Çinili Köşk Müzesi-İstanbul

 

 

İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksinde yer alan Çinili Köşk Müzesi, Türk çini ve keramik sanatının en nadide örneklerini başarıyla sergilemektedir. Çinili Köşk, 1472 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı. İçini ve dışını süsleyen çinilerden ötürü ”Sırça Saray” ya da ”Kasr-ı Kaşi” olarak tanımlanan bu müze görülmesi gereken yerler listenizde mutlaka yer almalıdır.

Türk çini ve keramik sanatının başarılı örneklerinin sergilendiği bir müze olarak işlevini sürdüren Çinili Köşk, 1472 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırıldı. İçini ve dışını süsleyen çinilerden ötürü ”Sırça Saray” ya da ”Kasr-ı Kaşi” olarak tanımlanmaktadır. Topkapı Sarayı eklentileri içinde yer alan İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesinde bulunmaktadır.

İstanbul Çinili Köşk Müzesi

İstanbul Çinili Köşk Müzesi

Çinili Köşk, tarihi boyunca geçirdiği değişikliklere rağmen revaklı girişi, eyvanları ve çinileriyle Selçuklu tarzını aksettiren Osmanlı sivil mimarisinin İstanbul’daki tek örneğidir. Firuze, beyaz, mor ve lacivert renkli mozaik tekniğinde yapılmış çinilerdeki ahenk ileri bir süsleme anlayışını ürünüdür.

Müze girişinde, mozaik çinilerle süslü eyvanın altındaki kapının üzerini boydan boya dolanan kitabede, köşkün bitiş tarihi ile birlikte güzelliğinden de söz edilmektedir. Kitabede; ” Senin kapının içi, nimetlerle dolu olan Cennet’in önüdür. senin harimin Kabe gibi muhterem olmuştur. Senin kurulduğun yerin letafeti, ve havası, çürümüş kemiklere adeta can verir. Bu Kasr-ın önü, kerametinden dolayı mülk erbabının/Hükümdarlarının kıblesi, eşiğinin kutlu oluşundan dolayı din ehlinin kıblegahı, yücelik güneşinin doğduğu ve murad sabahının parladığı yer, göğün göz nuru, yeryüzünün ziynetidir.” Yazılmaktadır.  

1737 tarihinde bir yangın geçiren Çinili Köşk’ün revakları ve sütunları yanmıştır.Günümüzdeki 14 sütunlu mermer revak I. Abdülhamit zamanında yeniden yaptırılmış. Yangın sonrasında Çinili Köşk bir süre Saray Ağalarına tahsis edilmiş. 1875 yılında müze olarak kullanılmasına karar verilince içinde bir takım değişikler yapılmış. Müze olarak hazırlıklar tamamlanınca 1880 yılında İmpratorluk Müzesi/Müze-i Hümayun olarak ziyarete açılmış.

Aslında ilk İmparatorluk Müzesi, Topkapı sarayı sınırları içerisinde bulunan Aya İrini’de 1869 yılında kurulmuştu. 1872 yılında da Alman kökenli Dr. Fhilip Anton Dethier müdür olrak atanır. Ancak, Aya İrini yetersiz klınca Çlnili Köşk İmparatorluk Müzesi’nin yeni mekanı olur. 1881 yılında da Sadrazam Ethem Paşa’nın oğlu Osman Hamdi Bey’in müze müdürlüğüne atanmasıyla birlikte Türk müzeciliğinde yeni bir çığır açılır.

İstanbul Çinili Köşk Müzesi1939 yılında Topkapı Sarayı Müzesi bünyesine alınan Çinili Köşk’ün içindeki eserlerin büyük bir bölümü başka müzelere devredildi. 1953 yılına kadar da müze işlevini yitirdi. İstanbul’un fethinin 500. yılı olan 1953 yılında yenilenerek ”Fatih Müzesi” olarak ziyarete açıldı. Bu dönemde Fatih’e ait olan silahlar, elbiseler, fermanlar, resimler ve benzeri eserler sergilendi. Daha sonraları Türk-İslam Osmanlı Çini ve Keramiklerinin sergilendiği bir bölüm haline getirilen Çinili Köşk, konum olarak yakınlığı nedeniyle, 1981 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandı.

Çinili Köşk Müzesi’nin salon ve odalarında Selçuklu ve Osmanlı Dönemi çini ve keramiklerinin 12. yüzyıl sonu-20. yüzyıl başlarına tarihlenen örnekleri sergilenmektedir. Bu koleksiyonlardan seçilen çini ve seramikler; girişin solundaki odada Selçuklu Dönemi, sol taraftaki dışa açılan eyvanda Slip teknikli ve Milet işi, orta salon ile birlikte beş köşeli çıkıntılı odada İznik yapımı, Gülhane Parkı’na bakan sağ köşe odada Kütahya yapımı ve dışa açılan eyvanda ise Çanakkale yapımı eserler olmak üzere girişin solundan başlayarak devam eden bir yerleşim düzeni içinde sergilenmektedir.

Anadoluda çinicilik

İstanbul Çinili Köşk Müzesi

İstanbul Çinili Köşk Müzesi

Kendinden önceki Bizans sosyal mirasını anlamaya ve özümsemeye çalışan Anadolu Selçukluları Bizans mimarisinde çokça kullanılmış olan mozaik ve freskonun yerine mimari süsleme öğesi olarak çiniyi kullanmıştır.

Türk ve İslam dünyasında izleri 9.yüzyılda görülen fakat ağırlığı olmayan çini bezeme 13.yüzyılda Anadolu’da büyük bir atılım yapmıştır. Teknik anlamda seramik malzemeyle aynı imalat sürecine sahiptir. Bu iki malzemeyi ayıran unsur ise kullanım alanlarıdır. Seramik gündelik hayatta kullanılan eşyada, çini ise mimaride kullanılmıştır.  

İlk Müslüman Türk Devletini kuran Karahanlılar dönemine ait yapılarda görülmeye başlayan çini süsleme geleneği, Türk Çini Sanatının bin yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir.Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları tarafından çini süslemeleri devam ettirilmiş, Selçuklular, egemenlikleri altına aldıkları yerlerde inşa ettikleri pek çok cami, medrese, kervansaray, saray, türbe ve benzeri eserleri çinilerle bezemişlerdir.

Anadolu Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra, çini geleneğini sürdürme çabası, Anadolu’da kurulan Beyliklere düşmüş ve nihayet Osmanlı Devletinin kuruluşuyla yeni bir dönem başlamıştır. Beylikler devrine ait önemli eserler İstanbul‘da Çinili Köşk Müzesinde ve Berlin Devlet Müzesinde bulunmaktadır.İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesinde yer alan Çinili Köşk Müzesi koleksiyonlarında 11.- 20.yüzyıl başlarına tarihlenen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait 2000 civarında eser bulunmaktadır. Müze’nin koleksiyonlarını 1981 yılında konum olarak yakınlığı nedeniyle İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandığında mevcut olan eserler ile arkeolojik kazılarda bulunan, satın alma, bağış ve müsadere yoluyla giren eserler oluşturmaktadır.

Kaynaklar:

1) http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/

2) tr.wikipedia.org/wiki/İstanbul_Arkeoloji_Müzeleri

3) http://www.iznik.bel.tr/cini.html

 6,468 total views,  1 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir