‘’Paranın dini imanı yoktur.’’ Derler. Bakmayın öyle dendiğine… PARA hayali gerçeklikler içinde yer alan inançlar arasında birinci sırayı alır. İkinci sırada imparatorluklar, üçüncü sırada da Semavi dinler kendine yer bulur.

Para; kültürleri, dilleri, etnik yapıları ve inançları ne olursa olsun, sorgulanmadan en güvenilen ve iman edilen evrensel bir değişim aracıdır. Hayali kurgular olan inançlar içinde birinci sırayı alır. Öyledir çünkü dini inançlar konusunda anlaşamayan Hristiyanlar ve Müslümanlar para konusunda anlaşabilmektedir. Sadece Hristiyanlar ve Müslümanlar mı? Elbette hayır. En katı İslami kuralları uygulayan, bu kuralları körü körüne uygulamayanlara ‘’mürted’’ diyerek kafalarını kesen Deaş bile ortak para birimi Amerikan Dolarını kullanmaktadır.

Tarım Devriminden sonra, üretilen gıda fazlasının yeni ulaşım teknolojileri ile birleşmesi giderek daha fazla insanın önce köylere, sonra kasabalara ve şehirlere doluşmasına neden oldu. Babil gibi büyük şehirler ve giderek krallıklar ve imparatorluklar ticari ağlarla birbirine bağlandı. Yüzbinlerce nüfusun olduğu şehirler ve başarılı imparatorluklar kurma fırsatı ortaya çıkınca, insanları bir arada tutacak ve esnek işbirliği yapmasını sağlayacak ortak mitlere, büyük tanrılara, anavatanlara ve anonim ortaklıklara ihtiyaç duyuldu.

İmparatorluklar kurabilmek için küresel mal ve hizmet değişim aracına ihtiyaç vardı. Öyle ki tüm yer kürenin sorgulamadan ortak inancı olabilecek bir değişim aracı. Bulundu da… PARA.

Para; insanların neredeyse her şeyi, her şeyle değiştirebilmesini sağlayan evrensel bir değişim aracıdır. Diyen Sapiens ’in yazarı Hararı ekliyor. Bu nedenle para, şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir.

Mal ve hizmet takas aracı olarak metallerden yapılmış ağırlık külçeleri zamanla madeni paraların doğmasını sağladı. Tarihteki ilk madeni para M.Ö. 640 yılında Lidya Kralı Alyattes tarafından Anadolu’nun batısında basıldı. Bu madeni paraların altın ya da gümüş cinsinden standart bir ağırlığı vardı. Tanımlanabilmeleri için de üzerinde işaretler bulunurdu.

Madeni paralardaki bu işaret, içerdiği değerli metalin miktarının yanı sıra içeriğini garanti eden otoriteyi de gösterirdi. İşaretin biçimi ve büyüklüğü tarih boyunca çok değişmesine karşın mesaj hep aynı kaldı. ‘’Ben şuranın ya da buranın kralı, size kendi sözümü veririm ki bu metal bir ‘’şekel’’ değerinde olup, içerdiği gümüş miktarı 8.33 gramdır. Eğer birisi bu paranın sahtesini basmaya kalkarsa, o benim imzamı taklit etmeye çalışıyor demektir. Böylesi bir suçun cezası çok ağırdır. Biline…’’

İnsanlar kralın, ülkenin ve imparatorluğun gücüne inandıkça parasına da inanırdı. Yabancılar güçlü bir imparatorluk olan Roma parası ‘’denarius’’ un değerine kolayca inanmışlardı. İmparatorluğun gücüne ve sarsılmaz lığına güvenleri tamdı. Buna karşılık imparatorun gücü de  ‘’denarius’’ a bağlıydı. Yönettiği imparatorlukta vergileri toplamak kolaylaşmıştı.

Roma parasına güven o kadar yüksekti ki, imparatorluk sınırları dışındaki insanlar dahi ‘’denarius’’ u ödeme biçimi olarak almaktan memnundu. Müslüman ve Avrupalı tüccarlarla fatihler, Lidya para sisteminin ve altının gücünü dünyanın en uzak köşelerine kadar yaydılar. Günümüzde bile Roma’nın ‘’denerius’’ u ‘’dinar’’ adını alarak, genellikle Arap ülkelerinde kullanılmaktadır.  Bahreyn, Kuveyt, Irak ve Ürdün dinarı gibi…

Geç modern çağda tüm dünya tek bir parasal bölgeye dönüştü. Bu tek bir parasal bölgede güven, önce altın madeni paraya, sonra da birer kâğıt parçası olan İngiliz poundu ve Amerikan doları gibi en çok güvenilen birkaç para birimine dayanıyor.

Paranın evrensel bir değişim aracı ve en çok güvenilen bir meta olması, önce Asya ile Afrika’nın ve zamanla tüm kürenin tek bir ekonomik ve kültürel bölge olarak birleşmesini sağladı. Hangi semavi din böyle bir başarı sağlamıştı? Sorusunun yanıtı olumsuz. Olumsuz çünkü Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki Haçlı Savaşları milyonlarca insanın ölümüne neden oldu. Hristiyan mezhepleri arasındaki din savaşları yüzlerce yıl sürdü. Oysa para, en azından küresel ticaret açısından insanları birleştirdi.

İnsanlar birbirinin anlamadığı dilleri konuşmaya, farklı hükümdar ve yöneticilere itaat etmeye ve farklı tanrılara tapmaya devam ettiler. Ancak hepsi paraya ve paranın temsilcisi olan altın ve altın-gümüş paralara inanmayı sürdürdüler ve sürdürmekteler. Tüm kürenin ortak inancı para olmuştu.

Tüm yerkürenin ortak inancı olan para olmadan küresel ticaret ağları ortaya çıkamazdı. Dini inançlar konusunda anlaşamayan Hristiyanlarla Müslümanlar, paraya inançta anlaşıyorlardı. Bu nedenle para, insanlar tarafından yaratılmış ve neredeyse tüm kültürel farklılıkları aşabilen tek güven sistemidir.

Birbirini tanımayan milyarlarca insanın esnek işbirliğini sağlayan para,  dinlerin temel amacı da buydu, en birinci küresel din olup kozmik dinlerden daha açık fikirlidir. Para iki evrensel ilke üzerine kurulmuştur.

1)  Evrensel dönüşebilme özelliği vardır. Bir simyacı gibi toprağı sadakate, adaleti sağlığa, şiddeti bilgiye, bilgiyi teknolojiye dönüştürebilir.

2) Evrensel ve tartışılmaz güven özelliği vardır. Bu nedenle para, birbirini tanımayan milyarlarca insanın esnek işbirliğini sağlayabilir, sağlamaktadır. Küresel şirketler bunun örnekleridir.

Sonuç olarak para, kozmik olmayan en büyük küresel dindir. İmparatorlukları ve küresel ticaret ağlarını oluşturmuştur, oluşturmaya devam etmektedir.

 

483 total views, 2 views today

Share