Topkapı Sarayı Müzesi Enderun Avlusu-İstanbul

Sarayın genel yapılanması

Topkapı Sarayı’nda, kale saray yapılanması her adımda kendini hissettirmektedir. Saltanat Kapısından (Bab-ı Hümayun) sonra yer alan Alay Meydanı dış hizmet binaları için ayrılmış. Selamlık (Babüsselam) Kapısından sonra ulaşılan Divan Meydanı, Adalet Meydanı olarak da biliniyor. Yapılarıyla birlikte, sarayda devlet yönetiminin gerçekleştirildiği, temsil edildiği, savaş ve barışa karar verildiği, kanunların alt yapısının oluşturulduğu, tahta çıkma ve ulufe dağıtım törenlerinin gerçekleştirildiği bir idare alanıdır.

 

Saraydaki üçüncü kapı olan (Babüs saade) Saadet Kapısı Divan Meydanını, iç saray teşkilatının bulunduğu ve barışa karar verildiği, kanunların alt yapısının oluşturulduğu, mekânları içeren Enderun Avlusuna bağlar. Enderun avlusu, Osmanlı Sultanlarının saraydaki varlığını temsil eder. Bir adım daha atıldığında; Fatih Sultan Mehmet döneminde şekillenen koğuşlar ve padişaha ait yapıları içeren avlu ile padişaha ait köşklerin bulunduğu sofa-i Hümâyûn adı verilen mermer teras ve çiçek bahçesine ulaşılır. Ayrı bir yapılanma gösteren Harem, Osmanlı sarayında hanedanın yaşadığı özel ve yasaklanmış yerdir. Harem, sultanların ailesi ile birlikte yaşadığı çok özel bir mekândır. Saray mimarisinin 16. yüzyıldan 19. yüzyıl başlarına kadar, çeşitli dönemlerin üslubunda örnekler içeren, mimarlık tarihi açısından son derece önemli bir komplekstir. Karmaşık bir yapıdır.

Babüssaade (Üçüncü Avlu’nun giriş kapısı)

‘’Harem-i Hümayun’’ olarak da adlandırılan Enderun Avlusu ya da Üçüncü Avlu, Padişah ve çok yakınlarının; günün geçirildiği Selamlık ile gecenin geçirildiği Harem bölümlerinden oluşmaktadır. Osmanlı Sultanlarının şahsi alanı olarak kabul edilen bu avluya girer girmez diğer avlulardan farklı olarak bir manzarayla, deyim yerindeyse, avluyu perdeleyen bir yapıyla karşılaşırız. Bu yapı padişahın kabul odası veya taht odası olarak nitelendirebileceğimiz Arz Odası’dır. 

Arz Odasının saray protokolündeki önemi, kabul törenlerinden ileri gelir. 15. yüzyılda padişahların resmikabul salonu olarak yapılan Arz Odası, günümüzdeki görünümünü 16. yüzyılda kazanmıştır. Padişahlar bu mekânda tahta otururlar; vezirleri, yabancı devlet elçilerini kabul ederler ve Divan-ı Hümayun’da alınan kararların arz edilmesine izin verirlerdi. Elçilerin getirdikleri hediyeler, kapının solundaki büyük pencere önüne yerleştirilirdi. 

Divan Meydanı’nı Enderun Avlusu’na bağlayan ‘’Anıtsal Kapı’’ Babüssaade’dir. Yani Saadet, Mutlulık Kapısı…15. yüzyılda sarayla birlikte yaptırılan bu kapı, Sultanların saraydaki varlığını temsil eder. Kapının önünde tahta çıkış (cülus), biat(itaat), bayramlaşma, padişah kızlarının evlenme, sefere çıkma, ayak divanı ve cenaze törenleri yapılırdı. Padişah Evi’nin cümle kapısı olan Babüssaade’yi izinsiz geçmek ‘’Mutlak İktidar’’a yapılan en büyük hukuk ihlali sayılır ve idamla cezalandırılırdı. Padişahlar, törenlerin dışında kalan zamanlarda bu kapıyı kullanmazlardı.

Babüssaade, kubbeli ve revaklı yapısı ile önüne gelenlere Osmanlı Mimarisinin ihtişamını anlatır. Kubbe ve kubbeli yapılar Dünya mimarlık tarihinin vazgeçilmez simgesel ve işlevsel biçim düzenlerinden birisidir . Kubbeler, Orta Çağ ile Çağdaş yapı sistemlerinin ortaya çıkışı arasındaki yüzyıllar içinde, büyük mekân yapılarının örtü sistemlerini oluşturmuştur. Yapı içinde büyük kullanım alanları oluşturmak için kubbe ve yarım kubbelerden yararlanılmıştır. Bu tür yapılanmalar, ‘’Baldaken Formlu Yapı’’ olarak tanımlanır.

Babüssaade Kapısı da Baldaken formlu bir kapı olup, Bab-üs Sade Ağası denilen sorumlusunun denetiminde bulunurdu. Dünya mimarlık tarihinin vazgeçilmez simgesel ve işlevsel biçim düzenlerinden birisi olan kubbe ve kubbeli yapılar, Ortaçağ ile çağdaş yapı sistemlerinin ortaya çıkışı arasındaki yüzyıllar içinde büyük mekân yapılarının örtü sistemlerini oluşturmuştur. Bu tür yapılanmalar, ‘’Baldaken Formlu Yapı’’ olarak tanımlanmaktadır. Babüssaade Kapısı da Baldaken formlu bir kapı olup, Bab-üs Sade Ağası denilen sorumlusunun denetiminde bulunurdu.

Harem-i Hümayun (Enderun avlusu)

Babüssaade Kapısı’nı geçer geçmez karşımıza çıkan Arz Odasının; revaklara açılan ön cephede iki, arka cephede bir kapısı vardır. Revaklardaki süslemeler göz kamaştırıcı ve görkemlidir. Ön cephedeki ilk kapı ziyaretçiler içindir. Girişin sağındaki çeşme göz kamaştırıcı olup, Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmıştır. Kapının iki yanında yer alan çini panoların üzerindeki tuğra biçimli kabartma yazılar 1856 yılında konulmuştur. 

Yapının iç dekorasyonunu yenileyen Abdülmecid’i övmektedir. Kapının üzerindeki 1723 tarihli kabartmada ‘’Besmele’’vardır. Solda, demir parmaklıklı pencerenenin yanındaki Pişkeş Kapısı üzerinde de Sultan II. Mahmut hattı ile 1810 tarihli ‘’Hasbin Allah Venim-el vekil’’ yazılıdır. Arka taraftaki Padişah Kapısı üzerinde ise Sultan IV. Mustafa tuğrası ile sır kâtibinin bir kıt’ası vardır. 

Arz Odasının iç mekânındaki baldakin formundaki taht, Sultan III. Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Mücevher bezemeli tahtın lake süslemeli tavanında, bitkisel bezeme arasında, kudret sembolü olarak, ejder ve simurg/Zümrüdüanka kuşu mücadelesi tasvir edilmiştir. Törenlerde zengin bir şekilde döşenen tahtın, seraser/temeli ipek olan altın ve gümüş karışımı kumaş üzerine zümrüt ve yakutlu altın plakalar ve incilerle işlenmiş birkaç parçadan oluşan bir örtüsü vardır.  

Sarayın 9 000 m2 büyüklüğündeki bu avlusunun etrafındaki binaların inşaatı, Fatih devrinden itibaren, padişahların yaşamı için gerekli yapılar ile Enderun teşkilatının gerektirdiği koğuşlar, Camii, hamam gibi yapılardan oluşmuştur. Marmara cephesinde; Seferli Koğuşları, Enderun hayatında önemli bir yeri olan meşkhane, Enderun Mektebi ve büyük oda mescidi bulunmaktaydı. Bunları, hazine olarak kullanılan Fatih Köşkü izlerdi.

Enderun Hazinesi olarak bilinen Fatih Köşkü, Fatih Sultan Mehmet tarafından; çeşitli sanat eserlerini ve hazinesini barındıran, hamamlı bir seyir köşkü olarak yaptırılmıştır. Yavuz Sultan Selim döneminden sonra da tümüyle hanedan hazinesi olarak kullanılmıştır. Üç oda ve Marmara manzarasına açık bir teras ve bodrum katından oluşan köşkün bütün odaları, Enderun Avlusuna anıtsal revaklarla bağlanır. Hanedanın sanat koleksiyonlarını, mücevherlerini, hatıra eşyalarını ve para hazinesini muhafaza etmek için kullanılan Fatih Köşkü, Topkapı Sarayı’nın müze olmasından itibaren de hazine eserlerinin sergi mekânı olarak kullanılmıştır.

Padişah hazinesinin ana kaynakları; hediyeler, saray sanatçılarının ürettiği eserler ve ganimetlerden oluşurdu. Günümüzde de Osmanlı hazinesinin teşhiri için kullanılan bu mekânlarda; değerli taşlarla süslenmiş sayısız eserler arasında Bayramlaşma-Cülus tahtı, İftariye tahtı, Sefer tahtı ve Nadir Şah Tahtı’nın yanı sıra Osmanlı Hükümdarlık sembolü olan askı ve sorguçlar, Topkapı Hançeri ve Kaşıkçı Elması en ünlü olanlarıdır.Enderun Avlusundaki en önemli yapılardan biri de Enderun Mektebi idi.  

Enderun Mektebi II. Murat tarafından kurulmuştur. Saray hizmetinde çalışacak görevlileri yetiştirmek maksadıyla kurulan bu okul, eğitim sistemi yönüyle kendinden önce kurulmuş bütün okullardan farklı bir yapıdadır. Bir saray mektebi olan Enderun, Fatih Sultan Mehmet döneminde hakiki kimliğine kavuşarak, devşirme mektebi hüviyetinden, mülki ve idari kadronun eğitimine de yönelmiştir. Enderun’un gelişmesi II. Beyazit, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahlar zamanında da sürmüştür. Enderun Mektebi’ne “Devşirme Kanunu” ile öğrenci alınır, usulsüz çocuk kabul edilmezdi. Devşirme işinde her türlü yolsuzluğu önlemek üzere yine aynı kanunla alınan bir hayli tedbirler zinciri de bulunmaktaydı. 

Arz Odası’nın hemen arkasına düşen yerde, III. Ahmed Kütüphanesi ve müzenin idari bölümü bulunmaktadır. Eskiden, kilerler ve hazine koğuşları bulunurdu. Sultanların her türlü yemek ve ikram hizmetleri sağlanırdı. Enderun Avlusunun solunda, Haliç tarafında ise Mukaddes Emanetlerin saklandığı dört kubbeli Has Oda (Hırka-i Saadet Dairesi), Has Oda Koğuşu, Ağalar Camii, bulunmaktadır. Has Oda, Fatih Sultan Mehmet döneminde, padişahların Enderun Avlusundaki özel odaları/daireleri olarak yapılmıştır. İki katlı ve dörtlü mekân düzeni veren bir yapıdır. Girişteki ilk iki mekân, Şadırvanlı Sofa olarak adlandırılmaktadır. Sağdaki ilk oda, padişahlarla görüşmeye gelenlerin kabul edildikleri Arzhane’dir. Köşedeki ikinci oda ise Saltanat Tahtı’nın ve Hırka-i Saadet’in bulunduğu Has Oda’dır. Bu odada; Hz. Peygamber, ilk dört halife ve sahabelerine ait eserlerin bulunması nedeniyle, yapı, Mukaddes Emanetler Dairesi olarak anılmaktadır. Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethi ile birlikte ‘’Hilafet’’ Abbasilerden Osmanlı Padişahlarına geçmiştir. Böylelikle; Hz. Peygamber ve sahabeleri, halifelerin eserlerinin büyük bir bölümü Osmanlıların eline geçmiş, Has Odada sergilenmiştir.

Kaynaklar:

1) Vikipedi(Özgür Ansiklepodi)

2) Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü

3) Müzedeki açıklama levhaları

 12,370 total views,  3 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir