Bizler, yani Sapiens, Biyolojik bir servetin mirasçılarıyız. Bedenimiz ve Fiziksel Beynimiz… Üç buçuk milyar yıl önce tek hücreli amiplerle başlayan hikâyemiz, bundan 500 milyon yıl önce ilk omurgasız atalarımız olan sümüklü böcekler, solucanlar ve denizanası ile devam etti. Bugün bedenimizde aktif olan sinirsel hormonlarla beyin kimyasallarının çoğunu geliştirmişlerdi. Sinirsel hormonlarla beyin kimyasalları, evrim basamağını tırmanırken önümüze altın tepsiyle sunuldu, biz de alıverdik.

Solucanlardan ilk beyne, ”Fiziksel Beyin’’e geçmek birkaç milyon aldı. Sonunda balıklar bunu başardı. Sahip olduğumuz Fiziksel Beyin, temel hatlarıyla somon balığında da var. Daha doğrusu somon balığındaki beyin bizde de var. Ne de olsa bizler somon balığından sonra evrildik. Sürüngenlerden 200 milyon yıl sonra ayrıldık ama onlardan hazır olarak aldığımız mirası, yani Fiziksel Beynimizi neredeyse hiç değiştirmeden günümüze kadar getirdik. Bedenimizi otomatik olarak yöneten bu…

Gittikçe Gençleşin kitabının yazarı Henry S. Lodge’nin dediği gibi ”Ne beyin ama! Hisleri ve gerçek düşünceleri olmayan, ne var ki olağanüstü karmaşık fiziksel tepkiler verebilen bir beyin. Bir sanat eseri, bir mucize, mutlak bir hazine. Bir kılıç balığının suyun üstüne sıçrayışını, bir şahinin avının üstüne pike yapışını düşünün. Bu tür şiirsel-atletik hareketler fiziksel beynin fonksiyonlarıdır.”

Aslında kafatasımızın içinde üç ayrı evrim basamağından miras olarak devraldığımız, birlikte hareket eden hayret verici üç ayrı beynimiz var. Sinir sistemi cerrahları, bir portakalın dilimlerini ayırır gibi, bu üç beyni birbirinden ayırabilir. Bunlardan ilki somon balığından devraldığımız ‘’Fiziksel Beyin’’ dir. Diğerleri de Bilgi Ağacı Mutasyonu sonrasında, bundan 70 000 ile 30 000 yılları arasında, gelişen ”Duygusal” ve ”Zihinsel” beyinlerdir. Kafatasımızın içi her zaman karanlık, nemli, biraz tuzlu ve ortalama sıcaklığı 37 derece santigrattır. Bu mekânda bulunan Fiziksel beynimiz gerçek anlamda sağır, dilsiz ve kördür. Koku almanın dışında, içinde yaşadığımız doğal ve sosyal çevre ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Üç milyar yıldan fazla bir süredir bu gezegende var olmuş tüm canlı türlerinin içinde yalnızca insan, Sapiens, evrim çarkını terk etmiş, bir anda ayağa kalkıp doğadan dışarı çıkıvermiştir. Çıkıvermiştir ama Fiziksel beynimiz hala bedenimizi üç milyar yıl içinde yaşadığı doğada sanmaktadır. İçinde yaşadığımız doğal ve sosyal çevre ile hiçbir bağı, bağlantısı olmayan Fiziksel beynimiz, yalnız ‘’YAŞAM TARZIMIZ’’ aracılığı ile ilettiğimiz’’ mesajları algılar. Hareketsiz kalmanızı kara kış ve kuraklık olarak algılarken, sabah yürüyüşlerin bahar geldi, meyve ve av bol, kilolarımdan kurtulmalı ve bedenimi yenilemeliyim biçiminde algılar.

184 total views, 1 views today

Share