerine aracımıza binerek Cannes’in yolunu tuttuk…

Monte Carlo Cote D'Azur Fransa

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                           

2,873 total views, no views today

Share

Nice-Cote D’Azur’un Başkenti

Fransa’nın güneyindeki Nice şehri ve çevresindeki Cannes, Grasse, Gourdon, Eze, Monaco, Monte Carlo, Menton gibi yerleşim birimlerinin bütününe Fransız Rivierası ya da Cote D’Azur deniliyor. Yıllarca bu yerleşim birimlerini gezmiş ve konaklamış olan bir Fransız şair ve yazarının bu adla yazdığı kitabına atfen verilmiş bu ad bölgeye. Etimolojik olarak Cote D’Azur “Mavi Kıyılar” anlamına geliyormuş.

Nice Cote D'Azur Fransa

Gerçekten de İspanya’nın Cebelitarık Boğazı sınırından İtalya sınırındaki Menton’a kadar olan bölgeye Nice ya da Eze Köyü Kalesi üzerinden bakıldığında ‘’Mavi Kıyılar’’ tanımlaması anlam kazanıyor. Bir bakıma, Antalya ve çevresinin, ‘’Türkiye Rivierası’’ olarak adlandırılması gibi… Nasıl ki Türkiye Rivierası’nın başkenti Antalya’dır, Fransız Rivierası’nın başkenti de Nice kabul edilmiş.

Fransız Rivierası Cote D’Azur’un başkenti olma özelliği gösteren bu olağanüstü kent, palmiye ağaçlarının belirlediği yollar, altın kuma bulanan sahilleri, şehre ruh katan festivalleriyle doğayı seven turistlerin gözdesi olmayı başarmış. Yunanların ve Romalıların hâkimiyetinde kalan ve birçok tarihi eseri barındıran Nice geçmişte ve şu şimdiki zamanda büyülü bir yolculuğa çıkabileceğiniz bir yer.
Bir şehrin mimarisini en öne çıkaran yapılar tabii ki müzeleridir. Bu 350 bin kişilik şehirde tam 15 tane müze ve bunun iki katı kadar sanat galerisi bulunmaktadır. Mutlaka görülmesi ve önemli miktarda zaman ayrılması gereken bir turizm başkenti Nice… Böyle önemli bir turizm merkezi, kişi başı 79 Euro ödeyerek satın aldığımız 25 Mayıs 2015 tarihli tur kapsamında olmasına rağmen, rehberimiz ve kaptanımız tarafından es geçilmişti.  Herhangi bir tur satın almadığımız 27 Mayıs 2015 Çarşamba günü kahvaltıdan sonra 200 numaralı otobüsü kullanarak önce Nice sonra da Cannes’a gitmeye karar verdik.


Nice Cote D'Azur Fransa

Kişi başı 1,5 Euro ödediğimiz otobüsümüz yaklaşık bir buçuk saat sonra Fransızca Promenade des Anglais olan İngiliz Koşuyolu keyif bulvarına girmişti. Kente girişte bütün dikkatimizi çeken bu upuzun yürüyüş, bisiklet ve trafik yolu 1822’de Nice’e portakal toplamaya gelen mevsimlik İngiliz işçilere yaptırılmış. O yıl portakal hasadı kötü gidince işçiler boşa çıkmış. Sağda solda vakit öldürürken olay da çıkaran işçilerin bu durumuna daha fazla dayanamayan Fransızlar, işçileri bu yolu yapmakla görevlendirmişler. O yüzden de adı İngiliz Koşuyolu olarak tanımlanmış.

Nice Cote D'Azur Fransa

Önünde geniş bir sahil bandının uzandığı bu keyif yolu, özellikle akşamüzeri ve gece tam bir keyif bulvarı olarak tanımlanıyor. Deniz kenarı bulvarı olarak da bilinen Promenade des Anglais, 19’uncu yüzyılın sonundan kalma şatafatlı binaların ve palmiyelerin dizili olduğu bir mimari açık hava müzesine benziyor. Pembe ikonik bir kubbesiyle öne çıkan yapılardan biri olan Le Negresco Hotel, 1912’de, ‘’Belle Epoque’’ döneminden kalma bir şaheser olarak biliniyor.

1929’lu yıllardan kalma Palais de la Mediterranee bir diğer şaheser olup, dış cephesindeki kanatlı atlara, perilere ve tanrısal diğer varlıklar otele gizemli bir hava katmış. Nice kentini süsleyen Barok tarzda inşa edilmiş yapıları, genellikle 17. Yüzyıla ait. 19. Yüzyılda Nice’ e gelmeye başlayan İngiliz Aristokrasisi, kentin gelişimine büyük katkıda bulunmuş.

Kraliçe Victoria 1895-99 yılları arasında düzenli olarak kenti ziyaret edip Cimiez’ deki Victoria Otelinde kalmış. Nice aynı zamanda karnavallarıyla da ünlü bir kent olarak biliniyor. Her sene 14 Şubat-4 Mart tarihleri arasında düzenleniyor Nice Karnavalı’nın kökenleri de bir hayli eskiye dayanıyor. Orta çağda Nice halkı, Katolik dininde öngörülen ve vaftize hazırlık döneminde kırk gün süren oruç tutma gelenekleri doğrultusunda, oruç başlamadan önce gıdaca zengin bir beslenme bayramı yaşarlarmış. 1294 yılında başladığı söylenen bu geleneksel karnaval, 18. Yüzyıla kadar, şehir sokaklarında maskeli balo halinde kutlanmaya devam etmiş, Fransız devrimi ve Napolyon zamanında ise askıya alınmış.

1830 yılında kraliyet ailesi önünden geçen otuz kadar süslü araba, karnavalın o tarihten sonraki formunun da ilk habercisi olmuş. 1872 yılına kadar kutlamalar caddelerde insanların birbirlerine konfeti, un, yumurta atarak eğlenmeleri şeklinde devam etmiş. Daha sonraki yılarda ise geliştirilerek günümüzdeki halini almış. Anımsadığımız bu bilgiler ışığında İngiliz Koşuyolu ya da Nice Kıyı Bulvarı’nın bitim noktasına ulaşıyor otobüsümüz.  Le Meridien Hotel’in yanından Suede Caddesi’ne girip, 180 derecelik bir dönüşle Verdün Caddesi’ne yöneliyor kendisine ayrılan durakta bizi bırakıyor.

Nice Cote D'Azur Fransa

Konaklama yerimiz Baıe des Agnes’e geri dönerken otobüs durağımızı şaşırmayalım diye çevremizi gözden geçiriyoruz. Kalkış durağımızın sağında Meridien Oteli, otelin köşesinde de McDonald’s bulunuyordu. Arkamızda ve doğuda ise ‘’Jardin Albert 1’’ olarak bilinen 1. Albert Bahçeleri ile Massena Meydanı bulunuyor. Biz öncelikle Massena Meydanı’nı ve çevresini tanımak istiyoruz.

Nice Cote D'Azur Fransa

Massena kentin en hareketli ve en büyük meydanlarından biri olup, bütün yollar bu meydana çıkıyor. Napolyon döneminin ünlü generallerinden biri olan Andre Massena’ye bir şükran borcu olarak 1832 yılında yapılmış. Çevresinde birçok pastel renkli bina, bahçeler ve hepsinden önemlisi Antik Kent Nice ve kalesi bulunuyor. Biz meydana Verdün Caddesi üzerinden gelerek girdik. İlk dikkatimizi çeken pastel renkli yapılar ve meydandaki direkler üzerinde oturmuş pozisyonundaki heykeller oldu.

Place Massena olarak tanımlanan Massena Meydanı’nda 7 adet direk üzerinde oturan 7 adam heykeli bulunuyor. Direkler üzerindeki bu heykeller 7 kıtayı temsil ediyormuş. Direkler ve üzerlerindeki heykellerin tarihi yapılarla uyumlu olduğu pek söylenemez. Yine de heykelleri tanımaya ve anlamaya çalıştık. Dikdörtgen şeklindeki meydanın güney-doğu ucundaki yarım dairenin merkezinde 1956 yılında açılışı yapılmış olan  Fontaine du Soleil yani Güneşin Çeşmesi görüp, o tarafa yöneldik.

Nice Cote D'Azur Fransa

Daire şeklinde oldukça büyük olan havuzun çevresinde Yunan ve Roma mitolojisinden esintiler bulunuyordu. Mitolojide her gezegeni açıklayan ya da ona ismini vermiş bir mitolojik kahraman mevcuttur. Mitolojiyi incelediğinizde bu kahramanların, o gezegenle aynı özellikleri taşıdığını ve o gezegenin yöneticisi olduğu burçların özelliklerinin de buradan ileri geldiği görülür. Neptün deniz ve deprem tanrısı, Jüpiter tanrılar tanrısı Zeus, savaş tanrısı Mars, kazanç tanrısı Merkür,  aşk ve güzellik tanrıçası Venüs gibi…

Havuzun kenarındaki heykel çalışmalarıyla Dünya, Mars, Venüs, Merkür ve Satürn temsil edilmiş. Oldukça ilginç ve gizemli tasarımlardı… Bir üstteki havuzda bulunan fıskiyelerden çıkan sularla bu mitolojik tanrılar yıkanıyordu. Havuzlar sisteminin merkezinde ise mitolojide müziğin, sanatların, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı Apollon’un 7 metre yüksekliğinde mermerden bir heykeli bulunuyor.

Nice Cote D'Azur Fransa

Bir televizyon programında panoramik olarak gördüğüm bu Apollo heykeline ‘’Çıplak Kral’’ yakıştırması yapmıştım. Apollo heykeline yakından ve biraz daha ayrıntılı bakıldığında, Apollo’nun başındaki taç’ın aslında minik atlardan oluştuğunu görüyorsunuz. Apollo heykeline yeterince zaman ayırdıktan sonra tekrar meydana dönüyoruz. Apollo heykelinin bulunduğu yerden meydanın kuzeyine bakıldığında, sağında ve solunda sıcak yaz aylarında serinlemenizi sağlayacak eğlenceli ve sulak alanlar var.

Meydanın doğu bölümünde Promenade Miroir d’Eau yani dev bir su aynası bulunuyor. Sucul gösterileri düzenlenmesini sağlayan 3000m² lik bu alanda, 6 kilometre uzunluğu olan yeraltı borularıyla karmaşık ve görünmez makine hidrolik ve elektrik sistemlerini kontrol ediyor.Onlarca fıskiyeden belirli aralıklarla su fışkırıyor. 8-10 metre yükselen suların arasında koşuşturmakta olan çocuklarla, çocuklaşmış olanları görmek çok hoş ve görsel bir şölendi. Fıskiyelerin açık olduğu anlardan herkes gibi eşim Serap da kendisini fıskiyelerin ortasına attı.  Birlikte çok eğlendik doğrusu…

Nice Cote D'Azur Fransa

Bu alanın tam karşısında da Sis Platosu bulunuyor.  Platoda düzenlenmiş jetlaglardan yoğun su buharının fışkırdığı anlarda yoğun bir sisin içine girmiş oluyor ve ortadan kayboluyordunuz. Görülmeye değer ve eğlenceli bir uygulamaydı çocuklar ve çocuk kalanlar için. Çocuklar gibi şenlendikten sonra meydanın ortasından geçen tramvaya, kişi başı 1 Euro ödeyerek, bindik.

Yaklaşık 5 km kuzeydeki Hospital Pasteur’a, son durağa kadar gittik. Tramvay yolunun sol tarafında da 1. Albert Bahçeleri uzanıyordu. Promenade du paillon olarak adlandırılan bu yürüyüş pavyonunda tüm kıtalardan getirilmiş ağaçlar, çalılar, bitkiler vardı. Dünya çapında pek çok habitatlardaki özellikleri taşıyan botanik bahçesi, yanından geçen herkesi davet ediyordu.

Nice Cote D'Azur Fransa

Massena Meydanı’na geri döndüğümüzde saat 15,30 olmuştu. programımızda Cannes olduğundan, eski nehir yatağı üzerine kurulmuş olan 1. Albert Bahçeleri ile botanik bahçesini gezemedik. Meridien Hotel’e komşu olan 200 numaralı otobüs durağına ulaşmıştık ki, otobüsümüz de geldi ve Cannes yolculuğu başladı.

Bir sonraki yazı dizisinde buluşmak üzere…

3,808 total views, no views today

Share