Kültür Park Mersin

Mersin; uzun kumsalları, gizemli koyları ve ardında yükselen Toros dağları ile Dünya Turizminin parlayan yıldızlarından biridir. Ovalarında portakal çiçeği kokan Mersin, Türkiye’nin yedinci büyük kentidir. Türkiye’nin en iyi limon ve portakal bahçelerinin bulunduğu, Toros Dağlarının alçak eteklerini üzüm bağlarının sardığı bu dört bin yıllık güneş kenti Mersin’i seviyorum. Mersinlilerin hava koridorlarından biri olan Kültür Parkı tanıtmak istiyorum.

19. yüzyılda bir balıkçı köyü olan Mersin’in modern bir kente nasıl dönüştüğünü de anlamaya çalışıyordum. Bu nedenle 1951’li yıllara, aylarca kaldığımız pamuk tarlalarına gitme gereğini hissettim. Hasadını yaptığımız pamuk ham maddesi ile mamul maddesi olan iplik ve tekstil ürünlerinin dünyaya pazarlanması gerekiyordu. Bu da dönüşümü gerektiriyordu. Dönüşümde en büyük rolü pamuk üretimi, çırçır ve iplik fabrikalarıyla Mersin limanı oynamıştı.

Kültür Park Mersin

Kültür Park Mersin

Mersinlilerin dinlen-eğlen mekânlarından biri olan Kültür Park sahilinde 7 kilometre uzunluğunda bisiklet ve yürüyüş yolu bulunmaktadır. ‘’Dünyanın en güzel sahili’’ sloganı ile düzenlemesi yapılan ve yürüyüş yolu Kültür Park, geçen yıl bakımsızlıktan harap durumdaydı.  Zorlu geçen kış mevsiminde, açık deniz dalgalarının aşındırması sonucu ortaya çıkan zemin kayması parkta spor ve yürüyüş yapan vatandaşlar için hayati tehlike oluşturuyordu. Dolgu alanı üzerinde oluşturulan bisiklet ve yürüyüş yollarının zemininde kaymalar olmuş. Belediye, hayati tehlikeye neden olabilecek bu duruma karşı önlem almaya çalışmış ve kıyıya devasa kütleli taşlar dökmüş.

Yürüyüş yolu boyunca yerleştirilen bilgilendirme levhalarında, yürüyüş temposunun hızı ve yürüyüşe katılanlarının nabız atışları konusunda da uyarılar bulunmaktadır. Yürüyüş ve bisiklet yollarının yanı sıra, kıyıdaki dinlence ve eğlence yerlerinin çevresi de yeniden düzenleniyor. Hepsinden önemlisi de, uzun ve tempolu yürüyüşlerden önce bir doktor kontrolünden geçirilme önerisi. Binlerce yıl meyve toplayıcı ve avcı toplumlar olarak yaşamışız.

Mersin Kültür Park yaya ve bisiklet yolu

Çok geniş bir alana yayılmış olan meyveleri toplayabilmek için, günde 15-20 kilometre yürümek ve koşmak zorunda kalmışız. Soğutucular ve buzdolapları olmadığından, avlanma sonrası elde edilen etlerin aynı gün tüketilme zorunluluğu doğmuş. Bu nedenle, her gün meyve toplamak ya da avlanmak gereği doğmuş. Bu olgu genlerimize işlemiş olup, fiziksel beynimiz hala meyve toplayıcı ve avcı toplumu olduğumuz algısı içerisindedir.

Fiziksel Beynimiz hareketsizliği kara kış, kıtlık ve kuraklık olarak algılamaktadır. Böyle olunca da enerjinin her kırıntısını tasarruflu kullanma ve depolama gereğini duymaktadır. Bunun sonucu da obezite ve kilo sorunu olarak karşımıza çıktığı gibi, bağışıklık sistemi de devre dışı kalmaktadır. Kültür Parktaki 7 kilometrelik yürüyüş ve bisiklet yolu bana bunları anımsattı.

Mersin Kültür Parka yerleştirilmiş olan egzersiz aletleri de meyve toplayıcı ve avcı bir toplum olduğumuzu anımsatıyor. Ağırlık çalışmalarını meyve ağacına tırmanma, koşuları da av peşinde olduğumuz biçiminde algılar. Fiziksel beynimiz, bütün bu olguları bahar geldi, yağmurlar yağdı, meyveler ve avlar bollaştı biçiminde yorumlar. Etkinlikler sırasında yaralanabiliriz kuşkusuyla bağışıklık sistemini güçlendirir.

Fazla kiloların avcılık ve ağaca çıkmakta başımıza bela olacağı kaygısıyla yağ depolamaktan vazgeçer ve sırım gibi olmamızı sağlar. Parkın içerisinde onlarca dinlence yeri, büfe ve cafeler bulunmaktadır. Sabah kahvaltılarının yapılabileceği harika yerlerin yanı sıra, öğle ve akşam yemeklerinde kendinizi ve konuklarınızı ağırlayabileceğiniz restoranlar ve lokantalar da bulunmaktadır. Diğer taraftan âşıklar ve genç sevgililerin yanı sıra orta yaştaki sevgililerin de rahat edebilecekleri kameriyeler da parkta yerini almış. Çocuklar da düşünülmüş. Her yaştaki çocukların vakit geçirebileceği oyuncak parkları da Kültür Parkında yerini almış.

Kültür Parkın manevi giriş kapısı olan ‘’Aslanlı Kapı’’ artık yok. 2011 yılının Ekim ayında Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Mersin İdman Yurdu Meydanı’na çevrildi. Meydanın açılış törenine Devlet Bakanı Zafer Çağlayan da katıldı ve açılışını yapmıştı.

Mersin

Kültür Park’ın karşısında bütün heybetiyle Mugdat Camii yer almaktadır. Türkiye’de bulunan 6 minareli 3 camiden biridir Mugdat Camii. Bunlardan birincisi İstanbul’daki Sultanahmet Camii, ikincisi de Adana’daki Sakıp Sabancı Camii’dir. Diğer taraftan, Cumhuriyet döneminde yapılan ve en büyük cami olma özelliğini gösteren Ankara’daki Kocatepe Camii’nden sonra ikinci büyük camidir Mugdat Camii.

Geçmiş yıllarda Kültür Park içerisinde açık bir ‘’Deniz Müzesi’’ vardı. Denizle ilgili objeleri azdı ama yine de halka açık, ücretsiz bir açık hava müzesiydi. Geçen yıl ortadan kayboldu birden derken, Kültür Parkın karşısında, Mugdat Camii’nin önünde ‘’Mersin Deniz Müzesi’’ olarak karşıma çıktı. Müzeyi gezmek ve fotoğraflamak istedim. Önce giriş ücreti, sonra da fotoğraf çekme ücreti istediler. Foça Deniz Müzesi ile İstanbul’da, Beşiktaş’taki Deniz Müzesini gezmiştim. Mersin Deniz Müzesi’ni fotoğraf çekmek ve yazı konusu yapmak için gezmek istemiştim. Fotoğraf çekmek için para vermek istemediğimden, müzeyi gezmeden ayrıldım. Deniz Müzelerinde bu tür bir uygulama ziyaretçi sayısını düşürecek, müzenin amacına uygun olmayan bir sonuç yaratacaktır diye düşünüyorum. İlgililere duyurulur.

 5,472 total views,  1 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir