Yazılar

Madrid’e Panoramik Bir bakış

 

Madrid, 3 Nisan 2008 Perşembe

Şaka gibi…49 Euro karşılığında, 3 gece 4 gündüz tur programı ile Madrid’teyiz. Eşim tur programı ve ücretini söylediğinde şaka yapıyor sandım. Şaka değilmiş. Gerçekleşti… Kappa Turun Özendirme, diğer adıyla promosyon turlarından biriymiş bu düzenleme. Her neyse gerçekleşmesine çok sevindim.

Madridliler şehirlerini tanımlarken, Madrid’den sonra görülebilecek en güzel yerin cennet olduğunu belirtmek için, “Madrid’den sonra cennete” diyorlar. Madridliler biraz abartmış olsalar da şehir kendine has tadıyla ziyaretçileri büyüsü altına alıyor.  Yılda 65-70 milyon ziyaretçisi bunun en büyük kanıt Madrid’in en önemli nirengi noktalarından biri Plaza de Cibeles olarak bilinen Kibele Meydanıdır.

Madrit İspanya

Cibeles ismi bize oldukça tanıdık bir isim. Meydana ismini veren ve meydanın tam ortasındaki aslanların çektiği arabalı heykel, Yunan mitolojisindeki Cibeles, yani bildiğimiz ismiyle “Bereket Tanrıçası Kibele” dir. Meydanın ortasındaki Cibeles çeşmesinin yapım tarihi ise 1782 olarak belirtilmiş. Madrid’in ana noktalarından biri olan Cibeles Meydanı‘nın en önemli özelliğinin çevresinde bulunan harika mimari eserlerdir. Meydanın çevresinde göreceğiniz saray benzeri büyük beyaz bina Palacio de Cibeles’tir. Bu anıtsal bina son yıllara kadar Madrid merkez postanesi olarak kullanılmış. Yenilenmeden sonra belediye binası olarak hizmet vermeye başlamış.

Madrid Belediye Sarayı

Meydana bakan harika mimari eserlerden biri de ünlü Banco de Espana binasıdır. İyi bir başlangıç noktası olarak seçilen Kibele Meydanı iki önemli ulaşım aksının birleştiği yerdedir. Kuzey-güney aksını Kastillana ve Prado Bulvarları oluşturur. Her ikisi de keyif bulvarlarıdır. Meydandan kuzeye doğru harekete geçilirse, Paseo de Recoletos’in bitim noktasında Plaza de Colon karşımıza çıkar.

Sonra Paseo de la Castellano devam eder. Plaza de Castillano’ya ulaşıncaya kadar ünlü Estadio Santiago Bernabeu stadının yanı sıra her iki yanında tarihi binalar, müzeler ve keyif mekânları kendini gösterir. Bitiminde de Puerta Europa olarak bilinen İkiz Kuleler sizi karşılar. Toplam 5 500 metre yürümeniz gerekmiştir. Kibele Meydanından güneye yönelirseniz, diğer bir keyif bulvarı olan 1 500 metre uzunluğundaki Passeo del Prado ile bitim noktasında Madrid tren istasyonu karşınıza çıkar.

Prado Bulvarının doğusunda Prado Müzesi ile Kraliyet Parkı olarak da bilinen Retiro Park bulunmaktadır. 350 hektarlık bir alana yayılmış olan Retiro Park içinde 20 dönümlük bir alanı olan Kraliyet Botanik Bahçesi yer almaktadır. Dünyanın en büyük botanik bahçelerinden biri olarak biliniyor. Bahçede; yaklaşık 30 000 çeşit bitki ve çiçek çeşidiyle 1 500 ağaç çeşidinin varlığı biliniyor. Flora ve beş ayrı kıtadan gelen ağaçlar, özel bir plan ve peyzaj uygulamasıyla, teraslara yerleştirilmiş. Bitki örtüsünün zenginliği ile kaplı alanlar, kuş seslerinin huzurunu yaşayacağınız ve şehir gürültüsünün hissedilmediği yürüyüş yollarının uzayıp gittiği enfes koca bir alan burası.

