Ulu Camii-Tarsus

 

Anadolu’da birçok il ve ilçenin merkezinde Ulu Cami vardır. Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde Anadolu’nun dört bir köşesinde sultanların insanlara güven vermek, dini vecibelerini yerine getirmelerine yardımcı olmak, komşularına mali ve askeri güçleri ile kültürel ve mimari zenginliklerini göstermek amacıyla inşa edilmişlerdir.Bulundukları kentin, genellikle, en büyük camisi olma özelliğini hala koruyan bu camilerin büyük çoğunluğu ibadete açıktır. Çok az bir kısmı, sonradan yapılan daha büyük camilerden dolayı, en büyük cami olma özelliğini kaybetmiştir. Söz konusu camilerin bir kısmı da deprem ya da yangınlar nedeniyle yıkılmıştır.

Tarsus

1243 Kösedağ Savaşı’nda Moğollara yenilen Selçuklular eski gücünü kaybetmiş, Anadolu’ya yayılmış olan beylikler bağımsız kalmışlar. Müstakil kalan beylikler de güçlerini artırmak ve varlıklarını çevredeki diğer beyliklere göstermek için, büyük bir yarışa girişmişlerdir. Bu yarış Türk mimarisine de canlılık getirmiş ve önemli anıtsal eserlerin ortaya çıkmasına neden  olmuştur. Böylece 13. yüzyıldan başlayarak 15. yüzyılın sonuna kadar devam eden Beylikler Dönemi, sanat tarihi açısından Selçuklu mimarî özelliklerini yenilemişlerdir.

Beylikler Dönemi Mimarisi denen yeni bir mimari tarz ortaya  çıkmıştır. Cami-i kebir olarak da adlandırılan Ulu Cami­ler, inşa edildiği be­l­dede yaşayan halkın cuma ve bayram namazını bir arada kılmasına imkân verecek şekilde tasarlandığından, yapıldığı dönemin şartlarına göre olabildiğince büyük inşa edilmiştir. Cuma namazı, kendi yurdunda yaşayan, hür her Müslüman erkeğe farz olduğu gibi, beyler de idare ettikleri bölgenin hür olduğunun bir ifadesi olarak Ulu Camiler yaptırmışlardır. Cami-i kebir, orta cami ve büyük cami olarak da adlandırılan ulu camilerin halkın cuma ve bayram namazını kıldığı tek merkezler olmasının yanı sıra etraflarında bulundurdukları medrese, türbe, hastane, aşhane, mektep, kütüphane, çarşı, hamam ve çeşmeleriyle alışveriş merkezlerinin en eski örnekleri arasında bulunmaktadırlar.

Tarsus

Çocukluğumun bir bölümünün geçtiği Mersin’in Tarsus İlçesi; başta   Cleopatra Kapısı, Aziz Pavlus Kilisesi, camileri, bedestenleri, hamamları gibi tarih kokan mekânlarının yanı sıra Tarsus Şelalesi de ilgimi çekmiştir. Hristiyanlık tarihi açısından oldukça önemli bir yerleşim yeri olan Tarsus, dini inançlar yönünden de önemli bir kenttir. Yeni Ahit’in yazarlarından biri olan Aziz Pavlus ya da St. Paulus da Tarsus doğumludur. Bu nedenle Hristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmektedir.  

Kudüs’teki  Kıyamet Kilisesinden sonraki en kutsal kilise olan St. Paulus Kilisesi ve St. Paul kuyusu Tarsus’ta önemli inanç turizmi merkezleridir. Bunların yanı sıra dünyanın ilk kanalizasyonlu Tarihi Roma hamamı ve Roma yolu da Tarsus’tadır.  Kleopatra Kapısı şehrin en eski kalıntıları arasındadır. Şelalesi ve özellikle Tarsus Barajı gezip görülesi yerlerden olup, turizm açısından mükemmel bir tarihe ve de doğal güzelliklere sahiptir.

Tarsus

Bu güzellikler içerisinde yer alan bir başka inanç mabedi de Tarsus Ulu Camisi’dir. İnternetten edindiğim bilgilere göre, Cami-i Nur adıyla anılan ve bulunduğu semte de adını veren bu cami, Tarsus merkezinde yer alan Türk-İslam sanatının önde gelen eserlerinden biridir. Tarsus, 1514 yılında kısmen, 1608 yılında tam anlamıyla Osmanlı Devleti yönetimine girmiş olan Ramazanoğulları Beyliği bünyesinde kalmıştır. Ulu Camii, 1579 yılında Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.

Selçuk-Osmanlı üslubunda tek şerefeli minaresi olan cami, Sen Piyer Kilisesi kalıntılarının üstüne yapılmıştır. Yapıda tümüyle kesme taş kullanılmıştır. Camiye kuzey yönündeki anıtsal kapıdan girilir. Bu anıtsal kapı Memlük mimarı özelliklerini taşıyan siyah beyaz mermerlerle süslüdür.  47m.X13 m. boyutlarında dikdörtgen plana sahip olan caminin iç avlusu 10 metre yüksekliğinde, 7.20 metre genişliğe sahiptir.  Dışında ise doğu, kuzey ve batı bölümlerini kapsayan 14 mermer sütunun taşıdığı revakları vardır.

 Avlu taş levhalarla kaplı olup, ortada Hicri 1323 tarihli onarım kitabesi bulunan bir şadırvanı mevcuttur. Son cemaat yeri, doğu-batı doğrultusunda 14 adet baklava dilimli sütunların taşıdığı orijinal kiremitlerle örtülü 16 kubbeden revaklı ve 5 kapılı avlu yer alır. Caminin iç mekân sütunları “İran Kemeri” adı verilen yarı sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Caminin minber, mihrap ve müezzin mahfili mermerden yapılmıştır. Caminin doğu bölümünde ayrı mekânda Hazreti Şit ve Lokman peygamberlerin makamları ve Abbasi Halifesi olan ve Pozantı’da 833 yılında ölen Me’mun’un kabri bulunmaktadır. Tarsus Ulu Camisi, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 01.11.1990 gün ve 696 sayılı kararı ile tescil edilerek korumaya alınmıştır.

2,603 total views, 3 views today

Share
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir