Maslak Kasırları İstanbul

II. Abdülhamid’in şehzadelik döneminde gözlerden ırak olarak 8 yıl yaşadığı tarih kokan bir yer Maslak kasırları… İstanbul’un kuzeyinde, kentle Karadeniz arasında, Büyükdere Caddesi üzerinde Astsubay Ordu evinin hemen yanında yer alan yoğun yeşil dokunun hemen kıyısında kurulmuş. Küçük ama ilginç bir saray yapıları topluluğu olarak karşımıza çıkıyor.

Maslak Kasırları

170 dönümlük orman arazisinin ortasında yeşilin tüm tonlarını barındıran bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırları On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı Mimarlık ve süslemeciliğinin seçkin örneklerini barındırıyor. Açık sarı rengi, panjurlu pencereleri, kırmızı kiremitleri ve ihtişamlı mimarisiyle bizleri çok eskilere, II. Abdülhamit’in şehzadelik yıllarına götürüyor.

Maslak Kasırları’nın yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, 1808-1839 yılları arasında hüküm süren Sultan II. Mahmud döneminde başladığı, bölgenin sultanlara ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Bu yıllarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırları’nın ne zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları tam olarak bilinmiyor. Bununla  birlikte, büyük bir bölümü 1861-1876 yılları arasında hüküm süren Sultan Abdülaziz dönemine tarihlenmektedir.

Maslak Kasırları

Şehzadelik yıllarında Sultan II. Abdülhamid’e tahsis edilmiş olan Maslak Kasırları, Sultan’ın Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur. Bu yönüyle Osmanlı tarihi açısından özel bir önem taşımaktadır. Boğaziçi’nin Karadeniz’e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bir konumda, çevrelerindeki yeşil örtüyle bütünleşen bu yapılar, 19. yüzyıl sonları ahşap Osmanlı konut mimarlığı ve süslemeciliğinin seçkin örneklerini oluşturmaktadır.

Maslak Kasırları’ndan günümüze Kasr-ı Hümayun, Mabeyn-i Hümayun, Limonluk, Çadır Köşk ve Paşa Dairesi gelebilmiştir. II. Abdülhamid’in Özel Kalem Müdürlüğü işlevini gören Mabeyn-i Hümayun günümüzde Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) İstanbul Şubesi olarak kullanılıyor. Kasr-ı Hümayun, eldeki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak bir müze-saray olarak açılmış durumda. Mabeyn-i Hümayun ve ona bağlantılı Limonluk ile Çadır Köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmıştır.

Ulaşımı da çok kolay… Hacıosman-Yenikapı hattında çalışan Metro ile Atatürk Oto Sanayi durağında inerseniz birkaç adım ileride olan bu gizli cennete ulaşabilirsiniz. Ayrıca Beşiktaş’tan bineceğiniz minibüs ile hemen önünde inebilirsiniz. Ben 4. Levent Metro istasyonundan binerek ulaştım Maslak Kasırları’na.

Maslak Kasırları

Giriş biletimi aldıktan sonra, kuzeye doğru, Büyükdere Caddesi’ne paralel düzenlenmiş bir yolda ilerlemeye başlıyorum. Yemyeşil ağaçlar, karaçamlar, manolyalar ki açmak üzereler ve neredeyse her yerde boy atmış olan ortancalar bir cennet havası kazandırmış ortama. Yaklaşık 100 metre sonra Kasrı Hümayun ya da Hümayun Kasrı’nın önüne geliyorum. Yapının önünde oldukça geniş ve büyük bir bahçe bulunmakta olup, yapının giriş kapısına giden yolun iki tarafında geometrik düzenlemeler yapılmış. Simetrik bir düzenleme var.

Kasrın önündeki bahçenin ortasına eliptik bir mekân ve çevresinde yürüme yolları ve yolların çevresine de dikdörtgen adacıklar yerleştirmişler. Sağdaki duvara yakın oluşturulan bir adacığın çevresinde su kanalı oluşturulmuş. Kanaldan adacığa geçebilmek için seyyar ve ızgara tipinde köprüler yerleştirmişler.

Maslak Kasırları

İki katlı olarak görünen yapının girişinde, sütunlar üzerindeki balkon cepheyi hareketlendirmiş. Bir görevli beni içeri alarak bilgilendirme yapıyor. Veliahtlık döneminin büyük bir kısmını Maslak Kasrı Hümayunu’nda geçiren Sultan II. Abdülhamit, Sadrazam Rüştü Paşa ile Mithat Paşa tarafından Osmanlı tahtına çıkmaya burada davet edilmiş. Arazinin eğimine göre yükseltilmiş bir bodrum katı üzerine iki katlı olarak yapılan Maslak Kasrı Hümayun’u tavan arası dışında kâgir olup, cephesi ahşap kaplamadır. Kasrın girişinde, sütunlar üzerine oturan balkon cepheyi hareketlendirmiştir.

Kasra girişte konuklarını karşılayan çift kollu merdivenler Barok üslubun etkilerini taşır. İç mekân tasarımında geleneksel Türk Evi planı uygulanmıştır. Odalar orta sofa çevresinde sıralanmıştır. Odalar sofa çevresinde sıralanmışlar. Bu odalar Sultan Abdülhamit’in dinlenme ve yatak odaları, yemek odası, misafir odası ve çalışma odası gibi mekânlar olarak kullanılmış. Her ne hikmeti varsa kasır ve köşklerde fotoğraf çekilmesine izin verilmiyor. Oysa buraları ziyaret edenler fotoğraf çekmek isterler.

Maslak Kasırları

Hümayun Kasrı’nı gezdikten sonra, kasrın arka bahçesine inmek istiyorum. Hümayun Kasrı’nın sağ tarafında bulunan bir merdivenle arka bahçeye iniliyor. Arka bahçeye inerken, merdivenin sol tarafında parlak yeşil yapraklarıyla göz dolduran manolya ağacının çiçeklendiğini görüyor ve içimi bir sevinç dalgası kaplıyor. İstanbul’daki manolyalar büyük, parlak ve yeşil yapraklı olup, beyaz-krem rengi dev çiçekleri oluyor. Manolya ağaçlarının İstanbul iklimini sevdiğini, kışın yapraklarını dökmediğini biliyorum.

Arka bahçenin ortasında dairesel bir havuz ve havuzda yüzdükleri düşünülen ördekler için küçük bir sığınak yapılmış. Havuzun sağ ve sol taraflarında peyzaj amaçlı dairesel adacıklar oluşturulmuş. Başta güller olmak üzere ateş çiçekleri, ortancalar ve diğer pastel renkli çiçeklerle bir cennet havası kazandırılmış arka bahçeye.

Maslak Kasırları

Arka bahçenin güneyinde Paşalar Dairesi ile hamam ve oldukça bakımlı bir tuvalet bulunmaktadır. Maslak Kasırları’nın korunmasından ve hizmetlerinden sorumlu görevlilerin kaldığı yapı Paşalar Dairesi olarak biliniyor. Kasırları korumaya yönelik olarak yapılan Paşa Dairesi, uzun koridora açılan odalar halinde düzenlenmiş. İçinde bir külhanın da bulunduğu hamamı gezdikten sonra Mabeyn-i Hümayun bölümüne geçiyorum.

Mabeyn-i Hümayun, tek katlı küçük bir yapı olup, kasrın resmi dairesi niteliğinde olan selamlık bölümüdür. Sultan Abdülhamit’in özel dairesidir. Şehzadelik döneminde günlük çalışmalarını ve görüşmelerini bu yapıda gerçekleştirmiş. Mabeyn Dairesi, Osmanlı sarayında padişahın özel kalem müdürlüğü işlevini gören kurumdu. Özellikle 19. yüzyılda bu kurum büyük bir önem kazanmış. Kelime anlamı Arapçada iki şeyin arası olan Mabeyin ilk önce sarayın harem ve selamlık bölümleri arasındaki daireye verilen ad olarak kullanılmış. Zamanla bu dairede çalışan görevlilerin sayısı artmış. Mabeyinci adı verilen bu görevliler padişahı korumak, halk ve basınla olan ilişkileri yürütmek, saraya gelen ziyaretçilerin ziyaretlerini düzenlemek, saray protokolünü gözetmek gibi görevler üstlenmişler. 

Maslak Kasırları

II. Abdülhamid döneminde devletin yönetimi Yıldız Sarayı’nda yapıldığı için Mabeyin dairesi 1876-1908 yılları arasında devletin en güçlü kurumu olmuş. Mabeyin dairesi genişledikçe Mabeyincilerin sayısı da artmış. Mabeyincilerin en yüksek derecedeki yöneticisine Baş Mabeyinci denmiş, yardımcısına ise İkinci Mabeyinci adı verilmiş. Bu dairede yazı işlerini yürütmekle görevli olan kişilere Mabeyin Kâtibi, bunların başındaki kişiye ise Mabeyin Başkâtibi denmiş. Mabeyincilik kurumu  1908  yılında  meşrutiyetin ilan edilmesinden sonra önemini yitirmekle birlikte Saltanatın kaldırılmasına kadar ayakta kalmış.

Kamu Denetçiliği Kurumu İstanbul Şubesi haline getirilmiş olan Mabeyn-i Hümayun’un arka tarafında limonluk bulunmakta. II. Abdülhamid, veliahtlığı döneminde kaldığı Maslak Kasrı’nda, özel ilgisi olan marangozluk işlerinin yanı sıra, bilimsel yöntemlerle bahçe bakımıyla da ilgilenmiş. Mabeyn-i Hümayun’un bir uzantısı olan görkemli serasında seçkin ağaçlar, ender bulunan çiçekler yer alıyor. Özellikle Mabeyn- i Hümayun’un ilginç limonluğu Maslak kasırlarının bir başka özelliğini sergiliyor.

Maslak Kasırları

Abdülhamid bu limonlukta Fransa’dan getirttiği kamelya ağaçlarını yetiştirmiş. Ağaç, çiçek ve sebzelerin bakımına Avrupa’dan getirilen tarım ve ormancılık uzmanları nezaret edermiş. Ayrıca burada üzeri çeşitli çiçeklerle kaplı, Japonya’nın Güney kesimlerinde yetişmekte olan cycas ağaçları bulunuyor. Bu bahçede havuzlar, büyük çaplı göletler de var.

Kamu Denetçileri Kurumu İstanbul Şubesi haline getirilmiş yapıyı gezmeme izin verilmiyor. Bereket üç yıl önceki ziyaretimde çektiğim fotoğraflarım var. Mabeyn-i Hümayun’dan ayrılarak kuzeye doğru ilerliyorum. Osmanlı saraylarının bazılarında gördüğümüz ‘’Cihannüma Köşkleri’’ni andıran bir yapı karşıma çıkıyor. Yaklaşınca bir tanıtım levhası ile karşılaşıyorum. Levhada ‘’Çadır Köşkü’’ başlığından sonra; ‘’Günlük hava alma ve dinlenme mekânı olarak tasarlanmış olan bu yapı, Osmanlı Cihannüma Köşklerini andırmaktadır. Cihannüma Köşkleri 360 dereceye varan geniş görüş açılarıyla, dinlenme ve ferahlama mekânlarıdır.’’ Açıklaması yer almış.

Maslak Kasırları

Osmanlı Mimarisinde Cihannüma köşkleri, her yanı görmeye elverişli, genellikle kule biçiminde ve her tarafı camlı bir oda olarak karşımıza çıkar. Maslak Kasırları’ndaki Çadır Köşkü, zemin katında ocaklı bir mekân bulunuyor. Üst katta sekizgen bir oda ve odayı 360 derece saran bir balkon yer alıyor. Balkon korkulukları, çatı saçakları ve direkler ahşap ajur işçiliği ile süslenmiş. Ajur olarak adlandırılan kafes oymacılığı Osmanlı Mimarisinde önemli bir yer tutmaktadır. Maslak Kasırları içerisinde yer alan yapıların hepsinde kafes oymacılığı önemli bir yer tutmakta ve yapılara canlılık kazandırmaktadır. Çift kollu merdivenle sekizgen odanın bulunduğu balkona çıkıyorum. Oda kapalıydı. Oda çevresindeki balkonda 360 derece dolaşarak, ben de ferahlama olanağından yararlandım.

1)   http://www. millisaraylar.gov.tr

2)   http://www.mehmetakinci.com.tr

299 total views, 7 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir