Cote D’Azur’a Panoramik Bir Bakış

Civcivler yumurtaların kabuklarını kırıp, dışarı çıkarak yeni bir yaşama başlarlar  ya…    Biz de, eşimle birlikte bizi saran kabukları kırdık. Kalabalık turlarla seyahat etmek yerine,     önceden beğendiğimiz ve mutlaka görülmesi gereken bölgeleri, karı koca olarak gezmeye karar  verdik.

Le Loubet Marina Cote D'Azur

Evliliğimizin 40. Yıl dönümünde  Güney İspanya ya da Endülüs’ü bölge, Marbella’yı da merkez olarak seçmiştik. Marbella’dan katıldığımız özel turlar ve toplu taşım araçlarından yararlanarak Endülüs Bölgesinin yüzde 80’nini gönlümüzce gezmiş ve büyük keyif almıştık. Bu kez Güney Fransa ya da Cote D’Azur’u seyahat bölgesi olarak seçtik. Güney Fransa’da; başta Nice olmak üzere Cannes, Antibes, Milleneuve-Loubet , Nice, Eze, ,Monte Carlo, Monaco, Menton, Grasse ve Gourdon gibi turistik kentlerin bütününü içine alan bölgeye Cote D’Azur ya da Fransız Rivierası denmiş bir Fransız şairin bu adla yazdığı kitabına atfen.

Cote D’Azur’a etimolojik olarak baktığımızda ise “mavi kıyılar” anlamına gelen bu bölge, Güney Fransa kıyılarına verilen isim olarak karşımıza çıkıyor. İspanya’nın Cebelitarık Boğazı sınırından başlayıp, İtalya’nın çizmesine kadar uzanıyor. Cote D’Azur bölgesindeki konaklama yerimizi ise Dünya çapında yapılan devre tatil ve devre mülk değişim organizasyonu olan RCI kanalıyla rezerve etmiştik. Cote D’Azur’daki bir haftalık evimiz olarak tanımladığımız iki kişilik konaklama yerimiz, Nice Havaalanı ile Antibes’in tam orta noktasında, Milleneuve-Loubet kasabasındaki Hotel Syracusede bulunuyordu.

 

Le Loubet Marina Cote D'Azur

Konutumuzun balkonu otelin müşteri kabul bölümü ile denize bakmaktaydı. Önümüzde, 100-150 metre ileride Akdeniz ve plajları, batı tarafımızda ise 200-250 metre uzaklıkta Baıe-des-Agnes Marina ve Marina çevresinde yapılandırılmış Antik Babil’n Asma Bahçelerini katlayacak boyutlarda ve Akdeniz’in kıyısında dalgalanan beyaz yelkenler gibi devasa apartmanlar vardı.

 

Le Loubet Marina Cote D'Azur

Villeneuve-Loubet’te Marina’nın hemen önünde yer alan Appartement Marina Baie des Angesi’nin, kendi yemeklerinizi hazırlayabileceğiniz konaklama birimleri ile hizmet vermekte olduğunu öğreniyoruz..Google Earth’ta gördüğüm bu yapılara önce inanamamıştım. Kendine özgün tasarımı ve eşsiz mimarisi ile 20. Yüzyılın kültürel mirası olarak etiketlenmiş bu yapıların bulunduğu liman ‘’Melekler Koyu’’ olarak biliniyor.

Efsaneye göre, Cennetten kovulan Âdem ile Havva için melekler Dünyada bir Cennet aramışlar. Sonunda Baıe-des-Agnes olarak bilinen Cote D’Azur’daki bu Cennet koya Âdem ile Havva, yı getirilmişler. Diğer taraftan, marinayı tanımlayan sözcüklerin kökenini araştırdığımda,  Baıe-des-Agnes sözcüklerinin ‘’Defne ağaçları arasında’’ ya da ‘’Defne ağaçları yanında’’ anlamlarını taşıdığını da öğrendim.

Le Loubet Marina Cote D'Azur

Bilindiği gibi defne ve defne yaprakları barışı ve başlangıçta Âdem ile Havva’nın bulunduğu Cenneti çağrıştırmaktadır. Hotel Best Western Syracuse’de bulunan İki kişilik odamız, bir konutta bulunması gereken bütün donanıma sahipti. Açık mutfağında iki kişi için gerekli her şey vardı. Baıe- des- Agnes olarak bilinen Marina’nın 8 km doğusunda Nice Havaalanı, 18 km doğusunda Cote D’Azur’un merkezi sayılan Nice yer alırken, 8 km batısında Antibes ve 20 km batısında Cannes yer alıyordu.

23 Mayıs 2015 Cumartesi günü İstanbul Sabiha Gökçen’den saat 09.45’ te Pegasus Havayolları ile havalandık. Yaklaşık 3 saatlik bir yolculuktan sonra Nice Havaalanı’na iniş yapmıştık. Gümrük ve pasaport kontrollerinden sonra, saat 12.30’da havaalanından çıktığımızda, önceden rezervasyonunu yaptırdığımız Mercedes marka 7 kişilik bir transfer aracının sürücüsü elindeki Madam-Mösyö Akıncı yazan levha ile bizi bekliyordu. Eşimin bavulunu alarak bize yol gösterdi, transfer aracına bindirdi ve A8 paralı yoldan 15 dakikalık bir sürede bizi konaklama yerimize götürdü.

Le Loubet Marina Cote D'Azur

8 km’lik yolculuk için 50 Euro ödemiştik. Oysa ülkemizdeki Havaş gibi çalışan ve kişi başı 10 Euro karşılığında dış hatlar terminalinden transfer yapan 250 nolu otobüsler çalışmaktaydı. Bölgeyi tanımadığımız için gidişte bu yöntemi seçmiştik. Dönüşte özel transfer aracı yerine 250 nolu otobüsü kullanarak, 20 Euro karşılığında, Nice Havaalanı’na ulaşmıştık. Her neyse…Odamıza yerleştik, duşlarımızı aldık, İstanbul’dan getirdiklerimizle açlığımızı bastırdık.

Kaldığımız otelin çevresini tanımak istedik. Öncelikle sahile gittik. Ucu bucağı görünmeyen Cote D’Azur’un güneşli sahillerini tanımak istemiştik. Nice hava limanı deniz kenarına kurulduğu için, Nice ve çevresinde plajlar çakıl taşları ile kaplanmış. Böylece rüzgârın hava limanı pistine kum taşıması engellenmiş. Bu da doğal olarak hava limanına yakın yerlerin plaj kalitesini düşürmüş.

Çakıl taşlarından oluşan sahilde İnce kum yoktu. Hava serin olduğundan denize giren de yoktu. Sahile bakan site, villa ve otellere birkaç metre uzakta olacak şekilde, tahta tabanlı bisiklet ve yaya yolu yapılmıştı. Bu yolda yaklaşık 200-250 metre Nice tarafına yürüdüğümüzde, kasabaya adını veren Loup Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü yere ulaştık. 49 km uzunluğundaki bu nehrin Alplerde doğduğu yeri, iki gün sonra gerçekleştireceğimiz bir özel turda görme fırsatımız olacaktı.

Kıyıdaki bu kısa araştırmadan sonra, alış veriş yapabileceğimiz market aramaya başladık. Bize oldukça yakın bir alışveriş merkezinin de farkına varamadık bu arada. Üzerinde ‘’Casino Carburant’’ yazdığı için kumarhane olduğunu zannetmiştik. Oysa kumarhane zannettiğimiz bu merkez yiyecek ve içeceklerin yanı sıra giyim  kuşamın da satıldığı ultra süper bir alışveriş merkeziymiş. Oldukça uzaktaki bir marketten yiyecek ve içeceklerimizi alıp odamıza döndük.

Odamızda güzel bir çay demledik. Çayımız demlenirken de denizi gören balkonumuzda karnımızı doyurduk. Sonra da keyifle çaylarımızı içtik. Çay partisinden sonra eşim bavullarımızı açıp içindekileri yerleştirirken ben de, otobüs duraklarıyla tren istasyonlarının yerlerini keşfe çıktım. Bir sonraki gün 11 km batıdaki Antibes’e gitmek istiyorduk. Bu keşifte Google haritalardan öğrendiklerim çok işime yaradı.

Cote D’Azur’da ulaşım araçları mükemmel çalışıyor. İspanya sınırından İtalya sınırına kadar, her 35 dakikada bir tren gidiyor. Biz bulunduğumuz yerden, İtalya sınırındaki Menton kentine trenle bir buçuk saatte gittik. Üstelik gidiş ve dönüş için kişi başı 12 Euro ödeyerek. Sonuç olarak, yedi gece sekiz gün kaldığımız bu iki kişilik evimiz bize Cote D’Azur’un bütün kapılarını açtı. Gerek tur kiralayarak, gerekse toplu taşım otobüsleri ve trenden yararlanarak bütün bölgeyi gezdik eşimle. 

Le Loubet Marina Cote D'Azur

 4,148 total views,  3 views today

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir