Osman Hamdi Bey Salonu-İstanbul Arkeoloji Müzesi

 

Tarihin farklı dönemlerine izler bırakmış uygarlıklardan kalan çeşitli eserlere ev sahipliği yapan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, dünyada müze binası olarak tasarlanan ve kullanılan ilk on müze arasında yer alır. Ayrıca Türkiye’nin de müze olarak düzenlenmiş ilk kurumudur. Sahip olduğu çarpıcı koleksiyonların yanı sıra müze binalarının mimarisi ve bahçesi ile de tarihsel ve doğal öneme sahiptir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri, tarihin koridorlarında bir yolculuk yapmak ve uygarlıkların izini sürmek isteyen tüm ziyaretçileri ağırlamaktadır.

?stanbul Arkeoloji Müzeleri

Osman Hamdi Bey’in müdür olduğu dönemde İstanbul Arkeoloji Müzesi, küçük bir taşra müzesi yapısındaydı. Bu nedenle, 1883 ve 1885 yılları arasında müze adına kazılar yaptı ve yaptırttı. İlk arkeolojik araştırmalarını Ayvalık ve Bergama civarında yaptı. Osman Hamdi Bey tarafından yürütülen; 1883′te Nemrut Dağı, 1887-1888 yıllarında Sidon/Sayda ve 1891-1892 yıllarındaki Lagina Hekata tapınağı kazıları ile müzeye çok değerli eserler kazandırdı. Özellikle ”Sidon Kral Nekropolü”nde bulunan İskender, Ağlayan Kadınlar, Satrap, Tabnit ve Likya lahitleri ile batı dünyasında ilk kez bir Türk Arkeoloğunun adı duyulmaya başladı.

İskender Lahdi

İskender Lahdi

Osman Hamdi Bey’in, Lübnan’daki Sidon Kral Nekropolü’nde 1887 yılında yaptığı kazıda ele geçen İskender Lahdi, işçiliği ve yüksek kabartma sahnelerinde anlatılan tarihi olaylarıyla arkeoloji dünyasının baş yapıtlarındandır. Osman Hamdi Bey salonunda, tekne kısmı bezemesiz üç lahitle birlikte sergilenen İskender Lahdi, Sayda Kral Nekropolü 3 nolu mezar odasında bulunmuştur.Sayda lahitlerinin en önemlisidir. 25 ton ağırlığındaki lahit Sidon Kralı Abdalonymos’a aittir. Uzun cephesinde Makedonya Kralı Büyük İskender’in Perslerle yaptığı savaşlara ilişkin rölyefler bulunduğu için “İskender Lahdi” adıyla tanımlanmıştır.

Lahdin uzun yüzlerinin birinde Makedonlar ile Persler arasında bir savaş sahnesi, diğerinde ise dostluk içinde yapılan bir av sahnesi canlandırılmıştır. Savaş sahnesinin Pers Kralı Darius ile Makedonya Kralı Büyük İskender arasındaki Issos Savaşı olduğu düşünülmektedir. Bu savaş ile Suriye ve Fenike kapıları İskender’in önünde açılmıştır. Diğer yüzde ise Persler ve Makedonlar dostça bır av partisi yapmaktadır.Lahdin kısa yüzlerinin alınlıklarında ise şaşırtıcı şekilde Makedonların kendi aralarında savaştıkları görülür. Bu sahnelerin İskender’in ölümünden sonra komutanları arasındaki çatışmaları anlattığı düşünülmektedir. İskender Lahdi’nin bütün bezemelerinde çok renklilik görülür. Kırmızı, mavi, sarı, mor, kızıl-kahve, fildişi, aşı boyası, kahverengi, toprak boyası, siyah ve beyaz renkler, aradan geçen yüzyıllara rağmen hala canlılığını korumaktadır. İskender Lahdi’nin bir diğer özelliği de, bezemelerde kullanılan silahların ve atların koşumlarının gümüşten yapılmış olmasıdır.Bunlardan gümüş bir balta elimize ulaşabilmiştir. Diğerleri çeşitli dönemlerde mezar soyguncuları tarafından sökülerek alınmıştır. İskender Lahdi, bir tekne ve bir kapaktan oluşur. Ölçüleri 2,12 x 3,18 x 1,67 metredir. Yunanistan’ın ünlü pentelikon mermerlerinden yapılmış olup, boyaları kısmen uçmuştur. Üçgen alınlıklı, çatı kapaklıdır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunan en önemli eser kabul edilmektedir.

Ağlayan Kadınlar Lahdi

Ağlayan Kadınlar Lahdi

Ağlayan Kadınlar Lahdi

Müzedeki Ağlayan Kadınlar Lahdi, İskender Lahdi ile aynı nekropolde, 3 nolu mezar odasında bulunmuştur. İ.Ö. 360 yılında ölen Sayda Kralı Straton’a ait olduğu ya da Sayda’lı bir zengin için yapıldığı tahmin edilmektedir.Yüksekliği 2,97 metre, uzunluğu 2,54 metre, en 1,37 metre olup, dünyanın en iyi korunmuş lahidlerinden biridir. Lahdin üzerinde kralın ölümüne ağlayan kadınların ve cenaze kortejlerinin rölyefleri bulunmaktadır. Kapağın iki yaninda cenaze alayi, kaidenin etrafinda ise av sahneleri yer alir. Yapımında birden çok heykeltıraşın çalıştığı anlaşılmaktadır. Lahit, bir Ion tapınağı biçimindedir. Yunan yontu sanatının, doğulu etkiler taşıyan bir örneğidir.

Likya Lahdi

Likya Lahdi

Likya Lahdi

Müzedeki Likya Lahdi, Sayda Kral Nekropolü 4 nolu mezar odasında bulunmuştur. Yunan heykeltıraşçılığının güzel örnekleri içinde yer alır, paros mermerinden yapılmıştır. Lahdin kimin için yapıldığı bilinmemekle birlikte, İ.Ö. 5. yüzyılın sonlarına ait olduğu tahmin edilmektedir. Likya Lahdi, Sayda’da, bugünkü Lübnan sınırlarında bulunmasına karşın, mimarisi tipik Likya mimarisidir. Bu yüzden heykeltraşının Likyalı olması muhtemeldir. Lahitin yüksekliği 2.96 metre uzunluğu 2.54 metre eni 1.37 metredir. Orijinal olarak Lahidin yüzeyi çeşitli tonlarda kırmızı, kahverengi ve mavi renklerde boyanmıştır. Kapaktaki boya daha koyu tonlardadır. Ne boyası nede metal süslemesi bu güne gelebilmiştir. Lahdin kapağı Lıkya lahidlerinde olduğu gibi ters tekne biçiminde olduğu için “Likya lahdi” adı verilmiştir. Lahdin üzerindeki frizler Atina akropolündeki Partenon tapınağının frizlerine benzer.

Tabnit Lahdi

Tabnit Lahdi

Tabnit Lahdi

Müzedeki Tabnit Lahdi, Sayda Kral Nekropolü 2 nolu mezar odasında bulunmuştur. Sayda kralı Tabnit’e aittir. İ.Ö. 6. ya da 7. yüzyıla ait olup Sayda lahitlerinin en eskisidir. Mısır Firavunlarının kullan­ dığı andropoit/insan bicimli bir lahit olup diorit’den yapılmıştır.Lahitin ilk sahibi Mısırlı bir komutandır. Daha sonra lahide Kral Tabnit yerleştirilmiştir. Hem Mısırlı komutana ait olan ve hiyeroglifle yazılmış lanet yazısı hem de Kral Tabnit için yazılmış Fenike dilindeki lanet yazısı lahitin üstünde okunabilmektedir. Üzerinde mumya bezi olmayan, saçları ve kurumuş da olsa iç organları vücuduna yapışmış şekilde durduğu için korkutucu bir görüntüsü olan Kral Tabnit’in mumyası ise cam bir fanus içinde sergileniyor.

Satrap Lahdi

Satrap Lahdi

Satrap Lahdi

Müzedeki Satrap Lahdi İ.Ö 5. yüzyıla ait adı bilinmeyen bir Pers Satrabına aittir. Lahdin kabartmalarında satrabın hayatından çeşitli sahneler betimlenmiştir. Kıyafetlerin Pers üslubu taşımasından dolayı lahde Satrap/Eyalet valisi lahdi adı verilmiştir.İ.Ö. 5. yüzyıla ait adı bilinmeyen bir Pers Satrabına/Eyalet valisine ait lahittir. Lahit Sayda kral mezarlarından Osman Hamdi Bey tarafından 1887 yılında Sayda Kral Nekropolü 6 Nolu mezar odasından çıkarılmış ve İstanbul’a getirilmiştir.Satrap ve Likya lahitleriİstanbul Arkeoloji Müzelerinde sergilenmektedir. Sayda lahitlerinin önemli bir parçası olan bu lahdin üzerinde Pers dünyasına ait olduğunu gösteren motifler vardır. Pers dünyasında günlük hayatın en önemli olayları av, savaş ve cenaze ziyafetleridir. Persler geleneklerine o kadar bağlıdırlar ki, ölümlerinden sonra da günlük hayatlarındaki bu alışkanlıklarını anlatabilmek ve devam ettirmek için eserlerin üzerlerine bu konuları işletirlerdi. Pers kralı tarafından atanan Satraplardan biri tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Lahdin dört yüzünde sakallı betimlenen satrap ava, harbe çıkarken ve cenaze ziyafetinde göstermektedir. Kapak ve alınlıkta motifler yoktur, sadece işlemeler bulunmaktadır.

Kaynaklar:

1) Vikipedi

2) Müzedeki bigilendirme levhaları

3)www.istanbularkeoloji.gov.tr/

 5,343 total views,  1 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir