Seyhan Nehri ve Taş Köprü-Adana

 

Çukurova’ya hayat veren Ceyhan ya da Seyhan Nehri; kaynakları Toros Dağları platoları olup, Akdeniz’e dökülen 4 nehirden biridir. Bu 4 nehirden biri olan Aksu, kaynağını Isparta yakınlarından alır ve Antalya Körfe zi’ne dökülür. Taşeli Platosu’nun kuzeyinden kaynaklarını alan Göksu Nehri iki büyük kolunu Mut yakınlarında aldıktan sonra Silifke Ovası’ndan Akdeniz’e ulaşır. Maraş Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynağını alan Ceyhan Nehri, büyük bir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır ve Osmaniye yakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında, Yumurtalık yakınlarında Akdeniz’e dökülür.

Elektrik enerjisi üretiminde önemli bir yeri olan Seyhan Nehri’nin, Çukurova’daki tarımsal sulamada da çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Seyhan Nehri’nin özellikle, üretiminde çok suya ihtiyacı olan pamuk üretiminde hayati önemi vardır. Seyhan Nehri, Adana’nın Seyhan ilçesinden adını almaktadır. Adana’nın simgelerinden biridir. Adana’ya yolu düşen herkes Taş Köprüyü görmeden bu kentten ayrılmaz. 

310 metre uzunluğunda ve 11,40 metre genişliğindeki Taş Köprü 21 kemer gözlü olarak yapılmış. Seyhan Nehri’nin ıslahı sırasında kemer gözlerden 7 si toprak altında kalmış olduğundan, 14 kemer gözlü olarak hizmet vermektedir. Köprüye iyice yaklaştıktan sonra, önce fotoğraflarını çekiyor, sonra da suyun geçiş yaptığı kemerler arasındaki gözleri sayıyorum. Gerçekten de 14 kemer gözü kalmış.

Seyhan İlçesi ile Yüreğir İlçelerini birleştiren Taş Köprü; Adana’da hüküm sürmüş tüm uygarlıkların eklentilerini ve onarım izlerini üzerinde taşımaktadır. Bir söylenceye göre, Hitit İmparatoru Hattusili’nin Suriye’ye giderken Adana’dan geçtiği ve Seyhan Nehri üzerine bu köprüyü yaptırmış olduğudur.Bir başka söylenceye göre ise köprü, Roma İmparatorluğu döneminde ‘’ Auxentios’ adlı bir mimar tarafından yapılmıştır. Aynı mimarın, İ.S 384 yılında Roma’da da benzer bir köprü yaptığı iddia edilmektedir.

Bir üçüncü söylenceye göre ise Taş Köprü, bir Roma Dönemi eseridir. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırılmış ve diğer bir Roma İmparatoru Justinianus zamanında ciddi bir onarım geçirmiştir. Anadolu’da fethettiği her kentte anıtsal eserler yaptıran Roma İmparatoru Hadrianus, her anıtının girişine Taç Kapılar yaptırmıştır. Yaş Köprü’nün girişlerinde de, şu an bulunmayan, iki Taç Kapı yaptırıldığı bilinmektedir.

Osmanlı Döneminin değişik dönemlerinde onarım geçiren köprü, 2006 yılında tekrar bakıma alınmıştır. Bir yıllık bir yenileme çalışmasından sonra, 2007 yılında yaya trafiğine açılmıştır.

Seyhan İlçesi tarafından Taş Köprüye giriyorum.  Köprü üzerindeki kalabalık ve bir etkinlik dikkatimi çekiyor.   Fotoğraflar çekerek yaklaştığımda ilk gözüme çarpan boyanmış ve heykel gibi hareketsiz duran iki sokak sanatçısı oldu. Barselona’nın en ünlü caddesi La Rambla’da rastladığımız sokak sanatçıları önlerine para atıldığında hareketleniyorlardı. Ben de Taş Köprü’deki boyalı sanatçılardan birinin önüne 1 lira bıraktım. Sokak sanatçısı, sanki çok büyük bir eziyet çekiyormuş gibi yüzünü buruşturdu ve ellerini ileri doğru uzatarak, davranışımdan pek hoşlanmadığını gösterdi. Üzüldüm, ancak yapacak bir şey yoktu.

Köprüde biraz daha ilerleyince, kurulmuş bir platform üzerindeki bir grup sanatçının, etraflarında toplanmış olan izleyicilere müzik ziyafeti çektiklerini gördüm. Devlet Tiyatroları Uluslar arası Sabancı Tiyatro Festivali kapsamında her yıl Taş Köprü etkinlikleri gerçekleştiriliyormuş. Dört yıl önce başlatılan festival kapsamında; müzik dinletileri, konserler, dans gösterileri, pantomim gösterileri, Hacivat-Karagöz, Halk Dansları, kukla gösterileri, hat sanatı, sergiler,canlı heykeller ve palyoça gibi etkinlikler yer alıyormuş.

Köprüden geçerek Yüreğir İlçesine ayak basıyorum. Kuva-i Milliye Parkında bir süre dinlendikten sonra, nehir boyunca Sinanpaşa Köprüsü’ne kadar yürüyorum. Sinanpaşa Asma Köprüsü beni İstanbul Boğazı’ndaki köprülere ve boğazın muhteşem güzelliklerine götürdü.

Köprüyü geçtikten sonra ulaştığım Merkez Park ise aklımı başımdan aldı adeta. Sanki bir yeryüzü cennetine ulaşmıştım. Merkez Parkı bir saate yakın gezdim. Bakımlıydı, temizdi ve hepsinden önemlisi de hiç çekirdek kabuğuna rastlamamıştım. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanının kulakları çınlasın.

Baraj Gölü çevresindeki yapılanmaya Yeni Adana deniyor. Sabancı Merkez Camii ve Merkez Park çevresindeki yapılanma abartılı Hollywood filmlerinden bir sahne olacak kadar güzel görünüyor.

8,648 total views, 3 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir