Tarsus ve İnanç Turizmi 1

Tarsus, Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde yer alan Mersin’in en büyük ilçesidir. Tarihi süreçte, coğrafyası ile, Antik Kilikia’nın stratejik bir bölgesi olmuştur. Orta Toroslardaki Kilikia’yı iç Anadolu’ya bağlayan Sertavul Geçidi ve Gülek Boğazından geçen İpek Yolu gibi tarihi yolların kavşak noktasında yer almaktadır.

TarsusTarsus’u ilk kez kimin kurduğu konusunda çeşitli söylenceler vardır. Bunların en yaygın olanı, kentin Asur Hükümdarı Sardanapal’ın kurduğudur. Yöreye M.Ö. 7. yüzyılda geldikleri sanılan Yunanlıların burada bir yerleşimle karşılaştıkları kesindir. Bir süre Asur egemenliği altında kalan yöre daha sonra Perslerin, sonra da Büyük İskender in eline geçti. İskender’in ölümünden sonra Tarsus, tüm Kilikya ile birlikte Selökidlerin payına düştü. M.Ö. 246 yılında Mısır yönetimine geçtiyse de bir süre sonra geri alındı.

lk Çağ’da Helenlerce Kilikya diye anılan bölge bugünkü adıyla Çukurova ile birlikte Mersin’den Alanya’ya kadar uzanan kıyıları ve bunların arkasındaki Toros dağları güney yamaçlarını içine alır. M.Ö. 66 yılında Kilikya bir Roma vilayeti olunca, Tarsus’ ta bunun merkezi durumuna getirildi. Tarsus’ a tarihi bir önem kazandıran Cydunus/Tarsus Çayı o dönemlerde kentin içinden geçmekteydi. Cleopatra ve Romalı komutan Marcus Antonius, Tarsus’ a bu ırmak yoluyla gelmişlerdir.

Tarsus Hristiyanlığın kurucularından Aziz Paulus’un doğduğu kent olarak da önem taşır. Hristiyanlık tarihi açısından oldukça önemli bir yerleşim olan Tarsus, Berdan ovasından kuzeye doğru engebeli arazi boyunca son yıllarda hızla gelişmektedir. Çok zengin bir tarihi olup, dini inançlar yönünden önemli bir kenttir. Diğer taraftan, ünlü coğrafyacı Strabon M.Ö.  I. yüzyılda Tarsus’ ta dil bilginleri, filozof ve yazarların yaşadığını yazar. Yedinci yüzyıl ortalarında ilk İslâm fetihleri sonucunda İslâm ordusunun Anadolu’ya girmesiyle Bizans-İslâm sınır bölgesi oluştu.

 

Kleopatra Kapısı

 

 

TarsusKleopatra Kapısı Tarihi kentin batı yönünde açılan ana kapısı olup, kentin antik surlarından kalan tek yapıdır. Limana yakın olması nedeniyle ”Deniz Kapısı” ya da dönemin en önemli kentlerinden Seleukia (Silifke) yolu üzerinde olduğundan ”Silifke Kapısı” olarak adlandırıldığını öğreniyoruz Tarsus ile ilgili kaynaklardan. Değişik uluslara ait gezgincilerin 19. yüzyıla ait gezi notlarında ise ”St. Paul Kapısı” olarak anılmış. Surların yapımı ile ilgili araştırmalar, yapımı sırasında kullanılan malzemenin tarihlenmesine göre, Bizans Dönemi sonu ya da Abbasi döneminde yapılmış olabileceğini göstermektedir.  Tek kemerli kapının yüksekliği 8.50 metre, kapının iç genişliği ise 5.60 metredir. Yarım çember şeklindeki tek kemeri başta olmak üzere, tamamı gözden geçirilmiş ve aslına uygun olarak yenilenmiştir.

Kleopatra Kapısını gezen ve fotoğraflarını çeken ziyaretçilerine aktarılan bilgilere gelince; Roma’nın genç imparator adayı Marcus Antonius’un, Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın ziyaret etme isteği üzerine,Tarsus’u  yeniden yaratmak için yenileme çalışmaları başlatır ve karşılamayı taçlandırmak için de Kleopatra Kapısını yaptırır. Başka bir deyişle, Kleopatra Kapısı, Antonius ve Kleopatra’nın birbirine duydukları aşkın bir ürünüdür. Kleopatra’nın dillere destan bir eşi daha olmayan muhteşem gemisiyle Tarsus limanına girişi kent halkını büyülemiştir. Kleopatra’nın bu ziyaretiyle Tarsus, Dünyanın kalbinin attığı en önemli merkez durumuna gelmiştir.

 

Aziz Paulus (Sen Pol) Müzesi

St Paul An?t MüzesiM.S  4. yüzyılda, İmparator Kostantin tarafından Hristiyanlığın resmen tanınmasıyla dini baskılar sona ermiş, kiliseler yaygınlaşmaya başlamıştır. M.S  5. yüzyıldan itibaren de St. Paul adına çok sayıda kilise yapılmıştır. Çünkü,    Saint Paulus (Sen Pol), Hristiyan dünyasında, belki de, Hz. İsa’dan sonra, Hristiyanlığın yayılması için en çok çaba gösteren din adamlarından biridir. Bu kiliselerden bir kaç tanesi de Aziz Paul’un doğum yeri olan Tarsus’ta yapılmıştır. Bu kiliselerden yalnız biri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Şehrin güneyinde Ulu Cami Semtinde bulunan ve Aziz Paul a adanan bu kilisenin, M.S. 11-12. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilmektedir. 1993 yılında koruma altına alınmış ve Anıt Müze olarak açılmıştır. Kilisede dış ve iç mekan restorasyon çalışmaları aşamalı olarak devam etmektedir. Kilisenin kuzey doğu köşesinde çan kulesi yer almaktadır. Fotoğrafta görüldüğü gibi, çan kulesinde çan bulunmamaktadır. Kule harap olmuş durumda. Restorasyon ya da onarım çalışmalarından sonra,belki, bir çan da takılabilir. 

Hristiyanların Kabesi durumundaki Aziz Paul Anıt Müzesi, son yıllarda Alman Hristiyan Demokratlarının odaklandığı, sık sık ziyaret ettikleri bir yer haline gelmiştir. Anıt müze statüsündeki kilisenin müze olmaktan çıkarılıp, kilise olarak kullanılması talebi Alman siyasetçilerin de gündeminde yer alıyor. 1992-93 yıllarında Aziz Paul Kilisesi’nde Vatikan tarafından ‘Aziz Paul Sempozyumu ve Ayini’ düzenlenmiş. Vatikan tarafından 2008-2009 yılının St. Paul Yılı ilan edilmesi nedeniyle  Tarsus  dünyanın dört bir yanından Hristiyanların akınına uğramıştı.

Esas girişi batıdaki revaklı bölümden sağlanmaktadır. Oldukça sade bir mimari tarzı yansıtırken, iç süslemelerinde belki de yerli bir kaç ressamın boyadığı resimler yer almaktadır. Tavanda Hz. İsa, Yohanna, Matta, Luca ve Marcos’un freskleri ve “İlahi Göz” tavanın merkezinde yer almaktadır. Apsisin üzerinde bulunan daire şeklindeki ışıklıkların her iki yanında ise melekler tasvir edilmiştir. Uzun dönem askerlik şubesi olarak kullanılan ve günümüzde restorasyonu tamamlanan yapının üzeri kırma çatı ile kapatılmıştır.

Doğu bölümünde oval bir çıkıntı oluşturan apsisin üzerinde ise yarım daire şeklinde üç kubbe yer alır. Yapının kuzeydoğu köşesinde ise çan kulesi bulunmaktadır. Hristiyanlık Tarsus’a çok erken dönemde girmiş. Hıristiyanlığı ilk seçenler ise kentin köklü Yahudi cematine mensup kişiler. Aziz Paulus’un da, yaşamının ilk döneminde Saul isimli bir Yahudi olarak biliniyor. M.S. 10 yılında doğdu. Ailesinin Tarsus’ta yaşadığı yıllar, kentte sosyal ve ekonomik bir yeniden yapılanmanın sürdüğü ve Romalı olmayan halka, para karşılığında Roma yurttaşlığı sağlandığı yıllar. Paulus’un ailesininde Roma yurttaşlığını bu sayede elde eder.

Mersin Uluslararası Müzik Festivali etkinliklerinin bazıları Aziz Paul Anıt Müzesinde yapılmış tır. Nitekim; 10. Mersin Uluslararası Müzik Festivali 14 Mayıs 2011 Cumartesi günü Tarsus St. Paul Anıt Müzesi’nde gerçekleştirildi. “Prag Solistleri” isimli eşsiz bir konsere ev sahipliği yaptı. Saat 20.00’de başlayan konserde anıt müzeyi dolduran sanatseverler sanatçıların özenle seçtikeri eserleri büyük beğeni ve ilgiyle dinlemişlerdi.

2,935 total views, 1 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir