Gülhane Parkı-İstanbul

Topkapı Sarayı Müzesi’nde bütün avluları gezdiniz ve son olarak Harem bölümüne girdiniz. Haremden ayrıldıktan sonra, tekrar Alay Meydanına geliyorsunuz. Vaktiniz ve dermanınız kalmış ise, ağaçlı yolun sağındaki Osman Hamdi Bey Yokuşu’na girmelisiniz. Aşağı doğru yürürken sol tarafta Osmanlıdaki para basımı, altın ve gümüş eşya, sikke ve mücevherat imalathanesi olan Darphane-i Amire bulunmaktadır. Sağ tarafımızda ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesinde; İstanbul Eski Eserler Müzesi, Arkeoloji Müzesi ve Çini Müzesi yer almaktadır. Yokuştan inmeyi sürdürürsek Topkapı Sarayı’nın Gül Bahçesi olan Gülhane ile çıkışında, sağda Alay Köşkü kendini gösterir. Gülhane Parkına girelim ve İmparatorluğun bu Hasbahçe’sinin güzelliklerini içimizde hissedelim.

Gülhane Parkı İstanbul

3 Kasım 1839 günü Saray eklentileri içerisinde yer alan Gülhane bahçesinde okunan bir Hatt-ı Şerif “Padişah Yazısı” ile Tanzimat-ı Hayriye “hayırlı düzenlemeler” ilan edildi. Osmanlı tarihinin en önemli belgelerinden biri olan bu metin, okunduğu yerden ötürü Gülhane Fermanı ve içeriğinden ötürü Tanzimat Fermanı adıyla da anılmaktadır. Bu ferman sayesinde padişahların yetkileri meclislere ya da bürokrasideki kişilere devredilmiştir. Buradaki amaç, iktidarı saraydan alıp bürokrasiye vermek ve devlet yönetiminde merkezîleşmeyi sağlamaktı. Tanzimat Fermanı’nın okunmasından I. Meşrutiyet’in ilanına kadar geçen dönem, Osmanlı tarihinde Tanzimat Dönemi olarak anılır. Bu nedenlerden ötürü Gülhane Parkı’nın tarihi bir önemi vardır.

Gülhane Parkı’nı ilk kez 1961-63 yılları arasında İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu’nda okurken gezmiştim. Sonraki yıllarda, özellikle Tarihi Yarımada’yı tanımaya çalışırken Gülhane Parkı’nı defalarca gezmiştim. 1960’lı yıllarda parkın ortasından geçen ağaçlı yolun sağında ve solunda çeşitli gazinolar bulunmaktaydı. Ayrıca dinlenme yerleri, yazın kukla-karagöz temsilleri veren bir tiyatro, çocuk bahçesi, küçük bir hayvanat bahçesi, kahvehaneler, Tanzimat Müzesi, botanik bahçesi, Âşık Veysel’in heykeli ve akvaryum olan sarnıç yer almaktaydı.

Gülhane Parkı; Topkapı Sarayı, Alay Köşkü ve Sarayburnu arasında yer almaktadır. 1999 yılında Parka Alay Köşkü’nün bulunduğu kapıdan girmiş, parkı gezdikten sonra, Sarayburnu’na çıkmıştım. Sarayburnu bakir bir bölgeydi o yıllarda. İstanbul Boğazı ile Boğaziçi Köprüsü’ne hâkim konumda bulunan çayhaneler bulunurdu. O çayhanelerden birinde gevrek bir simit eşliğinde çay içtiğimi anımsıyorum. 

Gülhane Parkı İstanbul

İstanbul’un Osmanlılar tarafından fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet Sarayburnu’nu surlarla çevirerek Çinili Köşk’ü yaptırmıştır.  Şu anda Türk çini ve seramik örneklerinin sergilendiği Çinili Köşk Müzesi, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’da yaptırdığı sivil mimari örneklerinin en eskisidir. Yapıdaki Selçuklu etkisi göze çarpmaktadır. Kapısı üzerindeki çini kitabede inşa tarihinin Miladi 1472 olduğu yazılıdır ancak mimarı bilinmemektedir. Sadrazam Sinan Paşa da III. Murat için buraya ünlü İncili Köşk’ü yaptırmıştır. İncili Köşk II. Abdülhamit döneminde, demiryolu yapımında yıkılan en güzel köşklerden biridir. Kubbesinden sarkan bir inci demetinden ötürü ‘’İncili Köşk’’ olarak anılıyordu. 

Bahçeler Cennetin Simgesidir anlayışının geçerli olduğu Osmanlı İstanbul’unda güzel bahçe sahibi olmak, bu bahçede konukları ağırlamak, hatta büyük boyutlu bahçeleri kamusal alan olarak halka bahçe yapıp vakfetmek geleneği bulunmaktadır. Bu işin öncülüğünü, birçok konuda olduğu gibi, saray yapmıştır. Topkapı Bahçesi (Gülhane, Has Bahçe), Yıldız Bahçesi, Ihlamur Kasrı Bahçesi, Kandilli Bahçe gibi padişahların has bahçeleri, vezirler ve diğer devlet ileri gelenleri tarafından taklit edilerek şehir içerisinde birçok başka örneklerle yaygınlaştırılmıştır.

Padişahlara ait saray, kasır ve köşklerin de ‘’Hasbahçe’’ olarak anılan görkemli birer bahçesi bulunurdu. Hasbahçe içindeki binalarda, ilim ve sanat öğretilmekteydi. Topkapı Sarayı’nda Sofa-i Hümayun olarak bilinmekte olan dördüncü avlusunda, köşkler ve ana yerleşim binaları tepenin üstünde, bahçeler ise eteklerde yer alırdı. Yeşillikler arasındaki bütün köşklerle bağ kurulmuş ve kıyı saraylarıyla denize kadar bu İlişki uzatılmıştır. Bahçedeki eğim ise setlere bölünerek çözülmüştür.

Saraylar topluluğunu çevreleyen Hasbahçe bugün Gülhane Parkı olarak adlandırılmaktadır. Düzenlenmesi Fatih zamanında başlayan Hasbahçe için çiçek türlerinin en iyileri seçilmiştir. Edirne’den gül, Halep’ten zambak, Maraş’tan sümbül soğanı, Kırım’dan lâle soğanları getirtilmiştir. Gülhane Parkı Sarayın eklentilerinden biri olması nedeniyle, İstanbul’un en eski parklarından biridir. İçinde Topkapı Sarayı’nın gül bahçeleri de bulunduğundan, Gül evi anlamına gelen Gülhane adını almıştır. Gülhane Parkı 1913 yılında Sultan V. Mehmet tarafından halka açılması için İstanbul Belediye Başkanlığı’na verilmiştir. Osmanlı döneminde Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olan mekân Belediye Başkanı Cemil Paşa döneminde parka dönüştürülmüştür.

Gülhane Parkı İstanbul

Gülhane Parkı, 1950 yıllarında ‘Bahar ve Çiçek Şenlikleri’ ile İstanbulluların en önemli eğlenme ve dinlenme mekânı olmuştu. Şenlik günlerinde Gülhane Parkı’na, Avrupa ülkelerinden getirtilerek kurulan lunapark, kentin her semtinden gelen, her yaştan İstanbullunun ilgisini çekerdi. Her nedense,  “Bahar ve Çiçek Senlikleri”nden bir süre sonra vazgeçilmiştir. 1987’den itibaren de Büyükşehir Belediyesi çeşitli etkinliklerin yer aldığı “Gülhane Şenliği”ni düzenlemeye başlamıştır. Çağdaş toplumlarda kent parkları, kent yönetimi plan ve programlarında oldukça önemle üzerinde durulan bir konu haline gelmiştir. Kent parkları artık bir kent kültürüdür. Kentsel park alanının yer seçiminden, kurgusuna hatta tanıtım stratejisine kadar belli bir sistem belirlenmeli ve bu sistem sıkı sıkıya takip edilmelidir.

Kent parkları sadece rekreatif amaçlı değil, daha hareketli, sürprizlerle dolu kent içi etkinlik alanları olarak kullanılmaktadır. Bu düşünceden hareketle, İstanbul Büyükşehir belediyesi 2001 yılı Temmuz ayında yeniden düzenleme çalışmaları başlatmıştır. 26.02.2003 tarihinde tamamlanarak 30.05.2003 tarihinde halkın hizmetine açılmıştır. Düzenleme çalışmalarıyla; parkın iki kapısını birbirine bağlayan ana yol trafiğe kapatılarak yayalaştırılmış ve bir gezi yolu haline getirilmiştir. Yaya yolları, parkın fiziki yapısı değiştirilmeden, mevcut hatlar korunarak kaplama malzemeleri ve bordürleri yenilenerek düzenlenmiştir. Parkta bulunan; Hayvanat Bahçesi, Park ve Bahçeler Yemekhanesi, Gülhane Şefliği, Tanzimat Müzesi, mevcut yapılarda konumlanmış idari fonksiyonları içeren birimler ve bunlara bağlı uyuşmayan yapılar kaldırılmıştır. Alemdar Caddesi’nden girildiğinde solda, Alay Köşkü önünde fıskiyeli havuz yapılmıştır. Bitki döküm çalışmalarında 1796 adet ağaç, ağaççık ve çalı tespit edilmiş olup, bunların 449 adedi anıt aday ağaç olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca tescil edilmiştir. Bitki dikim çalışmalarında fidan, lale soğanı ve mevsimlik çiçek dikilerek parkın çim ekimi de tamamlanmıştır. Ayrıca 25 Mayıs 2008’de Gülhane Parkı içindeki Has Ahırlar Binası’nda, İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi hizmete girmiştir.

Kaynaklar:

1)    Kentsel parklar ve kentsel tasarım ilişkisi (Zeynep Yılmaz)

2)    tr.wikipedia.org/wiki/Gülhane_Park

3)    http://www.istanbul.gov.tr/Default.aspx?pid=12920

 18,365 total views,  3 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir