1980’lerin ünlü filmi Terminatör, 1990’ların ünlü filmi Matrix yapay zekânın dünyamızı nasıl yöneteceği üzerine kurgulanmış senaryolardı. 2000’li yıllarda hızla gelişen bilişim dünyası, günümüze gelindiğinde artık suçluları yüz hatlarından ayırdedebilen, mahkeme tutanaklarında %78 insan gibi karar verebilen yapay zekâ uygulamalarına kadar ulaştı. Bütün bu oluşumların temelinde elektronik algoritmalar vardır.

Algoritmalar genellikle bilgisayar programlamada kullanılır ve tüm programlama dillerinin temeli algoritmaya dayanır. Bir başka deyişle Algoritmalar, size tam olarak istediğiniz şeyi vermek için ipuçlarını araştıran bilgisayar programlarıdır. Algoritma, ünlü matematikçi El Harezmî’nin isminin batı dillerine uyarlanarak değişmiş halidir. Geçmişte sistematik analiz yöntemini geliştiren bu matematikçinin bulguları bilgisayar bilimlerinin temelini oluşturmuştur.

Algoritmalar gün geçtikçe, sanal gerçeklikler yaratarak, sosyal olayları yönlendirmekte kullanılıyor. İnternetle birlikte ‘’sanal gerçeklik’’ artık günlük hayatımızın, ekonomimizin ve güvenliğimiz bir parçası haline geldi. Kuzey Carolina Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Zeynep Tüfekçi, “Bu algoritmik sistemleri sizin hakkınızdaki her şeyi dijital kırıntılardan çıkarabilirler” diyor. Yani sizin kişilik profilinizi Facebook’taki beğenilerinize ve tercihlerinize göre çıkarabilirler. Bu da, büyük ihtimalle, kendi amaçları doğrultusunda sizi yönlendirebileceği anlamına geliyor.

Algoritma sözcüğü Türkistanlı bir âlimden gelir. Türkistanlı âlim 9. yüzyılda Cebir adında bir kitap oluşturarak algoritmik çalışmalarını sergilemiştir. Kısaca algoritmayı bulan kişi kim diye sorulduğunda Ebu Abdullah Muhammed bin Musa el Harezmî diyebiliriz. Bu kitabın matematiğe çok büyük katkıları olmuştur. Bu kitap farklı dillere çevrilmiştir. Avrupa da çok ilgi gören kitabın ismi ve âlimin ismi Avrupalılar tarafından telaffuz edilemediği için “algorizm” sözcüğünün kullanmışlardır. Algorizm “Arap sayıları kullanarak problemleri çözmek” anlamına gelir. Zamanla algorizm algoritmaya dönüşmüştür.

Bilgisayar programlarında kullanılan algoritmalar, bir bakıma veri (data) işleme sanatı olarak da adlandırılabilir. Ham bilgi olan veri, amaca uygun olarak, adım adım işlenir.  Günümüzde Dataist’ler bireysel organizmaların yanı sıra arı kovanları, bakteri kolonileri, ormanlar, şehirler ve devletler de veri işleme sistemleri olarak değerlendiriliyor.

Bireysel organizmalar, arı kovanları ve bakteri kolonilerinin ‘’biyokimyasal algoritmalarla’’ yönetildiğini ileri süren Dataist’ler şehirlerin, borsaların ve devletlerin ‘’elektronik algoritmalarla’’ yönetildiğini düşünüyor. Birbiriyle tüm dünya üzerinde yayılmış bilgisayar ağlarının birleşiminden oluşan devasa bir bilgisayar ağı olan ‘’internet’’ sanal gerçeklikler kapsamında mutluluk, ölümsüzlük, yapay zekâ ve sanal asistanlar oluşumuna büyük katkılar sağlıyor.

Homo Deus’ un yazarı Hararı ’ya göre veri dini olarak adlandırılan DATAİZM; siyasetçilere, iş dünyasına ve tüketicilere çığır açan teknolojiler ve inanılmaz yeni güçler sağlarken, akademisyen ve entelektüellere de yüzlerce yıl kayıp olan bilimin ‘’kutsal kâsesini’’ geri vermeyi vaat etmektedir.

Müzikolojiden ekonomiye ve biyolojiye kadar tüm bilimsel disiplinleri birleştirip, tek bir çatı altında toplayabilecek kapsamlı bir teori öneriyor. Bir başka deyişle her şeyin yasasını vaat ediyor.

Semavi dinlerde olduğu gibi, sanal bir gerçeklik olan Dataizm, kendi gelişim süreci içinde geleneksel öğrenme piramidini ters çeviriyor. İşlenmemiş bilgi olan ‘’veri’’, yakın zamana kadar zihinsel faaliyetimizdeki uzun zincirin ilk halkası olarak kabul ediliyordu. İnsanlar veriyi damıtarak bilgiye, bilginin kavrayışa, kavrayışın da bilgeliğe götürdüğüne inanıyorlardı. Geleneksel öğrenme metodu bu şekilde programlanmıştı. Ne var ki, günümüzde insanlar, küresel bir köye dönen dünyadaki trilyonlarca veri akışıyla baş edemez hale geldiler.

Büyük medeniyetlerin ve dünya kültür mirasının temellerini atan Sümerler ’de de bazı dehalar, M.Ö. 3500 ile 3000 yılları arasında, devasa bilgileri beynimizin dışında bir yerde tutmak için uygun bir sistem oluşturmuşlardı. Özellikle mal ve akçeli işler için oluşturdukları somut işaretlerle, insan beyninin sınırlarından kurtulmamızı sağlamıştı. Sümerler tarafından oluşturulan bu veri işleme sistemine ‘’yazı’’ denilmişti. Aslında matematiğin temelleri atılarak, veri işleme sistemi matematiğin sırtına yüklenmişti.

Dataist’lere göre trilyonlarca veri akışı zihinsel beynimiz tarafından veri akışı izlenemediğinden, veri damıtılarak bilgiye dönüşememektedir. Kavrayış ve bilgelik ortada kalmaktadır. Bu nedenle, veri işleme görevinin, insan beyninden kat be kat üstün kapasiteli elektronik algoritmalara devredilmesi gerekiyor. Moderniteden önce bilgiyi kutsal kitapların tozlu sayfaları arasında arayanların buldukları verileri mantıklarına göre işlediklerinden, farklı kişilerde farklı sonuçlar çıkıyordu. Bu nedenle Dataist’ler insanların bilgeliğine şüphe ile yaklaştılar. Büyük veri ve bilgisayar algoritmalarını daha güvenli buldular.

Sonuç olarak veri dini Dataizm, hayvanlarla makineler arasındaki duvarı yıkmıştır. Elektronik algoritmaların giderek biyokimyasal algoritmaların sırrını çözeceğine inanmaktadır. Dahası zamanla tüm sırların çözülerek, elektronik algoritmaların biyokimyasal algoritmalardan üstün hale geleceği günü beklemektedir.

411 total views, 1 views today

Share