Yoğun bir çalışma temposundan sonra, 2011 yılında emekli olduğumda ne yapacağımı bilemedim. Kahvehane kültürüm yoktu. Buna rağmen  buralara gitsem, oyun dışında başka bir aktivite olmadığından, zamanı boşa harcayacaktım, bana göre değildi. Parklardaki sıralarda oturup, ölümü de bekleyemezdim. Darwinci bedenlerimize bu hiç yakışmazdı. Kısa bir süre için bunalıma girdim. Çıkış yolu aradım ve eşimin de önerisi ile blog yazarlığına soyundum. Öncelikle bir fotoğraf makinesi edinmeliydim. Bunu da kızım sağladı. Kullanmadığı Sony marka 2 000 model bir makineyi bana hediye etti. Daha sonraları fotoğraf makinelerim çoğaldı ve iyileşti.

Emirgan Korusu ve Lale Festivali

Başlangıçta, herhangi bir amaç gütmeden ve araştırma yapmadan, gezdiğim yerlerin fotoğraflarını çekmeye ve bu fotoğrafların çekildiği mekanlarla ilgili bilgi derlemeye başladım. Kendimce yeterli bilgiye ulaştığımda ise, fotoğraflarla bilgiyi eşleştirerek gezi ve araştırma yazıları yazmaya başladım. Tarzımın blog yazarlığında bir ilk olduğu söylendi. Hiç beklemediğim bir ilgi ile karşılaştım. Kullandığım slogan AKINCI944 bir marka haline geldi. 

 

Sitelerimde anılarımla birlikte gezi yazılarımı yayınlıyorum.Bir marka yaratmış olmalıyım ki bir ara akinci944.com sitesinde çok fazla bir etkinlik olmamasına karşın, alexa verilerine göre, tıklanma sayısı 23 000 000 kişi civarına ulaştı. 

Bizler, yani insanlar ‘’Biyolojik Bir Servet’’in mirasçılarıyız. Bize miras bırakılan muhteşem bir bedenimiz harika bir beynimiz var. Aslına bakarsanız, üç ayrı evrim basamağından devraldığımız ve birlikte hareket eden üç ayrı beynimiz var. Bir portakalın dilimlerini ayırdığımız gibi, sinir sistemi cerrahlarının da birbirinden ayırabildiği farklı üç beynimiz var. Kimyasal ve anatomik açıdan birbirinden farklı oldukları gibi görevleri de birbirinden farklı olan bu üç beynimiz, içinde bulunduğumuz doğal ve sosyal ortama uyum sağlayabilmemiz için birbirleriyle sıkı bir iletişim içindedirler.harika bir üçlü oluşturmaktadırlar.

Kafatasımızın içinde bulunan, üç ayrı evrim basamağından miras olarak devraldığımız beyinlerimizden ilki ‘’Fiziksel Beyin’’ dir. Diğerleri de ‘’Duygusal’’ ve ‘’Zihinsel’’ beyinlerdir. Duygusal beynimizin bir başka adı da ”Limbik Beyin” olarak adlandırılmaktadır. Beynin bu bölümü, beynimizi bir yüzük gibi saran bir sistemdir. Bu nedenle limbik sistem adını alır. Latincede yüzük ring ya da limbus olarak tanımlanmaktadır. Limbik sistem, koklama, seksüel çekim, tehlike duygusu gibi hisleri düzenleyen duygusal merkezlerden oluşur. Böylece limbik sistem beynin repertuarına duyguları ekler. Duygular önemlidir ve limbik paralarla, beğenilerle, takdir edilmelerle beslenirler.

Duygular beslendikçe insani davranışlar artar. Zenginliklerin paylaşımı gündeme gelir. Ne güzel bir deyimdir ”Hayat paylaştıkça güzeldir” deyimi. Ben de hayatımı ve çevremdekilerin hayatını güzelleştirmek için, geçmişte olduğu gibi şimdi de paylaşmayı ve üretmeyi seviyorum. Bir kez daha vurgulamak ve tekrarlamak istiyorum.

Hayat paylaştıkça güzeldir.

2,508 total views, 1 views today

Share