Pompeiopolis Antik Kenti Mersin

Soloi-Pompeiopolis, Mersin’in Mezitli ilçesinin Viransehir beldesinde yer almaktadır. Yörenin en eski ve en önemli antik kentlerinden biridir. Yöre halkı arasında Soli olarak bilinmektedir. Antik kent büyük ölçüde yerleşkelerin arasında kalmış, adeta yüksek katlı yapıların arasında kaybolmuş. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Remzi Yağcı’nın başkanlığında kazısı başlatılan Soli ören yerinde çalışmalar periyodik olarak devam etmektedir. Antik kentteki kazılar sütunlu cadde ve Soli Höyük olmak üzere iki alanda sürdürülmektedir.

Pompeipolis Antik Kent

Pompeipolis Antik Kent

Soloi-Pompeiopolis 19. yüzyılda Avrupalı gezginler tarafından sıkça ziyaret edilen yerlerden biri olmuştur. Soloi-Pompeiopolis ziyaretine ilişkin en erken kaynak olarak Kaptan Francis Beauford’un Karamania adlı eseri gösteriliyor. 1811-1812 yılları arasında, Kraliyet Donanması’na ait bir gemiyle sefere çıkan Beauford, Küçük Asia’nın Güney kıyılarının haritasını çizmiş, seyir ve hidrografik yapısını belirlemiş, deniz kaynaklarını saptamıştı. Antik Çağ’a olan ilgisi ve geniş bilgi birikiminin de yönlendirmesiyle, bu kıyılarda sıralanan ören yerlerini incelemiş, ölçümlemiş, planlarını ve resimlerini çizmiştir. Londra’ya dönen Beauford, incelemelerine ait rapor ve haritalarla birlikte, Karamania adlı kitabını da hazırlamış ve bastırmıştır.

Pompeipolis Antik Kent

Pompeipolis Antik Kent

Beauford Pompeipolis Antik Kent’ine de uğramış ve kente yaklaşırken de duygularını şöyle anlatmıştır. ‘’Sonunda, Pompeipolis ya da Soli’nin uzun sütunları ve yükseltilmiş tiyatrosu, ufkun üzerinden görüş alanımıza girdi. Soli’nin görünüşü onun görkemi hakkında kılavuzların anlattıklarını doğrular biçimdeydi. Biz de hiç düş kırıklığına uğramamış olduk. Karaya çıkıldığında karşılaşılan ilk şey, paralel kenarlı ve değirmi uçlu güzel bir liman ya da havzadır.” Görüldüğü gibi, Soloi-Pompeiopolis limanını paralel kenarlı değirmi uçlu güzel bir liman olarak tanımlamıştır. Elli ayak kalınlığında yedi ayak yüksekliğinde duvarlar ya da mendireklerle çevrilip, biçimlendirilmiş yapay bir liman olduğunu kaydeder. Soloi-Pompeiopolis Antik Kenti’ne gelen diğer ziyaretçilerin izlenimleri de oldukça çarpıcı ve olumludur. Limanın, açık denizden görkemli bir görüntüsü vardı. Çengel gibi kapanan dalgakıranları, uzatılmış yarı dairesel ve iki katlı yapısı, çatısında yükselen küp biçimindeki deniz fenerleri kötü havada ya da gece gelen teknelere yol gösteriyordu.

Pompeipolis Antik Kent

Pompeipolis Antik Kent

Limanın güvenliği için askerler, caddenin kuzey-doğusundaki höyüğün üzerinde höyüğü ortalayarak dolambaç biçiminde dolanan kulelerden denizi ve karayı sürekli gözetim altında tutuyorlardı. Romalıların Pax-Romana adına verdikleri kentleşme bilincinden Soloi de payını almıştır. Limanlar, İmparatorluk genelinde belirgin ve çarpıcı bir ortak kültür görüntüsü ile donatılmıştır. Roma Liman Kentleri, günümüzdeki hava alanı binalarının bir ülkeye giriş binaları gibi, önemli bir yapıya sahiptir. Limanlar; çevresinde depo, ambar, ofis gibi salt işlevselliğe yönelik değildir. Yapı, Limanı çember gibi saran klasik biçemdeki yapı dizilerinin tam ortasında, sahne dekorlarını aratmayan görkemli bir kompozisyon oluşturur. Ayrıca liman girişinin karşısında bir portikonun yükseldiğini ve bunun sütunlu bir caddeye açıldığını yazar. Sütunlu cadde 450 metre uzunluğundadır.  

Pompeipolis Antik Kenti

Pompeipolis Antik Kenti

Doğuya özgü Roma sütunlu caddelerinin merkezi konumu her yerde insanları buraya çekiyordu. Örneğin bir Romalı da, Bizanslı da sütunlu caddede dolaşıp, limana doğru yürüyerek buraya gelen ticari teknelere şarap, tahıl, zeytinyağı ve canlı hayvanların yüklenişini, kölelerin ve askerlerin getirilişini izleyebiliyor, günlük yaşamında dinlenirken rıhtımda balık tutabiliyordu. Sütunlu Cadde’de genelde soylular, kamu görevlileri,  tüccarlar, zanaatkârlar ve özgür halk geziyordu. Bunların arasında yerli halktan Yahudi ve Fenike kökenliler olduğu gibi, Kıta Yunanistan ve Roma’dan gelen Grek ve Latinler de vardı. Özgür vatandaşlardan dedeleri korsanlık yapanlar, atalarının aralarında gerçek entelektüellerin de olduğunu ancak Helenistik Dönem’in sonunda dağılan devlet otoritesinin istikrarsızlığı nedeniyle korsanlığa başladıklarından söz ediyor bir yandan da baskıcı rejimler karşısında özgürlüğe düşkünlüklerini vurguluyorlardı. Liman onlar için özgürlük demekti. Çünkü orada yalnızca mallar değil fikirler de değişiyordu. Kimi zaman Sütunlu Cadde’de karşılaşan aydın kesimden soylular, Cilicia Campestris’in nefis üzümlerinden yapılma özel kav şaraplarını yudumlarken, hararetle felsefi tartışmalar yapıyorlardı. Konu genellikle aynı olup, Siyaset ve Doğu-Batı İlişkileri tartışılırdı. Doğunun Stoacı felsefesini, batının Yeni Plâtonculuğuna ve Aristotelesçiliğine karşı savunuyorlardı. Çünkü dünya olaylarına doğunun kaderci bakış açısı onlara huzur veriyordu.

Pompeipolis Antik Kent

Caddedeki Sütunlar korint ve kompozit baslığa sahiptir. Beauford, bu gün bile 25 tanesi ayakta duran Sütunlu Cadde’deki 200 sütunun 44’ünün ayakta olduğunu kaydeder. Kompozit baslıklarda insan, hayvan ve tanrı figürleri islenmiştir. Sütun konsolları üzerinde duran Nemesis gibi Tanrı-Tanrıça ve Pompeiopolis için önemli kişilerin heykelleri burada gezinti yapanlar için ayrı bir ilgi alanıydı. Bulunan kompozit sütun başlıkları Mersin Müzesi’nin bahçesinde sergilenmektedir. Sütunların bazılarında heykel kaideleri ve yazıtlar dikkat çeker. Mersin ve çevresinin tarih öncesi çağları konusunda iki önemli merkez bize bilgi sağlar. Yumukktepe ve Gözlükule’de yapılan kazılar bölgenin Neolitik döneme kadar tarihlenmesine izin verir. Soloi-Pompeipolis’te yürütülen kazılarda bulunan Neolitik ya da Kalkolitik döneme ait olduğu düşünülen orak ve delgi parçaları, yine kireçtaşı dibek tasları kentin tarihini oldukça eskiye dayandırmaktadır. İ.Ö. 6. yüzyıla kadar bölgenin yazılı tarihi Hurri, Luwi, Arzawa ve Kizzuvvatna gibi yerel krallıklar ve bunların kültürleriyle, buraya daha sonraları egemen olan Hitit, Asur ve Babil Krallıklarının tarihleri ile iç içedir. Antik kaynaklara göre kent, Ovalık Kilikia’nın batı sınırı kabul edilmiştir. Kent’in kurulusu İ.Ö. Birinci Binyılın başlarından itibaren devam eden Helen kolonizasyon hareketine tarihlenir. Kentin kurulusu İ.Ö. 700 yılları olarak belirlenmiştir. Soloi Kenti, Rhodos’daki Lindos kentinden gelenler tarafından koloni haline getirilmiştir. Kent, İ.Ö. 4. yüzyılın ortalarından itibaren Pers egemenliğine girmiştir. Soloi, İ.Ö. 333 yılında Büyük İskender tarafından fethedilmiştir. İskender’in ölümünün ardından Seleukos Krallığı’nın hâkimiyetine girmiş ve en parlak çağını bu dönemde yaşamıştır. Kent, İ.Ö. 70 yılında Armenia kralı III. Tigranes tarafından yağmalanmış ve halkı da Tigranokerta’ya sürülmüştür. Bölgede baş gösteren korsan sorununu çözmek için Roma Devleti tarafından görevlendirilen prokonsül Pompeius Magnus korsanlara karşı başarılı olmuştur. İ.Ö. 66 yılında boşaltılmış durumda olan Soloi’a ya gelerek korsanlardan sağ kalıp, bağlılık gösterenleri buraya yerleştirmiştir. Ayrıca Pompeius, kente “Pompeiopolis” adını vermiştir.

Pompeipolis Antik Kent

Pompeipolis Antik Kent

Kentte Pompeius idaresi İ.Ö 66 yılı Ekim ayında başlamıştır. Böylece Soloi-Pompeipolis’te Roma dönemi başlamıştır. Soloi-Pompeipolis’in İ.Ö. Kabaca 5. yüzyılın ortalarından itibaren sikke bastığı görülmektedir. Soloi’nun Klasik dönem sikkelerinde bastığı en eski tip okçu figürüdür. Okçu figürü 4. yüzyılın başında yerini Tanrıça Athena figürüne bırakır. Athena figürü İ.Ö. 4. yüzyılın ikinci çeyreğinde sona erer. Bundan sonra Soloi, satrap sikkeleri basmıştır. İ.Ö. 4. yüzyılın ikinci yarısında Soloi, Athena tipindeki sikkelerini yeniden basmaya başlar. Ardından Büyük İskender ve onun bölgeye tayin ettiği Balakros’a ait sikkeleri basılmıştır. İ.Ö. üçüncü ve birinci yüzyılları arasında kent kendi sikkelerini bastırmıştır. İ.Ö. 2. yüzyılda Seleukos kralları adına sikkeler basmıştır. İ.Ö. 66 yılından itibaren Pompeius Magnus’a ait sikkeler görülmeye başlar. Roma İmparatorluk dönemi sikkeleri İmparator Nero’dan başlamakta İmparator Trebonianus Gallus’a kadar izlenebilmektedir. Kent, Romalılar döneminde, Efes, Milet, liman kentleriyle karşılaştırılabilir.

Pompeipolis Antik KentiHadrian, Kilikya seferi sırasında İ.S. 130- 150 yıllarında Soli’yi ziyaret eder, kentin yapımını üstlenir. Liman, Hadrianus’un Anadolu’yu ikinci ziyaretinde yapılara verdiği destek sayesinde 130-150 yılları arasında bitirilmişti. Halk Hadrianus’a olan gönül borcunu onun heykelini Sütunlu Cadde’ye ve sütun konsollarından birinin üzerinde dikerek birçok kez kanıtlamak istemişti. 209’a tarihlenen Antoninus Pius zamanına ait bir sikkede limanın bitmiş hali birçok kişi tarafından övünçle, hatıra para olarak saklanıyordu. 6. yüz yılın ilk yarısında, kentte bir deprem meydana gelmiştir. Ancak, kentte önemli bir yıkım olmamıştır. Pompeipolis’in piskoposluk merkezi olması, burada önemli düzenlemeler yapılmasını da beraberinde getirir.  3. yüzyıla dek kent gelişimini sürdürür. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla, bölgedeki istikrarsızlık, ileri ki dönemlerde iyice kendini hissettirir, Soloi-Pompeipolis kenti, Büyük İskender’in, Roma İmparatorluğu’nun yükselmesindeki önemli konumuna bir daha ulaşamaz. Tarsus ön plana çıkmış ve Pompeipolis’in saltanatına son vermiştir.

1,398 total views, 1 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir