Yazılar

Adana’ya Panoramik Bir Bakış

 

17 Nisan 2015 Cuma, Adana…

Adana ve Çukurova…Tarihi Kilikya bölgesi… Tarihçi Heredot’un anlattığı, Homeros’un İlyada’sında adı sıkça geçen Kilikya… Bugünün Torosları, Adana’sı, Ceyhan’ı, Dörtyolu; Yaşar Kemal’in anlattığı… Bugün Çukurova olarak bilinen, Anadolu’nun birçok uygarlığına ev sahipliği yapan; bir zamanlar Hititlilerin, Asurluların, İranlıların, Makedonyalıların, Selefkusların, Romalıların, Anadolu Selçuklularının ve Osmanlıların egemen olduğu bereketli topraklar…

Mersin’den 70 kilometre uzaklıktaki Adana’ya gelmeye karar vermiştim dün, Perşembe günü. Bu gün saat 08,00 civarında bindiğim Adana otobüslerinden biri ile yaklaşık bir saat yolculuktan sonra Adana otobüs terminaline ulaştım. Kentin oldukça dışında bulunan otobüs terminalinden kent merkezine ulaşabilmek için ana arterlerden biri olan Turhan Cemal Beriker Bulvarı’na çıktım. Oysa Mersin-Adana otobüslerinin kent merkezine servis araçları varmış. Acemilik işte. Neyse gelen dolmuşlardan birine bindim. Yaklaşık 20 dakika sonra kent merkezine yaklaşmış olmalıyım ki Sabancı Merkez Camisi’nin 6 minaresi görünmüştü. Taş Köprüden sonra, Adana’nın simgesi haline gelen Sabancı Merkez Camii heybetli bir görüntü içerisindeydi.

Mersin’de yaklaşık 35 yıl yaşamış olan rahmetli annemi sıkça ziyaretlerim nedeniyle, Mersin ve yakın çevresini tanımaya ve tanıtmaya çalıştım yıllarca. Çocukluğumun bir bölümünün geçtiği Tarsus Mersin’in büyük ilçelerinden biri olup, Tarsus’u Tarih ve İnanç Turizmi başlıklı yazılarımla tanıtmaya çalıştım.

Adana panoramik

Türkiye’de önemli inanç turizm merkezlerinden biri de Osmanlı dönemindeki, özellikle Mimar Sinan imzalı, camilerimizin tanıtımı ve gezdirilmesi biçiminde kendini göstermektedir. Bunlardan en önemlisi, en görkemlisi ve en çok ziyaret edileni de İstanbul’daki 6 minareli Sultanahmet Camisi’dir. Sultanahmet Camisi’ni birçok kez gezmiş, onlarca fotoğrafını çekmiş ve yazı dizisi halinde yayınlamıştım.

Mersin’deki 6 minareli Mugdat Camisi’ni gezip gördükten sonra, 6 minareli olan camilerden Adana’daki Sabancı Merkez Camisi’ni de görmek istedim. Böylelikle, Türkiye’de bulunan 6 minareli camilerin üçünü de görmüş ve gezmiş olacaktım.

Görmek amacıyla gittiğim kentleri ve ören yerlerini tanımanın en iyi yöntemi sokakları ve caddeleri adımlayarak gezmektir. Ben de öyle yaptım. Sabancı Merkez Camii’nin 6 minaresini gördükten sonra, uygun bir yerde, Kurtuluş ve İstiklal Caddelerinin kesiştiği noktada dolmuştan indim.

Kurtuluş Caddesi’nde ilerleyerek Çetinkaya Göbeğine ulaştım. Göbekte, Erten Oteli’ni arkama alarak İnönü Caddesi’ne ulaştım. Cadde boyunca ilerleyip, Ziyapaşa Bulvarı’nı geçtikten sonra Atatürk Caddesi ile soldaki İnönü Parkı’na ulaştım. Kalabalık bir araç ve insan trafiğinden sonra karşıma çıkan İnönü Parkı mesire yeri gibi geldi bana. Her yaştan insanların doluştuğu parktaki su havuzları ve fıskiyelerden çıkan su dinlendirici bir etki yapıyordu. Parktaki çevre düzenlemesiyle ortaya çıkan yeşilin bütün tonları insanlara huzur veriyordu. Zamanımı verimli kullanabilmek amacıyla, parkta oturamadım. Fotoğraflarımı çektikten sonra yürüyüşümü sürdürdüm. Bir süre sonra da Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nin bulunduğu alana ulaştım.

1976 yılında hizmet vermeye başlayan Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi toplam 15.000 m2 alan üzerinde kurulmuş olup, 5.000 m2 kapalı alana sahiptir. Yapımı Hacı Ömer Sabancı Holding ve Türk Eğitim Vakfı ile ortaklaşa gerçekleştirilen Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nin kullanım hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiş. Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nde 200 kişilik kütüphane ve 368 kişilik tiyatro salonu bulunmaktaymış. Merkez, 1982 yılında güzel sanatlar galerisi; dinlenmelik, resim ve kurs atölyesi, antik değerler barındıran müze, kitap ve hediyelik eşya dükkânı eklenerek genişletilmiş, ayrıca tiyatro sahnesi de büyütülerek yeni ve modern araçlarla donatılmış.

Yıl boyunca hizmet veren kütüphane ve sergi salonu ile mevsim boyunca Çukurova Bölge Tiyatrosu’nun misafir tiyatro gruplarının etkinliklerine açık tutulan tiyatro salonu, bölge halkının alternatif sosyal mekân ihtiyacını karşılamaktaymış.

Adana; Türkiye’nin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’dan sonraki altıncı büyük kentidir. Kent merkezi Çukurova’da, Akdeniz’den 30 kilometre içeride, Seyhan Nehri üzerinde bulunmaktadır. Adana İlinin idari merkezi 5 ilçeden oluşmaktadır. Seyhan, Yüreğir, Sarıçam, Çukurova ve Karaisalı merkez ilçeler olup Adana’yı oluşturur. Adana İli ise toplam 15 ilçeden oluşmaktadır. 

Adana, yaklaşık 3000 yıl önce kurulmuş ve uzun yıllar boyunca Yunanlılar ile Persler arasındaki pek çok savaşa tanık olmuştur. Kesin olmamakla birlikte, Hititler ya da Yunanlılar tarafından kurulduğu sanılmaktadır. İlkçağda Adana, Anadolu’yu baştanbaşa geçerek Gülek Boğazından Tarsus’a inen yol üzerinde bir konak yeriydi.Hitit tabletlerinden elde edilen bulgular kentin, Hititler döneminde, Kizzuvatna Krallığı’nın egemenliği altında olduğunu göstermektedir.

Adana ve Çukurova bölgesi eski devirlerden beri önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Tarihi belgelerde Kilikya olarak geçen Çukurova’dan, Boğazköy’den çıkarılan Hitit yazılı levhalarında, Uru Adania  (Adana ülkesi) diye söz edilmektedir. Alanya’dan İskenderun’a kadar uzanan bölgeyi temsil etmektedir. Alanya ile Mersin arasında kalan bölge Dağlık Kilikya, Mersin İskenderun arasındaki bölge ise Ovalık Kilikya olarak adlandırılmıştı.Roma İmparatorluğu döneminde Kilikya, Tarsus başkent olacak şekilde Roma’nın bir eyaleti haline gelmişti.

Adana Büyükşehir Belediyesi ile Adana Sinema Kulübü öncülüğünde ilki 1969 yılında “Altın Koza Film Şenliği” adı altında gerçekleştirilen “Altın Koza Uluslararası Film Festivali ”nin 18’incisi 2011 Yılı Eylül ayında sanatseverlerle buluştu. Derlenen bilgilere göre, birincisi 1969 yılında Adana Belediyesi ve Adana Sinema Kulübü öncülüğünde başlatılan “Altın Koza Film Şenliği” Türk Film Arşivinin de katkılarını almış. 

Adana halkı tarafından ilk yılından itibaren sahiplenilen festival, Türk sineması için önemli etkinlikler arasına girmeyi başarmış. İlk Altın Koza ödülünü ise Metin Erksan ‘’Kuyu’’ filmi ile En İyi Yönetmen ve En İyi Film dallarında evine götürürken, Fatma Girik, ‘’Ezo Gelin’’ ile En İyi Kadın Oyuncu, Yılmaz Güney ise ‘’Seyyit Han’’ ile En İyi Erkek Oyuncu ödüllerine sahip olan ilk Altın Koza’lı sanatçılar olmuş.

Adana Görüntüleri

 3,092 total views,  2 views today