Kaslarımız ve Hareket

Milyonlarca yıl önce yeryüzündeki yaşam, hareket eden hayvanlar ve hareketsiz bitkiler olmak üzere iki büyük krallığa ayrılmıştı. Atalarımız hareketi seçtiler. Hareketi seçtiler, çünkü kas yapılarındaki mitokondriler enerji çevrimini gerçekleştiren içten yanmalı motorlar gibi çalışıyordu. Hareket edebilmemizi enerji çevrimine ve kaslarımıza borçluyuz. Kaslarımız ve kaslarımızda bulunan mitokondriler hareketimizi sağlayan bedenimizdeki olağanüstü makinelerdir.

Mitokondriler, oksijen kullanarak bedenimizdeki yağ ile glikozu, enerjiye dönüştürürler. Bir motorlu araç düşünün ki hem mazot, hem de benzin kullanmaktadır. Böyle bir motora sahip bir otomobil olağanüstü bir makinedir. Kim sahip olmak istemez ki…Burdaki mazot bedenimizdeki yağın, benzin ise glikozun yerini almaktadır. Mitokondriler de hem mazot hem de benzin kullanan kaslarımızdaki olağanüstü makinelerdir.

Savanada avcı ve meyve toplayıcı konumundaki atalarımız mitokondrilerden böyle yararlandılar. Mitokondriler; dayanıklılık isteyen ve onlarca kilometre yol yürüme gerektiren meyve toplama işleminde yağ yakarken, hız ve atiklik isteyen avlanma işlemlerinde ise glikoz yakarlar. Bu demektir ki, daha çok yağ yakmak ve daha çok enerji çevrimini gerçekleştirmek için daha çok mitokondriye ihtiyaç vardır. Mitokondrileri kaslarımız barındırdığına göre, kaslarımızın çoğalması gerekiyor. Bunun için de ağırlık çalışmalarının yapılması gerektiği sonucuna ulaşıyoruz.

Mitokondriler ve Enerji Çevrimi

Oldukça zehirli bir element olan oksijen, bundan yaklaşık iki ya da iki buçuk milyar yıl önce, dünyamızın atmosferinde büyük bir hızla yayılmaya başladı. Bakteriler, atmosferimizde hızla yayılan oksijenin yakıcı ve ölümcül sonuçlarından kurtulabilmek için, oksijeni yakacak ve zararlı etkilerini kaldıracak olan içten yanmalı mikroskobik motorlar olan mitokondrileri geliştirdiler. Mitokondrileri geliştiren bakterilerin temel amacı, oksijenin atmosferdeki kontrolsüz yayılmasını engellemek ve ölümcül etkilerinden kurtulmaktı.

Böylelikle bakteriler farkına varmadan, bilinç dışı bir davranışla enerji santrallerini oluşturmuşlar ve oksijeni kullanarak yeryüzündeki hareketin anahtarına sahip olmuşlardı.Yaklaşık beş yüz milyon yıl önce de, her nasılsa bir şekilde, bakterilerdeki mikroskobik enerji santralleri olan mitokondriler ilkel atalarımızın hücrelerine geçti. Atalarımız, kendilerine altın tepside sunulan mitokondrilerle kaslarını donatarak, aerobik metabolizmanın oluşumunu sağladılar. Bakteriyel mitokondriler daha yüksek hayvansal yaşam formlarını mümkün kılar. İnsanlar da dâhil olmak üzere yeryüzünde bulunan bütün hayvanların kas hücrelerinde yaşar. Her türlü hayvansal hareket için gerekli olan enerji bakterilerden miras kalan mitokondriler tarafından üretilir.

Obezite ve aerobik

Obezite, günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. Çağımızın en önemli hastalıklarından biri olarak kabul edilen Obezite, genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır.Yetişkinlerde sinirsel, hormonal, kimyasal ve fiziksel mekanizmalarla vücut ağırlığı belirli bir düzeyde tutulmaktadır.

Bu mekanizmaların bir veya birkaçında ki bozukluk bu dengeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Dengenin bozulması beden bozulması, beden ağırlığının değişmesiyle sonuçlanır. Diyetle enerji alımı sınırlandırılmazsa vücut ağırlığında da artış görülmektedir. Yapılan çalışmalarda, özellikle ilerleyen yıllarda, kadınlarda obezite görülme sıklığının erkeklere oranla daha yüksek olduğu gösterilmektedir.

Diğer taraftan, ilerleyen yaşla birlikte “Bazal Metabolik Hız” (BMH) yavaşlamakta, enerji harcaması azalmaktadır. Canlının tam dinlenme sırasında kas hareketi yapmadan,vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizmaya bazal metabolizma denir.Bazal metabolizmayı en fazla etkileyen fiziksel egzersizlerdir. Başka bir deyişle Yeşil çay, kafein ve diğer uyarıcılar da hızı artırır. Hormonların ve ilaçların metabolizma hızını artırıcı veya azaltıcı etkileri olabilir. Fiziksel egzersizlerin artırılması, zayıflama programı yapan kişiler için son derece önemlidir.

Diyetle birlikte yapılan egzersizler ve ağırlık çalışmaları, en azından, beden kas kütlesinin korunmasını sağlayacaktır. Ağırlık çalışmalarıyla birlikte kas dokusu ve bu dokuda yer alan mitokondri sayısı artacaktır. Her gün yapılacak ortalama bir saatlik yürüyüşler yağ yakımını artıracak, bazal metabolik hızın azalmasını engelleyecektir. Kaslarımız; dinlenirken ve hafif aerobik egzersizlerde yakıt olarak %95 yağ, %5 glikoz kullanır. Çoğunlukla kullandığı yağ ise kaslarımızda değil; belimiz, göbeğimiz ve daha başka bölgelerde depolanmıştır. Kaslarımız dışında depolanmış bu yağları kullanabilmek için, kaslarımızdaki enerji santrallerine, mitokondrilere taşınması gerekir.

2,358 total views, 1 views today

Share