İstanbul’daki Sultanahmet Meydanını gezerken Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 100 000 kişilik Hipodrom ve buradaki araba yarışların hayal ettim. Neden 100 000 kişilik hipodrom yapılma gereği vardı ve neden birbirini tanımayan bu kadar insan bir araya gelebiliyordu.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara

Hipodromla ilgili sorulara yanıt ararken karşıma günümüzdeki 100 000 kişilik stadyumlar ve buralarda birbirini tanımayan taraftarlar karşıma çıktı. Sahada meşin bir top peşinde koşan ve topu bir kaleye sokmaya çalışan 22 kişinin taraftarları kendilerinden geçercesine takımlarını izliyorlardı. İzlemek ne demek; heyecanlanıyorlar, bağırıyorlar, bazen küfrediyorlar, bazen de kavga ediyorlardı. Maç bitiminde de rahatlamış olarak evlerine dönüyorlar ve belki de birlikte heyecanlandıkları kişileri bir daha hiç görmüyorlardı.

Stadyumlarda 100 000 kişiyi heyecanlandıran etkinlik olan Futbol basit kuralları olan bir oyun… Sizler de bir okul bahçesinde ya da elverişli bir halı sahada tanımadığınız diğer kişilerle ‘’11’’ kişilik iki takım kurarak futbol oynayabilirsiniz. Her ne kadar evrim basamağında futbol oynamak için evrilmemiş isek de, insanlar tarafından konulan hayali kurallar gereği, takım gibi davranacak ve karşı tarafında aynı davranış içinde olacağına emin olacağız.

Oyun oynamak hayvanların genlerinde vardır. Dünyanın her yerindeki hayvanların yavruları içgüdülerine dayanarak, tanımadıkları yavrularla oynarlar. Acımasız doğa koşullarında avlanmak ve av durumuna girmemek için ön hazırlık yapmaları gereği genlerine kazınmıştır. Oysa insanlarda futbol oynama ya da araba yarışı yapma genleri yoktur. Ancak yine de oynayabilirler, çünkü futbolla ilgili bir dizi hayali kural ve fikri benimsemişlerdir.

İnsanlardaki hayali kuralları, örneğin futbolun kurallarını değiştirebilirsiniz. FİFA olarak bilinen uluslararası futbol örgütlenmesi pekâlâ bunu yapabilir. İnsanların oluşturdukları bütün hayali oluşumların kuralları değişebilir. Hayvanların oyun kuralları genetik olduğundan anında değiştirilemez. Ancak, mutasyon yoluyla, binlerce yıl sonrasında değişim gerçekleşebilir.

Hayali kuralları olan futbol ve araba yarışları için uygulanan mantık krallıklara, devletlere, ticaret ağlarına ve Hristiyanlık gibi dinlere de uygulanabilir. Ancak oldukça önemli bir farkla… Futbolun kuralları görece basit ve azdır. Tıpkı avcı ve meyve toplayıcı küçük bir gruptaki kuralların azlığı gibi. Futbol oyununa katılan her oyuncu futbolun kurallarını beyninde depolayıp, saklayabilir. Sakladığı futbol kuralları dışında ailesi ile ilgili bilgiler, arkadaşları, dersleri, hobileri ve alış veriş listeleri için de beyninde yer bulabilir.

Ancak 22 kişiden daha fazla, binlerce hatta milyonlarca katılımın gerektirdiği büyük işbirliği sistemlerinde devasa boyutlardaki bilginin depolanması ve işlenmesi gerekir. Oysa beynimiz evrim basamaklarında bunlar için evrilmemiştir. Hayatta kalmasını sağlayacak bilgilerin depolanması ve işlenmesi için evrilmiştir.

Milyonlarca insanın bir araya geldiği imparatorluklar devasa miktarda bilgi üretir. Toplumsal yasalardan da öte vergilerin, takasların, askeri dökümlerin, ticaret gemilerinin, zaferlerin ve kutlamalarının takvimlerinin de kayıt altına alınması gerekir. Hepsinden önemlisi de bütün bunların yapılabilmesi için vergilerin toplanması gerekir.

Milyonlarca kişilik bir nüfusu vergilendirmek için, bunların meslekleri ve gelirleri hakkında bilgi toplamak gerekir. Ödemeleri, kalan borçları, cezaları, varsa indirimleri ve istisnaları bilmek gerekir. Tüm bunların depolanıp, işlenmesi için milyonlarca veri ortaya çıkacaktır. Devlet böyle bir veri depolama ve işleme kapasitesi olmadan elindeki kaynakların neler olduğunu bilemez. Yeterli vergi toplayamaz ve çöker. Problemin çözülmesi gerekiyordu.

Problemin üstesinden gelmeyi başaranlar Güney Mezopotamya’da yaşayan Sümerler oldu. M.Ö. 3500 ile 3000 yılları arasında Sümerli bazı dehalar, devasa bilgileri beynimizin dışında bir yerde tutmak için uygun bir sistem oluşturdular. Özellikle mal ve akçeli işler için oluşturdukları ve kilden tabletlere yazdıkları somut işaretlerle insan beyninin sınırlarından kurtulma olanağı doğdu. İmparatorlukların önü açıldı.

Sümerler tarafından oluşturulan bu veri işleme sistemine ‘’YAZI’’ denildi. İlk veri depolama ve işleme sistemi olan Yazı matematiğin anası olarak karşımıza çıkar. Mal ve akçeli işler için geliştirilen Sümer Yazı Sistemi, daha doğrusu kayıt ve işleme sisteminin kullandığı somut işaretler 1, 10, 60, 600, 3600, 36000 sayılarını temsil ediyordu. Bir başka deyişle Sümerler 6’lık ve 10’luk sayı sistemlerinin bir kombinasyonunu kullanmışlardı.

Sümerlerin 6’lık sistemi bize günün 24 saate, saatin 60 dakikaya ve dairenin 360 dereceye bölünmesi gibi pek çok önemli matematiksel miras bırakmışlardır. Görüldüğü gibi Yazı, öncelikle, matematiksel bir ihtiyaçtan doğmuştur.

538 total views, 2 views today

Share