Madrit İspanya

Retiro Park içerisinde kayıklarla gezebileceğiniz kocaman bir gölet her bir yerde dinlenme alanları ile seyir terasları ve dinlenip zaman geçireceğiniz kafeler bulunuyor. Bütün bunlar Madrid’in ortasında Retiro Parkı adeta bir ruhsal yenilenme alanı haline getirmiş. 19. yüzyıl sonlarına kadar İspanyol Kraliyet ailesine ait olan bahçelerin halka açılmasıyla yeni haline bürünen park günümüzde 1,4 kilometrekarelik bir alan kaplıyor. Büyük şehir kültürünün ne olduğunu ve krallıklar yaşamış bir ülkenin büyük şehirlerine ne gibi miraslar bıraktığını ve buna nasıl sahip çıkıldığını Madrid’de gayet net bir şekilde görebiliyorsunuz.

Madrit İspanya

Madrid Tren istasyonu da Avrupa’nın en meşhur botanik bahçelerinden biridir. Madrid tren istasyonunun geniş alanı aynı zamanda botanik bahçesi, arka kısmı hızlı tren istasyonu… Kibele Meydanının doğu-batı ekseninde de Calle de Alcala olarak biline Alkala Caddesi yer almaktadır. Doğu bölümünde Plaza de la Independencia meydanında ve Puerta de Alcala anıtı yer alır. Neoklasik tarzdaki anıt Retiro Bahçelerinin giriş kapısı olarak biliniyor. Kurtuluş Kapısı olarak da bilinen anıtsal Kapı, 16. Yüzyılda Kral Charles III tarafından yaptırılmış.

Tekrar Kibele Meydanına döner ve Alkala Caddesi üzerinde batıya doğru yaklaşık 400 metre yürürseniz, Madrid’in sembollerinden biri olan Metropolis anıtsal yapısı karşınıza çıkar. Mimarları Jules ve Raymond Fevrier binaya geçmiş yüzyıllar havası yaratmayı amaçlayan Fransız Beaux-Arts tarzını uygulamışlar. İnşaatın bittiği 1910 yılında olağan dışı bir yapı olarak görüldü. Sade zemin üzerinde, kubbeli ilk iki kat sütunlarla çevrili olan Korint bir destek çifte saçakları alegorik 4 heykeli ile kaide ticaret, tarım, sanayi ve madencilik sektörü temsil edilmektedir. Üzerindeki yuvarlak kule 24 ayar altın 30 000 yaprak ile kaplanmış. Metropolis ’in bulunduğu yerde cadde ikiye bölünür. Kuzey-batıya yönelen cadde, Madrid’in en ünlü caddesi Calle Gran Via olup, yaklaşık 1 500 metre keyifli bir yolculuktan sonra sizi ünlü İspanya Meydanına ulaştırır.

Madrid Şaheserleri Turu

Mağazalar, oteller, bankalar, restoranlar, barlar, sinemalar ve tiyatroların bulunduğu bu cadde şehrin en önemli ticaret bölgelerinden biri olup, bitiminde Cervantes, Donkişot ve Sança Panço heykel gurubunun olduğu alan ile gezginlerini taçlandırır. Metropolis anıtsal binasından güney-doğuya devam eden cadde Alkala Caddesinin devamıdır. Yaklaşık 650 metre sonra sizi Güneşin Kapısı olarak tanımlanan Puerta del Sol’a götürür. Madrid gezilecek yerler nereler diye sorduğunuzda size ilk olarak tarif edecekleri yerlerden biri Madrid’in kalbi sayılan Sol Meydanı olacaktır. Sol Meydanı tam anlamıyla yaşayan bir meydan. Sol Meydanı turistik kalabalıkların da en fazla ilgi gösterdiği yerlerden biri. Ancak Sol meydanının sadece turistik değil Madridlilerin de uğrak noktalarından biri olduğunu söylemişti rehberimiz. Sol meydanı Madrid gezisinin olmazsa olmazlarından biri. Madrid’in gezilecek yerlerinin başında meydanlar geliyor. Madrid meydanlarını korumuş. Onları sergilemeyi seven bir şehir… Güneşin Kapısı da sergilenen meydanlardan biridir. Ortaçağda Madrid’i çevreleyen surların güneye açılan kapısı da aynı ismi taşıyordu. Kapının üzerinde bu ismi simgeleyen parlayan bir güneş figürü vardı. Bugünkü meydan surlar yıkıldıktan sonra, bu tarihi kapıya atıfta bulunarak, yarım daire ve parlayan bir güneş biçiminde tasarlanmış.

Meydandan Gran Via’ya doğru çıkan sokaklar bu güneşin ışınlarını simgelemektedir. Bugünkü halini 18. Yüzyılda alan meydanın etrafı 18. ve 19. Yüzyıllardan kalma binalarla çevrilidir. Madrid’in diğer bir önemli simgesi de, Puerta del Sol’da kocayemiş ağacına tırmanıp yabani çilek yiyen ayı figürüdür. Bu simge Madrid’in tarihteki flora ve faunasına gönderme yapmaktadır. Meydanın Alcala Caddesi yakınındaki şehrin sembollerinden biri olan ünlü Ayı ve Kocayemiş Ağacı Heykeli, her turistin önünde fotoğraf çektirdiği Madrid’in birincil sembolüdür. Puerta del Sol aynı zamanda tarihsel olarak İspanya’nın sıfır noktası sayılır. Meydan 18. Yüzyıl’da Madrid’in En İyi Belediye Başkanı Unvanını taşıyan III. Carlos tarafından inşa ettirilmiştir. Meydanın ortasında III. Carlos’un bir Heykeli bulunmaktadır.

Madrit İspanya

Sol Meydanında (Puerta del Sol) geçirdiğiniz zamandan sonra yürüyerek ulaşabileceğiniz bir meydan daha var yakınlarda. Yaklaşık 600 metre daha güney-batıya giderseniz Plaza Mayor’a ulaşırsınız. Madrid’e gidenlerin mutlaka görmek isteyecekleri ya da rehberlerinin göstermek isteyecekleri meydanlardan birisidir Mayor. Plaza Mayor, Ortaçağda, site surlarının hemen dışında düşünülen bir pazar yeriymiş. Kral Philip II döneminde, 1560 yıllarında yapımına başlanmış, Philip III döneminde, 1617 yılında tamamlanmış.120 metre uzunluğunda, 90 metre genişliğinde dikdörtgen şeklinde bir alan ortaya çıkmış. Eski Madrid’in, yani Orta Çağlardan kalan yapıların yer aldığı bölümün ortasındaki Plaza Mayor, sütunlarla bezeli antik binalarla çevrili bir alan. Ünlü Engizisyon Mahkemeleri bu meydanda yapılırmış. Bu mahkemelerde temize çıkmak pek mümkün olmadığı için, suçlananların hemen hepsi yine burada yakılarak idam edilirlermiş.

Madrit İspanya

Plaza Mayor, sokak sanatçıları ya da taştan heykeller gibi duran sokak girişimcileriyle de ünlü meydanlardan biri. Önlerine koydukları kaplara para atıldığında, hareketleniyor ve büründükleri kılıkların özelliklerine göre, hünerlerini sergiliyorlar. İspanya’nın büyük şehirlerinin meydanlarında sanatlarını halka sunan birçok sokak sanatçısı halktan büyük ilgi görüyor. Özellikle başkent Madrid’de sayıları her geçen gün artan sokak sanatçıları çalışmalarında yaratıcılık sınırlarını zorlarken, krizden dolayı meydanları dolduran yeni sanatçılar da halkın daha çok ilgisini çekebilmek ve kendilerine yer edinebilmek için rekabeti artırıyor. Meydanda çeşitli akrobatik gösteriler yapan gruplar, oldukça yaratıcı işler çıkaran heykel adamlar ve fotoğraf çektirerek turistlerden para kazanmaya çalışan ortalıkta kostümle dolaşan bin bir çeşit film-masal kahramanları ve elbette sokak müzisyenleri Sol meydanında sürekli rastlayabileceğiniz görüntüler.

Madrit İspanya

Başta pantomim olmak üzere resim ve müzik gibi sanat dallarında gösteriler sergileyen sokak sanatçıları, ünlü film ve roman kahramanlarını da gösterilerinde kullanıyor. Sanatçılar zaman zaman da fizik kurallarını zorlayacak nitelikte ilginç gösteriler sergiliyorlar.  Sokak sanatçılarının kimisinin gösterileri, kostümler ve kullanılan diğer malzemelerle bazen aylar süren, uzun uğraş gerektiren çalışmalar sonucu hazırlanıyor. Sanatçılar, gösteri öncesinde makyaj ve kıyafet gibi hazırlıklar için kimi zaman saatler harcıyor. Sokak sanatçılarıyla bir hayli fotoğraf çektirdik. Şimdi, Mayor Meydanından Puerta del Sol’a geri dönerek Calle del Arsenal’e giriş yapmalıyız…

Madrit İspanya

Yapmalıyız çünkü Arsenal Caddesi baştanbaşa yaya ve bisiklet yolu olarak düzenlenmiş. Motorlu taşıt trafiğine kapalı… Tertemiz, gerçekten de güneş ışınlarından biri gibi parlıyor. Puerta del Sol Meydanı’ndan çıkan 10 caddeden biri olduğu gibi Madrid’in en işlek caddelerinden biridir. Arenal Caddesi’nden yürüdüğünüzde Opera Meydanı’na ve devamındaki Kraliyet Sarayı’na ulaşırsınız. Saray artık müze ve Kraliyetin protokol toplantılarında da kullanılıyormuş. İspanya’nın bu bölümünü 8. yüzyıldan 12. yüzyıla kadar Hristiyanların yaşadığı bölgeymiş. Daha sonraları zengin sakinler için bir yerleşim alanı olmuş. Arenal’de de bir hayli sokak sanatçısı var. Calle de Arenal üzerinde bulunan kilisenin ön tarafındaki sokak sanatçıları dikkatimizi çekiyor. Klasik müzik eserlerini çalıyorlar. Önlerine 1 Euro bırakıyor ve çekinerek fotoğraflarını çekiyoruz. Devam ediyoruz.  Cadde üzerinde hediyeler ve hediyelik eşyalar da dâhil olmak üzere çeşitli mağazalar bulunuyor. Mağazaların yanı sıra, mola verilebilecek birçok kafe ve restoran ile ayrıca otel, apartman daireleri ve geceleme için hostaller bulunuyor.  Madrid’in en merkezi yerleşim bölgelerinden biri Arenal. Caddenin adı, “kum” anlamına gelen “arena” kelimesinden türetilmiş. Ortaçağ’da bu rotada akan küçük bir derenin kumlu kıyılarına atıfta bulunmaktadır. 

Arenal Caddesi sonundaki Opera Madrid’e ulaşıyoruz. Meydandaki Teatro Real-Royal Theatre ya da sadece El Real Madrid, İspanya’da bulunan önemli bir opera evidir. 1818’de kurulmuş ve 19 Kasım 1850’de açılmış. 1925 yılında kapanmış ve 1997’de yeniden açılmış. Bugün Teatro Real operası Avrupa’nın en büyük tiyatrolarından biridir. 1 746 koltuk kapasitesine sahiptir. Opera Madrid’i geride bırakarak, Plaza de İsabel II üzerinden, Değerli Madrid ticari cadde Calle de Preciados’a geçiş yapabilirsiniz. Biz de öyle yaptık. Plaza del Callao’da başlayıp, 350 metrelik bir yolculuktan sonra Puerta del Sol’da biten dünyanın en pahalı ticari caddelerinden biridir Preciados. El Corte Angles, Fnac, Zara, Camper gibi birçok ünlü markalar bulunmaktadır. Madrid’in ana alış veriş merkezidir. Caddenin sonundaki Puerta del Sol’a ulaştıktan sonra Panoramatik Madrid gezimizi sonlandırıyoruz. Bir başka gün ve zaman diliminde Prado Müzesi’ne gitmek ve Retiro Parkı gezmek istiyoruz.

 2,650 total views,  2 views today